27 Aralık 2017 Çarşamba

Yeni yıla daha hafif girin: 4. hafta önerileri

 Evet son haftanın önerileri de geldi ve bir serüvenin daha sonuna geldik.

  1. Parçası eksik puzzle'lar
  2. Neyin parçası olduğu belli olmayan kablolar
  3. Yazmayan kalemler                
  4. Çalışmayan tüm aletler
  5. Eski okul kitaplarınız
  6. Eski organizasyon ya da şirketlerin kimlik kartları
  7. Gittiğiniz eğitim ve seminerlerin artık bakmadığınız notları (son bir bakın, önemlileri not alın)




24 Aralık 2017 Pazar

Yeni yılda sizi gerçekten ne mutlu edecek?


Bugün maillerimi temizledim. Inbox'ta yığılmış mailler bende sıkıntı yaratıyor. İş maillerimi organize ederken gösterdiğim özeni bugün sonunda gmail'den esirgemedim. Bu sırada da The Minimalist'in geçen sene severek okuduğum Five Steps Toward a More Meaningful Holiday Season yani Daha anlamlı bir tatile doğru 5 adım yazısını buldum. Çevirerek ve biraz kısaltarak paylaşıyorum. Bu da benden size yılbaşı hediyesi olsun, olmaz mı?

-----***--------
Oda dolu, herkes yerini almış. Dışarda hafif hafif kar yağıyor. Tarih 2012 Aralık. Camlar sıcaktan buğulanmış. Noel zamanı bir çocuğun hikayesini anlatarak başlıyorum.

"Bundan bir kaç hafta sonra, Noel sabahı, küçük Andrew hediyelerini açmaya başlar. İlk oyuncağı görünce yüzü kocaman gülümsemesiyle aydınlanır, gözleri mutluluktan parlar. Ama bir iki saniye sonra Andrew oyuncağı kenara atar ve ağacın altındaki yeni paketleri açmaya başlar. Kimi büyük, kimi ağır, kimi hafif... Her kutudan yeni bir oyuncak çıkar. Her paket açılışında kısa bir mutluluk anı yaşanır.

Bir saat sonra Andrew deli gibi ağlamaktadır. Ona göre bu tartışmasız geçirdiği en kötü Noel'dir.  Evet belki bir sürü hediye almış olabilir ama o, ne alamadığıyla çok daha fazla ilgilidir. : O istediği Power Ranger ; gizli gizli alırlar diye umduğu videogame sistemi, tüm arkadaşlarında olan tablet. Önünde duran tüm o oyuncaklar onda olmayanları hatırlatır.

Oldukça çocukça, biliyorum. Ama hepimiz aynı şeyi yapmıyor muyuz? Biz de çoğunlukla elimizdekilere bakıp daha fazlasına sahip olsaydık diye düşünmüyor muyuz? O yeni arabaya, o yeni kıyafetlere, o yeni iPhone'a gıpta etmiyor muyuz?"

Kalabalıktaki bir çok insan aynı şekilde hissederek başını sallıyor.

“Ya Andy önündeki oyuncaklarla mutlu olabilseydi? Ve tabii biz de?" diye sözün gelişi soruyorum.

Kısa bir suskunluktan sonra Ryan araya giriyor : “Bu aralar hediye sezonunun tam ortasındayız ” diyor mikrofonunu tutarak.

“Etrafınıza bir bakın. AVM'ler sürüyle insan dolu. Tüm vitrinler yılbaşı renkleriyle süslü. Her yerde yılbaşı şarkıları çalıyor. Yılbaşı dönemi resmi olarak başladı. Dükkan tabelalarına, billboardlara bakacak olarak hepimizin katılımı zorunlu. Tüm satıcılar bu döneme aylar önceden hazırlanmaya başlıyor. Amaçları sizdeki satınalma dürtüsünü harekete geçirmek. İndirimler, yeni ürünler, kocaman 2 sayfalık reklamlar, TV, radyo, sadece 1 günlük özel kampanya, En iyi fırsatı sen kap, Şimdi harekete geç. "

“Sorun şu ki, herkes yılın bu en neşeli zamanını bir şeyler satınalmakla eşleştirmiş durumda. Aslında hepimiz bu zamanın anlamlı olması için hediyelere ihtiyaç olmadığını biliyoruz. Bu dönem kendiliğinden güzel bir dönem, yılbaşı ağaçları altına konan üstü yaldızlı paketlerden dolayı değil.
The Minimalist'ten nostaljik foto: )
Burda demek istediğim hediye vermenin kötü ya da yanlış olduğu değil ama işin odağı tamamen hediye olduğu bu güzel dönemin asıl önemini unutuyoruz.
“Alışveriş yerine size daha anlamlı bir Noel geçirmek için 5 adım atmaya çağırıyorum" dedi Ryan.

1. Tatil indirimlerinden kaçının. Tüm bu indirimler dindirilmez alışveriş arzunuzu tetiklemek için, bunun yerine yerel işletmelerinizi destekleyin.
2. Hediye yerine zamanınızı verin. En güzel hediye varlığınızdır. Ya da aynı şekilde birine bir hediye yollamaktansa gidip onunla vakit geçirmek onun için daha anlamlı olacaktır.
3. Eşya değil deneyim hediye edin. Deneyimler sizle değer verdiğiniz insanlar arasındaki bağı güçlendirir. Evde hazırlanmış bir yemekten bir masaj seansına, bir konser biletinden beraber gün batımı izlemeye bir yerlere gitmeye bir çok şey düşünebilirsiniz.
4. Daha iyi hediyeler için sorun. Mesela size hediye almalarındansa bir vakfa bağış yapmalarını sormayı hiç düşündünüz mü? Bilseniz ki size gelecek hediyelerin parasıyla 3 çocuk burs alacak, sizi mutlu etmez miydi?
5. Siz de zamanınızı bağışlayın. Gönüllülük yapın. Konfor alanınızdan çıkın, görme engelliler için kitap okuyun, kimsesizler yurdunu ziyaret edin, düşünün. Mutlaka yapacak bir şey bulacaksınız.

Ryan bunları söyledikten sonra herkesin içine sindirmesi için bir an durdu. Kalabalıkta bir çok kişi katıldığını gösterircesine coşkuyla başını sallıyordu

"Eğer bunlar size vaaz gibi geldiyse özür dilerim, ben size vaaz vermek için burda değilim. Bunları yapmak zorundasınız demiyorum. Sadece biliyorum ki bir çoğunuz benim gibisiniz. Sadece, eğer siz de benim gibi bu durumdan şikayetçiyseniz bilin ki yapabileceğiniz çok şey var."

-----***--------

Yazı biraz Noel odaklı olduğu için bize biraz uzak noktalar taşısa da bizim için de yılbaşı hediye dönemi değil mi?

20 Aralık 2017 Çarşamba

Sizden Gelenler: Neleri azalmak sizi en çok hafifletti?





Sadeleşme yolcuğumuzun sonlarına gelirken geçen gün size "Sizi en çok neleri azaltmak hafifletti?" diye sordum. Sizden çok güzel cevaplar geldi:

-Çok sevdiğim elbisemi gerçekten ihtiyacı olan birine verince çok mutlu olmuştum.
-Çoraplar
-Sulu elektrikli süpürgem ve fazla ayakkabılarım
-Çocuğumun küçülen kıyafetlerini ihtiyacı olanlara iletmek
-Anneannemin ördüğü patikler, hatta her gün yanıma tertemiz 1-2 patik alıp yolda ihtiyacı olanlara verdim.
-Mutfaktaki plastik kaplar ve fazla kavanozlar
-Üzerime olmayan kıyafetler
-Ev kıyafetleri (hem kıyafet almışım, hem eskiyenleri ev kıyafeti yapmışım)
-Gardrop temizliği ve 2018 yılını almama yılı ilan etmek
-Oyuncak, pijama
-Deste deste bekleyen CD'ler
-Çeyizimle gelen bir sürü eşya
-2'şer 2'şer olan makyaj malzemelerim
-Hamilelik kıyafetlerim.

Peki sizi en çok hafifleten hareketler ne oldu?

Yeni yıla daha hafif girin: 3. Hafta Önerileri


Geldik 3. haftanın da sonuna. Bu tavsiyeleri gün gün takip edip uyguluyorsanız artık gözle görülür bir sadelik belirlemeye başlamış olmalı.

Bu hafta neler konuştuk peki?
  1. Kilerdeki ya da raftaki bakliyatlar, baharatlar ya da tarhana gibi toz ürünler
  2. Fazla nevresim takımları; her yatak için 2-3 set yeter de artar bile.
  3. Keçeleşmiş eski havlular
  4. Çocukların bebekken kullandıkları artık işe yaramayan minik havluları
  5. Çocuklar büyüdü ise eski battaniyeleri
  6. Parçaları kayıp oyuncaklar ve peluş oyuncaklar
  7. Çocukların artık üzerlerine olmayan kıyafetleri, ayakkabıları

16 Aralık 2017 Cumartesi

Neden Vazgeçemiyoruz?


Aralık ayında hedefimizi yeni yıla daha sade girmek diye koyduk ve her gün kendimize 1 konu seçip ona odaklanıyoruz. 
Instagram’daki hikayeleri gün gün takip ederek bize katılan ya da toplu olarak koyduğum postlara bakan kaç kişi var bilemiyorum ama sizden gelen mesajlar, postların altına yazılan yorumlar minik minik kıpırdanmalar olduğu yönünde. Bugünkü yazıya geçmeden önce hepinize bu yüzden teşekkür etmek istiyorum.
Gelelim bugünün konusuna. Bugün neden vazgeçemiyoruz ona eğilelim istedim. Çünkü bazen gözümüzün önünde bir yığın olduğunu görsek de elimiz onu düzenlemeye, azaltmaya gitmiyor.


Bakalım neden:

1. Suçluluk hissetmek: Annenizin size el emeği ördüğü (ama giymediğiniz kazak), kardeşinizin size mezuniyet hediyesi aldığı (ama hiç sizlik olmayan ) saat... Tanıdık geldi mi? Aslında eşyalara kimden ne amaçla geldi diye değil de hayatımızdaki önemi ve yerine göre bakmak gerekiyor. Kullanmıyorsanız, vedalaşın.

2. Duygusal bir bağ kurmak: Okuldaki ilk gününüzden kalma kalem, bebeklik battaniyeniz, teki kaybolmuş eski bir hediye küpeniz... Hepsine bakınca bir anı, bir yaşanmışlık var. Peki. Haklısınız. Ama burda bir kısıtlama getirmek şart. Mesela bir kutu belirleyip sadece ona sığacak kadar eşyayı saklayabilirsiniz. Bazı eşyaların ise fotoğraflarını çekip onu saklamak da bir öneri. Mesela ben davetiyeleri çok seviyor ama onları fiziksel olarak saklamak yerine fotoğraflarını bir ANI klasöründe saklamayı tercih ediyorum.

3. Bir gün ihtiyacım olur diye düşünmek: Mevsimsel bir kıyafet ya da spor aleti değilse "ya ihtiyacım olursa" düşüncesinden vazgeçmek gerek. Hiç kek yapmıyorsanız ya lazım olursa diye hem yuvarlak hem düz hem slikon vs derken 3-4 tane kek kalıbını saklamanın alemi yok mesela. Eğer bu tarz eşyalarda kararsızlık yaşıyorsanız bir zaman dilimi belirleyin mesela 3 ya da 6 ay gibi. O zamana kadar bu eşya(lar)yı bir yere kaldırın. O zaman dolana kadar kullanıp kullanmadığınıza göre kararınızı verin.

4. Çok para harcamış olmanız: Vitrinde sevdiğiniz bir markanın ayakkabısını görüp bir heves aldınız. Çok da para verdiniz. Ama gel gör ki dolabınızdaki hiçbir şeyle uymuyor. Ya da bir gün giyip parmaklarınızı nasıl sıktığını gördünüz ama değiştirmek için de süresi geçti. Verdiğiniz para da cabası. Genelde böyle durumlarda o eşya öööyle kalıyor bir dolapta. Kullanmayacağınız kesinse hiç kendinizi orda bekleyen eşyalarla sıkmayın, yapabiliyorsanız 2.el satışı deneyin, sevdiğiniz arkadaşlarınıza sorun isterler mi diye, sadece ayakkabı değil tabii çok para verdiğiniz için kıyamadığınız her şey için düşünün bunu. Ve vedalaşın.

Peki sizin bir eşyayı veremediğiniz durumlarda sizi en çok zorlayan neden ne? 

14 Aralık 2017 Perşembe

Yeni yıla daha hafif girin: İkinci hafta önerileri


Yeni yıla daha hafif girme çabalarımız devam ediyor. İkinci hafta önerilerimiz ise aşağıdaki gibiydi:

  •           Teki asla bulunamayan çoraplarınız : Bunlardan kukla yapmanızı önermiştim: ) Fotoğraflarla açıklamasını aşağıya bırakıyorum.
  •           Eşantiyon ürünler (şampuanlar,kremler...) : Çok seyahat eden biri iseniz ve yanınızda bunları taşıyorsanız OK ama her seyahatte sırf hoşunuza gidiyor diye alıp evde biriktiriyorsanız Hayııırr. Kullanabildiklerinizi kullanın. El&vucut kremlerini atın çantanıza, kış da gelmişken bol bol kullanın. Şampuanlar saçınıza uygun olmayabilir, onlarla da kaşmir gibi elde yıkamanız gereken kazaklarınızı vs yıkayabilirsiniz. Gerisi ise geri dönüşüme. 
  •           Son kullanma tarihi geçmiş kozmetik ürünler ve ilaçlar : Kozmetik ürünlerin tarihlerini kontrol edebileceğiniz siteler varmış. cosmetics check kelimeleriyle bakabilirsiniz. Sizden gelen bir öneriydi: ) Ne zaman kullanmaya başladığınızı hatırlıyorsanız üzerlerindeki 6M, 12M gibi yazılar da ayı temsil eder, yani ocakta açtıysanız ve 12M yazıyorsa bir yerlerinde bir dahaki ocak ayına kadar kullanabilirsiniz demektir. Süresi geçenlerin içini boşaltıp geri dönüşüme. İlaçları da ben ilacı çöpe, ambalajı geri dönüşüme şeklinde atıyorum.
  •           Elinizi sürmediğiniz saç bakım ürünleri: Sa.larınızla aranız benim durumumdaki gibi sorunlu ise bir türlü doğru ürünü bulamazsınız. Bu durumda sürekli farklı ürünler denersiniz, işe yaramayanlar bir kenarda bekler. Ben genelde ofise getiriyorum öyle ürünleri. Zaten bir iki kez kullanmış oluyorum. Saç tipi uygun başka bir arkadaşa veriyorum. Satılabilir diye de bir öneri de geldi. 
  •           Çocuğunuz varsa banyo oyuncakları, aman küfe dikkat diyorum. Bu oyuncakların içine kaçan sular küf oluşturabilir. 
  •           Kullanılmayan kavanozlar, biriktirilen yoğurt vs kapları.: Sürekli kullanılıyor ise tamam ama bu ürünler günlük hayatta yavaş yavaş birikiyor ister istemez. Konserve yapan tanıdıklara verebilir, evdeki plastik ürünleri değiştirebilir ve hala kaldıysa geri dönüşüme verebilirsiniz.
  •           Tabanı çizilmiş teflon tavalar: Aslında teflon tavanın hiç kullanılmaması öneriliyor ama birçoğumuzun evinde var sanıyorum. En azından çizik olup olmadığına dikkat etmeli. Çünkü teflon tavalar üretilirken kullanılan kimyasallar, tava çizildiğinde iyice ortaya çıkıyor ve yemeklere karışabiliyor. 
Sizin sadeleşme hareketiniz nasıl gidiyor?

İlk haftayı merak edenler için linkimiz şu.

11 Aralık 2017 Pazartesi

Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol


Gandhi’ye atfedilen bu sözü, gerçekteno mu söyledi pek de net bilinmiyor aslında. Ama bu durum, sözün geçerliliğini etkilemiyor. Hayatta neyi değiştirmek istiyoruz? Hayatımızı sadeleştirmek mi? Çevremizdekileri sadeleştirmek mi? Önce kendimizden başlamalıyız. Sadece sayısal olarak azalmanın bir anlamı yok. O sadece bir sayı. Tekrar yükselebilir. Önemli olan içsel olarak sadeleşmek, yavaşlamak. Aklımızı, duygumuzu sadeleştirmek, hani bir ara çok paylaşılan bir görsel vardı, özlüyorsanız arayın, görüşmek istiyorsanız davet edin…  önce bunlardan başlamak lazım sanki.