18 Kasım 2017 Cumartesi

Fast Fashion'a Karşı Biz Ne Yapabiliriz? | OKU: OVERDRESSED


Fast fashionu yeterince incelediysek son yazıdaki benim önerilerim dışında bu konuda gerçekten değerli bir kaynak olan Overdressed'de neler önerilmiş bir bakalım

1. Basit bir gardırobunuz olsun: aslında kapsül de dediğimiz içinde az ve birbiriyle uyumlu parçalar olan bir gardırop. Hem böylece gardırobunuzda ne var ne yok bilirsiniz. Kıyafete çok para da harcamamış olur tasarruf edersiniz. İyi giyinmek sürekli alışveriş yapmak değildir.

2. Kaliteli şeyler alın: uzun süre rahatlıkla giyebileceğiniz kumaşına dikişine güvendiğiniz kıyafetler alın.

3. Yerel alışveriş yapın: işin etik kısmına bakınca deniz aşırı ülkelerdeki ucuz işçiliği unutmamak lazım. Üretimi ülkenizde olan markaları tercih edin.

4. İkinci el alın: birinin çöpü diğerinin hazinesi demişler. Kıyafetlerin sürdürülebilirliğini arttırın. 

5. Dikiş dikmeyi öğrenin : Eskiden çok doğal olan bu beceriyi edinmek sizin de elinizde. Hem yeni şeyler üretin hem de elimizdekilere iyi bakın. 


12 Kasım 2017 Pazar

Kumaş çeşitleri nelerdir?

Geçen gün dolabımda rastgele kıyafetlerin etiketlerini paylasınca instagramda gelen mesajlar bu konunun birçoğumuz için hassas olduğunu ama yine çoğunluğumuzun bilgisinin eksik olduğunu gösterdi. Ben de bugünkü Pazar yazımı kumaş çeşitlerine ayırmaya karar verdim.

(dolabınızda sadeleşmeye niyetlendiyseniz şu yazıyı okumayı unutmayın; kıyafetlerinizi eledikten sonra en iyi şekilde uzun zaman kullanmak içinse bu yazıya bakabilirsiniz) 

Mesela yünü düşünelim. Ben eskiden yün kazağın düşüncesine bile dayanamazdım. Şimdi anlıyorum ki benim yün kazak sandıklarım %100 yün değilmiş ki, sentetikten örülmüş şeylermiş. Yün meğerse yumuşacık ve terletmeyen bir hammaddeymiş. 

Diğer çeşitlere geçmeden öncelikle bilinen ilk kumaşa gidelim mi?
Bilinen ilk kumaş, Çatalhöyük'te yapılan kazı çalışmalarında kendirden dokunmuş bir keten parçasıymış. Keten bugün de en iyi kumaşlardan biri sayılıyor. Pamuk ne kadar doğal olsa da ne yazık ki tarımında kullanılan ilaçlardan çok etkileniyor. Tabii "petrol" çıktısı olan polyestere göre daha iyi olsa gerek. Ama Keten bu anlamda da daha temiz. 

Kumaş çeşitlerini temel olarak doğql ve sentetik olarak 2'ye ayırabiliriz. Kumaşın doğallığı da dokunduğu ipten, ipinki ise onu oluşturan liflerden geliyor. Lifler hayvansal (yün, ipek) ya da bitkisel (pamuk, keten) ise doğal kumaştan bahsedebiliriz. Sentetik lifler ise sentetik ip ve dolayısıyla sentetik kumaş olarak karşımıza çıkıyor. Yarı sentetik ipler selüloz(odun hamuru) dan oluşup rayon denen bir kumaşa dönüşüyor.   Viskoz, modal, asetat olarak da bilinir (viskoz da kötüymüş meğer). Bambu da yarı sentetik. 

Sentetik lifler ise tamamen kimyasal yöntemlerle üretiliyor. Naylon, polyester, polyamid, bunların hepsinin yapıları pet şişeler ile aynı! 
Doğal Kumaş Çeşitleri ; Nefes alan, terletmeyen ve alerjik özellikleri olmayan, çabuk buruşup, ütülenmesi zor olan ve bakımı zor olan kumaş çeşitleridir.
1-İpek (Silk)
2-Keten (Linen)
3-Yün (Wool)
4-Pamuk (Cotton)
Neden sentetik kumaşlar tercih ediliyor diye sorarsanız ise Hammadde ucuzluğunun yanı sıra Sentetik liften yapılmış giysilerin iyi görünmesi de önemli bir nedendir. Şekil tutar, buruşmaz, kolayca yıkanır, dayanıklıdır, boyalar kolayca renk atmaz. Bu kolaylıklarının yanı sıra sentetik kumaşlar iki ciddi sakınca vardır: hava geçirmez ve toz ve kir parçacıklarını absorbe etme eğilimdedir.
Kumaş çeşidi diye aradığınız zaten onlarca çeşit çıkıyor. Bunun nedeni az hammadde olsa da dokuma çeşidine göre bir hammaddeden birçok farklı kumaş çıkması. Örneğin pamuklulara bir bakalım: 
Basma kumaş, Blucin, kot, denim kumaş (denim, Jean fabric), Çarşaflık kumaş, damask kumaş (Damask fabric), Diril Kumaş, Diyagonal kumaş (Diagonal fabric), Etamin kumaş (Cross-stitch fabric), Gabardin kumaş (Gabardine fabric), Gaz bezi (Gauze), Gömleklik kumaş (Terry Koton), Kaput bezi, Krep kumaş (Crepe fabric), Mermerşahi kumaş (Mermerşahi fabric), Müslin kumaş (Müslin fabric), Opal kumaş ( Opal fabric), Organze kumaş (Organza fabric), Ottoman kumaş (Ottohman fabric), Pamuklu Jorjet (cotton georgette), Patiska kumaş (Batiste) ve dahası...
Okurken yoruldunuz mu benim gibi :)
Alışveriş yaparken en iyisi etiket okumak. Zaten etiketlerde bu detay değil de hammadde yer alıyor. 
Amacınız doğal hammaddelerin peşine düşmek olsun. Ama tercihe göre belli oranda karışımlara da onay verebilirsiniz. %90 pamuk ve % 10 Likra gibi. Yukarda saydıgımız kolaylıklarından dolayı kıyafetin pratikliğini arttırmak amacıyla kullanılan ve kumaşı domine etmeyen oranda sentetik çok da sorun olmayabilir. Ama bu oran sentetik tarafında arttıkça nefes almama terletme özelliklerinin artacağını unutmayın. Özellikle de iç çamaşırında %100 pamuk tercih edin. Atlette ise sıcak tutması adına %100 yün tercih edebilirsiniz. 
Hangilerine karşı dikkat edeceğimizi tekrar edelim:


Polyester, Naylon, Lycra, Akrilik, Asetat, Rayon, 

Yarı sentetik ipler içinse ben içime sinen bir açıklama bulamadım. Viskoz, Modal İçin hiç sorun yok diyen de var. Sonuçta yarı da olsa kimyasal diyen de. Elinizde halihazırda bu kumaşlardan kıyafet varsa onları giyip o gün daha dikkat edin kendinize. Sizi nasıl hissettirdiğine. Nefes almadığını hissederseniz elimizdekileri eşer ve bir daha alım yaparken o kumaşlara dikkat edersiniz. 


Yorumlarınızı bekliyorum.

1 Kasım 2017 Çarşamba

Dolabınızı Nasıl Sadeleştirmelisiniz?



Sonunda Kasım geldi, uzun zamandır planladığım kıyafetlere dair her şey diyebileceğimiz kasım boyunca sürecek seriye “dolap sadeleştirme” konusu ile başlamak istedim. Herkesin sadeleşme alanında yaşadığı zorluk farklı olsa gerek. Hayattaki önceliklerimiz, zevklerimiz doğrultusunda kimimizin evdeki kitaplarıyla kimimizin dağılmış oyuncaklarla kimimizin ise kıyafetleriyle başı dertte.

Ben minimalizme ilk merak saldığımda kıyafetlerime çok ciddi bir eleme getirmiştim. Toplam kıyafetlerim bir şifonyer ile bir sıra askıya (bir gardırobun bir bölmesine) sığar hale gelmişti. Beni en çok zorlayan bir gün giyerim diye kenarda duran ama henüz bir kere bile giymemiş olduğum kıyafetlerdi.

Peki neden dolabımda bu kadar çok giymediğim kıyafet vardı?

Bunun ilk nedeni sanırım alınan- verilen kilolar. Çalışma hayatına girince hızla aldığım kilolar ama bu süreçte alışveriş yaparken hep ineceğim kiloya göre kıyafet almam günü gelip de gerçekten o kiloya düştüğümde ise artık o kıyafetin renginden modelinden sıkılmam ya da kilom düşse de bedenimin değişmiş olması… Sanırım bu birçoklarınıza çok da uzak bir hikaye değildir.

İkinci önemli neden ise kendimi ve gardırobumu yeterince iyi tanımamamdı. Kıyafetler veya ayakkabı alırken evde bununla birlikte giyebileceğim neler var (ya da daha güncel bir tabirle kombinleyeceğim) düşünmeden aldığım için tek başına çok güzel parçalar olsa da bir sürü kıyafet öyle kenarda kalıyordu. Ya da bir şeylerle uydursam da hiç istemediğim bir yerimi (mesela kalçalar…) vurguluyorlardı.

Bir başka neden de “ayıp olur” düşüncesi. Aileden ya da yakın arkadaşlardan gelen ama tarzım olmayan şeyler, şimdi gidip değiştirsem ayıp olur düşüncesi ya da daha da ilerisi el emeği şallar ya da dikim kıyafetler. Örneğin, annem terzi olduğu için tam da üzerime olan hatta bana en uygun kalıbı bulup onun üzerinden çeşitlemeler yaptığı çok elbisem vardı ama zaman geçtikçe her ne kadar modelleri tam cuk diye olsa da bu elbiselerin renk ya da desenleri bazen de kumasları beni rahatsız etmeye başlamıştı. Kendimi tanıdıkça renkler ve kumaşlar hakkında da daha seçici hale gelmiştim belki ama annemin oturup diktiği o elbiseleri elden çıkaramıyordum.

Ama bir noktadan sonra bir askıya en az 3 gömlek asıp çekmecelerimde bir şey bulmak için tüm her şeyi çıkarmam gerekince ve tabii o dönemde hayatıma da sadeleşme girince artık bir şey yapmam gerek dedim. 

Gelelim ne yaptığıma ve bu kadar çok kıyafetten nasıl içime sinen bir gardıroba kavuştuğuma (burda geçmiş zaman kullanmam gerek açıkcası, şu aralar yine alınan verilen kilolar ve hamilelik derken dolabımdaki en büyük sıkıntı 3 farklı bedende Hale’ye yetecek kadar kıyafet barındırması).

1. Bana çok uzak kilodaki kıyafetlerimi, yani giymek için 5 kilodan fazla bir farkım (az ya da çok) olması gerekenleri eledim. Bedenlerine göre ayırdım çünkü küçükler kadar az da olsa büyükler de vardı. Bir de iş ve günlük olarak da ayırıp Freecycle’dan verdim. Ben bunu yaparken henüz 2. El ürünlerin sitelerde satılması diye bir kavram ya da bu iş için app’ler yoktu. Bir elin parmakları kadar blogger kendi kıyafetlerini satıyordu. Ama yaygın bir şey değildi. Siz bugün bu işe kalkışırsanız
a.       İlçenizdeki Kıyafet kumbaraları
b.      Freecycle
c.       Giysi Takasları
d.      Modacruz, Dolap, Tarz2, Letgo gibi app ve siteler size yardımcı olacaktır.
Ancak lütfen şunu unutmayın kıyafetlerinizi birilerine bağışlayacaksanız / devredecekseniz onların lekesiz, temiz, mümkünsü ütülü ya da katlı ve tamir gerektirmeyen durumda olmasına özen gösterin.
Benimki gibi el işlerine meraklı bir anneniz ya da akrabanız varsa bağışlanamayacak durumdaki kıyafetleri ona bir gösterin, onların yaratıcılıklarını kullanarak neler yapacaklarını tahmin edemezsiniz.

      2. Mevcutta üzerime olan kıyafetleri tek tek giydim. Hatta kendimce kombinler yaptım. Beden olarak uyan ama gereksiz potu vs olanları tamirle toparlanmayacak gibiyse onları da eledim ve yine farklı kanallardan dağıttım (teyzeme verdiğim de oldu bir tanıdığa verdiğim de). Tadilat gerektirenleri annem sağolsun toparlattım. Geriye kalan alakasız renk, desen, kumaş vs alternatiflerle de içim biraz yansa da vedalaştım.
     
      3. Yukarıda söylediğim hediyeler, el yapımı ürünler de aynı şekilde dolabımla uyumlu değilse ya da beni rahatsız hissediyorsa gitti.
      4. Tabii hemen elimin gitmediği ama içime de çok sinmeyen bazı ürünler vardı, onları da inatla giymeye çalıştım. Farklı kombinler denedim. Baktım ki olmuyor, içlerinde rahat hissetmiyorum onlarla da sonraki zaman içinde peyder pey vedalaştım. Ve böylece tamamen içime sinen her parçasını severek giydiğim bir dolabım ol(muş)du.

Size iki pratik önerim daha var:
  1.       Sadeleşme hareketini zamana yaymak istiyorsanız dolabınızdaki tüm askıları terse çevirin, bir kıyafeti giydikçe onun askısını kendinize çevirin (tabii bunun için bir askıda bir kıyafet olması gerek). Belli bir zaman sonra, mesela 3 ay, hangi askıları hiç çevirmemişsseniz işte onlar elinizin gitmediği kıyafetler, rahatlıkla vedalaşabilirsiniz. Belki aralarında gece kıyafeti gibi gerçekten denk gelmediği için giyemedikleriniz vardır onları ayrıca değerlendirirsiniz.
  2.        Pinterest. Hep düğün, baby shower vs için fikir baktığımız Pinterest aslında stilinizi belirlemek için de çok iyi bir kaynak olabilir. Sokak stili, iş kıyafetleri gibi panolarınızı oluşturun, hayaliniz ile dolabınız ne kadar örtüşüyor ona bakın.
Ve bana kendi hikayenizi de yazın, ister burdan ister Instagram'dan. Sizin dolabınızda vazgeçemediğiniz parçalar neler? Nelerden rahatlıkla vazgeçtiniz? Sade bir dolap sizi daha mutlu ediyor mu?