7 Eylül 2017 Perşembe

31 günlük minimalizm - sadeleşme challenge'i : 3. Hafta güncellemesi


Serimizde 3. Haftayı da geride bıraktık. Bu haftanın en zor görevi sanırım duygusal anlamı olan eşyalardan ayrılmaktı. 

Bu hafta bir de ilk defa somut olmayan bir konuya, teknolojiye de değindik. e-kitaplardan bahsettik bolca mesajlarda. Kindle'ı olanlar, e-kitaba karşı biraz daha mesafeli duranlarla konuştuk.  Biraz telefonlarımızı, bilgisayarlarımızı dosyalardan vs temizledik. 

Bir haftamız daha kaldı. Bakalım bizi daha ne maceralar bekliyor.


15.       Gün: Ya lazım olursa eşyalarından 20/20 kuralı ile kurtulun. Sıklıkla eşyalara ya ihtiyacımız olursa diye düşünerek tutunuruz. Bilemediğimiz, şu an ihtimali bile olmayan farazi bir gelecek için onlardan vazgeçmeyiz. Bir tatile ya da yola çıkaren en uzak ihtimalleri düşünerek yanımıza çok fazla eşya alırız. Ama bu ya lazım olursa eşyalarına tutunmamalıyız. Bunlar da fazla eşyalar gibi sadece orda durup yer kaplar ve bizi ağırlaştırırlar. Ve çoğu zaman onlara hiç ihtiyacımız olmaz. Biz son zamanlarda ya lazım olursa türünden eşyalarımızın çoğunluğundan kurtulduk. 20/20 dediğimiz bir kuralımız var. Gerçekten ihtiyaç duyduğumuz bir şey 20 dolar / 75 TL altına temin edilebilir ve/veya maksimum 20 dk uzaklıktaki bir yerde bulunabilir. Şu ana kadar bu kural %100 işledi. Peki ya siz her tatilinizde neleri ya lazım olursa diye taşıyorsunuz ve hiç kullanmadan geri dönüyorsunuz?

16.       Gün: Size artık neşe vermeyen ama duygusal anlamı olan eşyalardan kurtulmak. Duygusal anlamı olan eşyalardan ayrılmak genellikle en zorudur. Bu yüzden bu adımı atmaya hazır olduğunuzda şu 3 şeyi aklınızda tutun: 1. Hatıralarımız eşyalarımızın içinde değildir, onlar bizimledir. 2. Anısı olan ama kullanmadığımız eşyalardan ayrılmak onlara yeni gerçekten ihtiyaç duyacak insanların ihtiyacını karşılayacak ve eşyalara yeni bir amaç verecektir. 3. Duygusal anlamı olan eşyaların hepsinden vazgeçmiyoruz, artık bakmadığımız, kullanmadığımız bize neşe vermediklerimizden vaçgeciyoruz ve elimizde bizim için anlamı büyük olan küçük bir kısım kalıyor. Onların değerini daha iyi biliyoruz böylece. Peki ya siz anı değeri olan eşyalarınızla ilgili ne yapıyorsunuz? Hem elinizden çıkaramayıp hem de sizi ağırlaştıran neler var? Peki bunlar bağışlanınca birilerine yarayabilecek eşyalar mı?

17.       Gün: Dağınıklıktan uzak bir araç bizim odağımızı yolda tutar.: Evet bugün konumuz arabalar. Evlerimiz gibi araçlarımızdaki dağınıklık da içimizin bir yansımasıdır: zihinsel dağınıklık, duygusal dağınıklık. İçi karmakarışık bir araba kaotik bir hayatın dışa vurumu olabilir. Gereksiz olan ne varsa ondan kurtularak ve sadece temel eşyaları (çocuk koltuğu, ruhsat vs) yolda da dağınıklığa takılmadan yoldan daha çok keyif alabiliriz.  Şimdi size bir öneri. Arabanız varsa bu haftasonu arabanızda ne varsa dışarı çıkarın. Ve sadece ihtiyaç duyduğunuz bir şey varsa onu geri koyun. Aynı evinizde bir odada yapılması hep önerildiği gibi. Sizce bu sizi nasıl hissettirirdi? Aracınızın kalabalık olması sizi rahatsız ediyor mu?

18.       Gün: Teknolojiyi biraz daha bilinçli kullanalım, bir rahatlatıcı olarak değil de bir araç olarak:  Kullandığımız araçlar kullananın niyetine göre iyi ya da kötüdür. Bir elektrikli testere arka bahçedeki yıkılma tehlikesi olan çürüyen bir ağacı kesebilir, Ya da aynı elektrikli testere birine zarar vermek için de kullanılabilir. Aynısı teknoloji için de geçerlidir. Twitter, Pinterest veya Google’ı hayatlarımızı zenginleştirmek için de kullanabiliriz. Ya da sosyal medya Bermuda Üçgeni’nde takılıp ekranın parlaklığında kaybolana kadar saatler geçirebiliriz. Telefonlarımızı muhteşem manzaraların fotoğraflarını çekmek, sevdiklerimize mesaj yollamak, bir parkın adresine bakmak ya da arama yapmak için kullanabiliriz. Ya da aynı telefonu durmadan mail kontrol etmek, bitmek bilmeyen durum güncellemeleri arasında gezinmek, sürekli anlamsız selfiler çekmek ya da etrafımıza odaklanmamızı engelleyecek buna benzer birçok şey için de kullanabiliriz. Uzun lafın kısası elektrikli testerelerimizi ve teknolojiyi nasıl kullancağımız bize kalmış. Araçlarımız sadece birer araç ve onları nasıl kullanacağımız konusunda sorular sormak bizim görevimiz. Eğer doğru kullanırsak bu araçlarla gerçekten dünyayı değiştirebiliriz. Ya da büyük zarar da verebiliriz. Peki siz elinizin altındaki teknolojiyi daha iyi kullanmak için neyi değiştirebilirsiniz?

19.       Gün :Dijital dağınıklık, fiziki dağınıklıktan farklıdır: Dünkü teknoloji önerisinden sonra dijital dağınıklığın ne olduğuna ve fiziki dağınıklıktan biraz daha az zorluk yaratan bir şey olduğunu hatırlamakta fayda var. Örneğin hiç onlarca kitabı bir uçak merdiveninde yukarı doğru taşımayı denediniz mi? Ya da bir düzine fotoğraf albümünü? Belki bir kütüphane dolusu DVD’yi? Eğer birine benzer bir şey yaptıysanız bile bunları dijital ortamda taşımanın ne kadar kolay olabileceğini bilir ya da tahmin edersiniz. Ama buna rağmen dijital kalabalık yine de sorun yaratabilir. Fiziki dağınıklığın aksine dijital dağınıklıktan tamamen kurtulamayabilirsiniz. Bu yüzden onu en rahat aradığınızı bulabileceğiniz şekilde düzenleyebilirsiniz. Mesela bilgisayarlarınızda, telefon ya da tabletinizde hatta kitap okuma cihazınızda bazı şeyleri değiştirebilirsiniz. İşte bir öneri: ayda bir kez bilgisayarınızdaki dosyaları düzenleyin, telefonunuzdaki gereksiz fotoğrafları silin (whatsapp’da bir ayar değişikliği ile ordan gelen fotoğrafların otomatik kaydedilmesini engelleyebilirsiniz), 1 aydan fazla süredir kullanmadığınız dosyaları arşivleyin ve bu arşivin bir back-up’ını alın. Sizin bu cihazları daha organize kullanmak için önerileriniz var mı?

20.       Gün: Bir eşyanın keyfini çıkarmak için ona sahip olmak zorunda değiliz:  Bir çoğumuzun kendimize ait bir basketbol sahası, bowling salonu ya da yüzme havuzu yoktur. Ancak çeşitli işletmeler ve tesisler sayesinde buralarda yapabileceğimiz aktiviteler için bir alana sahibizdir. Hatta artık günümüzde erişim sahiplikten çok çok daha önemli. Paylaşım ekonomisinin artmasıyla (Uber, Airbnb, Freecycle) artık büyüklerimizden çok daha farklı bir dünyada yaşıyoruz. Bir klikle yapılmış herhangi bir şarkıya, basılmış herhangi sayfaya ya da bugüne kadar vizyona girmiş bir filme ulaşmamız mümkün. Peki sizin nelere erişiminiz var? Paylaşım ekonomisinden hiç yararlandınız mı? Ya da bir e-kitaba şans tanıdınız mı?


21.       Gün: Temiz bir masa, sakin bir iş ortamının temelidir: Kendimize çoklukla daha verimli olmak için ne kadar çok ofis ekipmanına ihtiyaç duyduğumuz hakkında yalan söyleriz. Ve sonuç olarak biriktirdiğimiz sonu gelmeyen kağıtların yanı sıra masalarımızı dosyalar, zımbalar, post-itler, ataçlar, kalemler, highlighterlar, takvimler ve daha bir çok ofis eşyasıyla dağıtırız. Bunların hepsi dağınık ve stres yaratıcı bir iş alanı yaratır. Peki gereksiz olan her şeyden kurtulsak nasıl olurdu? Bir deneme olarak neden şuna bir şans vermiyorsunuz? Masanızdaki her şeyi kaldırın (ya bir kutuya koyun ya da gözünüzün önünden kaldırın; sonraki günlerde gerçekten ihtiyaç duyduğunuz şeyleri tek tek kutudan veya çekmecenizden alıp kullanın. Bunları masanıza geri koyun. Bir hafta sonunda kullanmadığınız diğer her şeyle vedalaşın. Bu eviniz için yapabileceğimiz #TaşınmaPartisi nin ofisiniz için bir minyatürü gibidir. Daha az eşya ile sakin, derli toplu ve odaklanmış olmanız çok daha kolaydır. Denemeye var mısınız? 

1. hafta derlemesi 
2. hafta derlemesi
4. hafta derlemesi

1 yorum:

  1. Iyi akşamlar,
    Eskilerden kurtulmakta zorlanan ve sanki herşeyin koleksiyoncusu gibi davranıp atamama hastalığına tutulmuş olan bana çok faydalı öneriler bunlar...Çok teşekkür ediyorum.
    Ayşegül

    YanıtlaSil