31 Aralık 2014 Çarşamba

Yeni yılda sizi gerçekten ne mutlu edecek?

Bugün maillerimi temizledim. Inbox'ta yığılmış mailler bende sıkıntı yaratıyor. İş maillerimi organize ederken gösterdiğim özeni bugün sonunda gmail'den esirgemedim. Bu sırada da The Minimalist'in geçen sene severek okuduğum Five Steps Toward a More Meaningful Holiday Season yani Daha anlamlı bir tatile doğru 5 adım yazısını buldum. Çevirerek ve biraz kısaltarak paylaşıyorum. Bu da benden size yılbaşı hediyesi olsun, olmaz mı?

-----***--------
Oda dolu, herkes yerini almış. Dışarda hafif hafif kar yağıyor. Tarih 2012 Aralık. Camlar sıcaktan buğulanmış. Noel zamanı bir çocuğun hikayesini anlatarak başlıyorum.

"Bundan bir kaç hafta sonra, Noel sabahı, küçük Andrew hediyelerini açmaya başlar. İlk oyuncağı görünce yüzü kocaman gülümsemesiyle aydınlanır, gözleri mutluluktan parlar. Ama bir iki saniye sonra Andrew oyuncağı kenara atar ve ağacın altındaki yeni paketleri açmaya başlar. Kimi büyük, kimi ağır, kimi hafif... Her kutudan yeni bir oyuncak çıkar. Her paket açılışında kısa bir mutluluk anı yaşanır.

Bir saat sonra Andrew deli gibi ağlamaktadır. Ona göre bu tartışmasız geçirdiği en kötü Noel'dir.  Evet belki bir sürü hediye almış olabilir ama o, ne alamadığıyla çok daha fazla ilgilidir. : O istediği Power Ranger ; gizli gizli alırlar diye umduğu videogame sistemi, tüm arkadaşlarında olan tablet. Önünde duran tüm o oyuncaklar onda olmayanları hatırlatır.

Oldukça çocukça, biliyorum. Ama hepimiz aynı şeyi yapmıyor muyuz? Biz de çoğunlukla elimizdekilere bakıp daha fazlasına sahip olsaydık diye düşünmüyor muyuz? O yeni arabaya, o yeni kıyafetlere, o yeni iPhone'a gıpta etmiyor muyuz?"

Kalabalıktaki bir çok insan aynı şekilde hissederek başını sallıyor.

“Ya Andy önündeki oyuncaklarla mutlu olabilseydi? Ve tabii biz de?" diye sözün gelişi soruyorum.

Kısa bir suskunluktan sonra Ryan araya giriyor : “Bu aralar hediye sezonunun tam ortasındayız ” diyor mikrofonunu tutarak.

“Etrafınıza bir bakın. AVM'ler sürüyle insan dolu. Tüm vitrinler yılbaşı renkleriyle süslü. Her şeyde yılbaşı şarkıları çalıyor. Yılbaşı dönemi resmi olarak başladı. Dükkan tabelalarına, billboardlara bakacak olarak hepimizin katılımı zorunlu. Tüm satıcılar bu döneme aylar önceden hazırlanmaya başlıyor. Amaçları sizdeki satınalma dürtüsünü harekete geçirmek. İndirimler, yeni ürünler, kocaman 2 sayfalık reklamlar, TV, radyo, sadece 1 günlük özel kampanya, En iyi fırsatı sen kap, Şimdi harekete geç. "

“Sorun şu ki, herkes yılın bu en neşeli zamanını bir şeyler satınalmakla eşleştirmiş durumda. Aslında hepimiz bu zamanın anlamlı olması için hediyelere ihtiyaç olmadığını biliyoruz. Bu dönem kendiliğinden güzel bir dönem, yılbaşı ağaçları altına konan üstü yaldızlı paketlerden dolayı değil.
The Minimalist'ten nostaljik foto: )
Burda demek istediğim hediye vermenin kötü ya da yanlış olduğu değil ama işin odağı tamamen hediye olduğu bu güzel dönemin asıl önemini unutuyoruz.
“Alışveriş yerine size daha anlamlı bir Noel geçirmek için 5 adım atmaya çağırıyorum" dedi Ryan.

1. Tatil indirimlerinden kaçının. Tüm bu indirimler dindirilmez alışveriş arzunuzu tetiklemek için, bunun yerine yerel işletmelerinizi destekleyin.
2. Hediye yerine zamanınızı verin. En güzel hediye varlığınızdır. Ya da aynı şekilde birine bir hediye yollamaktansa gidip onunla vakit geçirmek onun için daha anlamlı olacaktır.
3. Eşya değil deneyim hediye edin. Deneyimler sizle değer verdiğiniz insanlar arasındaki bağı güçlendirir. Evde hazırlanmış bir yemekten bir masaj seansına, bir konser biletinden beraber gün batımı izlemeye bir yerlere gitmeye bir çok şey düşünebilirsiniz.
4. Daha iyi hediyeler için sorun. Mesela size hediye almalarındansa bir vakfa bağış yapmalarını sormayı hiç düşündünüz mü? Bilseniz ki size gelecek hediyelerin parasıyla 3 çocuk burs alacak, sizi mutlu etmez miydi?
5. Siz de zamanınızı bağışlayın. Gönüllülük yapın. Konfor alanınızdan çıkın, görme engelliler için kitap okuyun, kimsesizler yurdunu ziyaret edin, düşünün. Mutlaka yapacak bir şey bulacaksınız.

Ryan bunları söyledikten sonra herkesin içine sindirmesi için bir an durdu. Kalabalıkta bir çok kişi katıldığını gösterircesine coşkuyla başını sallıyordu

"Eğer bunlar size vaaz gibi geldiyse özür dilerim, ben size vaaz vermek için burda değilim. Bunları yapmak zorundasınız demiyorum. Sadece biliyorum ki bir çoğunuz benim gibisiniz. Sadece, eğer siz de benim gibi bu durumdan şikayetçiyseniz bilin ki yapabileceğiniz çok şey var."

-----***--------

Yazı biraz Noel odaklı olduğu için bize biraz uzak noktalar taşısa da bizim için de yılbaşı hediye dönemi değil mi?

26 Aralık 2014 Cuma

Pinterest'te dolaşırken aklımı çelenler

Kimi zaman hayalgücümüzü biraz tetiklememiz gerekiyor, bu anlarda en büyük yardımcılardan biri Pinterest desem abartmış olmam değil mi?

Çok tatlı fikirler ortada dolanırken insan gerçekten hepsini yapsam istiyor.

En son gördüğüm ve harika bulduğum şey: The Giving Plate. Fikir şu, bir tabak alıp içine hazırladığınız bir tatlıyı/ yemeği / kurabiyeyi koyup birine giderken hediye götürüyorsunuz ama o tabak onda kalmıyor, o da zinciri devam ettiriyor çünkü bu bir paylaşma tabağı. Yapması da çok kolay ve içindeki yiyecek bitince de çok sürprizli: Bir seramik tabağı alıyor ve içine Sharpie kalemle mesajınızı yazıyorsunuz ve tabağı 30dk 150 derecede fırınlıyorsunuz.
Genel mesaj şu şekilde: Bu tabağın bir sahibi yok, bu tabak evden eve sevgi taşıyor. 
Böylece size gelen yemeğin tabağını dolu geri verme de bitiyor, onun yerine tabağı yeni sahibine veriyorsunuz.

Hediye olarak birine para vermek istiyorsunuz, mesela bir düğünde ya da mezuniyet hediyesi olarak. Makul görülen bir zarf içinde vermek ama ya biraz yaratıcılık katılsa? Detaylar linkte.
Giving money as gifts



İşte bir yeni anne için hazırlanan yemek fikri daha: ama sadece pişirmekle kalmamış bir de güzel paketlemiş.




En iyisi ben bu postu burda bırakıp kendimi pinterestin sayfalarına bırakayım: )






2015'in hediyeleri hazır mı?

Blog açıldığından beri hediye konusu bir çok yazıda kendine yer buldu. Hem minimalist olup hem hediye seçmek zor iş. Çok kısaca hatırlamak gerekirse:

1. Deneyimsel hediyeler: Konser bileti/ yemek hazırlamak/ masaj hediyesi...

2. Dünyadaki karbon ayakizini notrleme fırsatı

3. Bebekli aileler için bebek bezi pastası

4.  Yeni doğum yapmış annelere giderken öneriler

5. Hamileler için hediyeler

6. TEMA / Çekül gibi kuruluşlardan doğal hayata katkı fırsatı


Bu sene sona ererken sona kalan ve alternatif güzel bir hediye arayanlara ise çözüm Denizden İnciler'den geldi. Deniz, blogunda ev yapımı çikolatalardan, kavanozda hazırlanmış çikolatalı peeling karışımlarına tatlı mı tatlı hediye öneriler hazırlamış.

Tarifler bu linkte. Kendinden bir şey katarak hediye hazırlamayı sevenler kaçırmasın diyorum.

30 Ekim 2014 Perşembe

Instagram'da kaybolmayın, anneler top 10'una göz atın

Bloglar, facebook, twitter ve instagram... Sırayla hayatımıza girdiler. Gençlerin facebook out instagram in söylemleri bir yana dursun anneler tüm bu mecraları ele geçirmiş durumda. Eh ben de anne olur olmaz minimalist anne etiketleriyle bu konuda kendimce ahkam kesmeye başladım: )

Peki bu kalabalık ortamda kimi izlemeli?

Hamilelikten bu yana kimleri okudum, kimlerden öğrendim ve kimlerle eğlendim işte bu yazıda:

Kadıköy anneleri sitesinden okumak için buyrunuz.

27 Ekim 2014 Pazartesi

Ekim bitmeden siz de kendinizi kontrol edin e mi?

Ekim ayının Meme Kanseri Farkındalık Ayı'ymış. Ben de bizim kızlarla konuşurken öğrendim. Annem çok yeni bu süreçten geçtiği için hemen meme kanseriyle ilgili son istatistiklere ve nasıl kendimizi kontrol edeceğimize baktım ve Kadıköy Anneleri'ne yazdım.

Unutmayın; her adet dönemi mutlaka kendimizi elle de kontrol etmeliyiz. Bu kontrol adet başlangıcından 5-7 gün sonra yani hormon etkisinin en az olduğu dönemde yapılmalı. Kendi kendini kontrol etmek size vücudunuzu daha iyi tanıma ve böylece olursa bir değişiklik durumunda hemen fark etmenizi sağlayacaktır. Elle kontrolde en etkin yöntem aynaya bakarak görünür bir değişiklik olup olmadığına bakıp sonra yatarak elle muayene yapmaktır.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayın.

Bugün bir Kaan doğdu, eve mutluluk doğdu


Bebekle yoga dersinde öğrendiğimiz bir çok şarkı var. Benim dilime pelesenk olan ise Bay Güneş ve Bugün bir bebek doğdu şarkıları. Bay Güneş'in tam orijinalini hatırlamıyorum ama Bugün bir bebek doğdu Mockingbird diye bilinen bir ninninin türkçeleştirilmişi. Biz her akşam onu da kişiselleştirip "Bugün bir Kaan doğdu, eve mutluluk doldu" diye değiştirip Kaan'a bir gece uykusu rutini oluşturmaya çalışıyoruz.

Peki Kaan nasıl doğdu, bu beklenmedik sevgi nasıl oldu Kadıköy Anneleri'ne yazdım.

Yazıyı okumak için bu cümleye tıklayın.




13 Haziran 2014 Cuma

Daha az, daha da

Geçen gün The Minimalists'ten bir mail geldi: son yazılarında güzel bir hatırlatma yapmışlar. Derler ki


Minimalizm diyince sadece atmak, azaltmak, vazgeçmek vs geliyor. Oysa bu eksik bir tanım. Tabii ki fazlalıklardan kurtulmak bunun bir parçası ama temel noktası eşyaya odaklanmak değil. Odak noktası, daha fazla için yer açmak. Neyin mi daha fazlası? daha fazla zaman/ tutku / deneyim / gelişim / katkı / mutluluk / özgürlük. Evimizdeki ya da hayatımızdaki fazlalıklardan arınmak işte tüm bunlara yer açmak için bir araç.

Konu dışı: Yeni annelerin sosyal hayat çıkmazı ve Sinebebe

Bir filme gittim ve tüm hayatım değişti.

Doğum yaptığım gün bir arkadaşım whatsapp'tan bir foto yolladı, bir ilan. Mart sonu ve Nisan basında olacak bir anne-bebek film gösterimi. Henüz 10gunluk olacak bebeğimle gitmeyi hayal bile edemedim ama Sinebebe ismini de aklıma kazıdım. Kaan 1 ayını devirdiğinde günlük rutinimizin içinde her gün sokağa çıkmak, bazen bir kafede oturmak yerini almıştı. Artık gözüm yükseklerdeydi. Ben de sinemaya gitmek istiyordum. İnternette Sinebebe diye çok aradım ama tek bulabildiğim bloglarda çıkan basın bülteninden çıkma basma kalıp haberlerdi. Artık anneler de sinemaya gidebilecek, bebeklere özgürlük vs vs. Bir tanecik bile "Ben gittim çok da güzeldi, bir dahaki de şu tarihteymiş" diye bilgi bulamadım. Biraz da ondan bu kadar detaylı anlatışım.

Derken Sinebebe'yi Başka Sinema düzenliyor madem, her şeyin cevabı da Twitter'da ise ordan yazayım dedim ve Bingo! Bir sonraki seans 15 Mayıs cevabı aldım. Keske nerde olduğunu da ya da ayrıntılı bilgiyi nerden bulacağımı da yazsalardı(hep övmek olmaz, biraz da eleştiri). Sonuçta Facebook'a da bakayım dedim ve ordan yerleri öğrendim. 15 Mayıs'taki film gösterimi Moda Sahnesi'ndeydi. Ancak yer pek doğru bir seçim değil. Sinema salonu altta. Arabalarla inmek çok zor ( ki herkes bebek arabasını yukarıdaki kafede bırakmıştı zaten). Genel tavır hoş olsa da bilet alırken gişedekilerin konudan pek bir uzak olmaları enteresandı.
Seans sonrası yüzler gülüyor


5 anne olarak Lunchbox isimli bir Hint filmi izledik. Benim dışındaki 4 anne ve bebekleri beraber gelmişlerdi. Sonra sağ olsunlar beni de aralarına aldılar, tanıştık. Aralarında bir whatsapp grubu vardı, beni ona eklediler ve sayelerinde bir anne olarak bebeğimle tek yapabileceğim şeyin sokağa çıkıp iki tür atıp dönmekte sınırlı olmayacağını keşfettim.




O annelerden en bizi organize edeni eşiyle kafa kafaya verip bir de site kurdu: www.kadikoyanneleri.com. Sitenin içinde sitenin kuruluş amacı vs her şey tüm detayıyla yazıyor zaten. Çok güzel bir lokal hareket. Aslı biz annelerden de aldığı konuk yazılarla, çevrede gerçekleşen etkinlikleri bildirerek, bebek dostu mekanları tanıtarak dolu dolu bir site oluşturuyor gün be gün.

Bugün yine bir Sinebebe seansı vardı. Capitol ve Avrupa yakasında durum nasıldı bilmiyorum ama Rexx sinemasında sadece Kadıköy anneleri vardı.

Bu yazıdan 3 elma düşmüş. Biri böyle güzel bir fikirle annelere sinema keyfi yaşattığı için Başka Sinema'ya ( daha çok seans istiyoruz ve de bu iki film de harikaydı diyoruz)
Biri kapısı herkese açık olan, annelerin sosyalleşmesine uğraşan Kadıköy Anneleri'ne.
Sonuncusu da varlıklarıyla hayatımıza mutluluk, neşe katan ama bir yandan da bizi sudan çıkmış balığa çeviren bebeklerimize.

Son olarak bu da benim Kadıköy Anneleri'ndeki yazım :
Arkadaşların hayatımızdaki yerini sorgulamaya gerek yok sanırım. Hayatın her evresinde sevincimizi hüznü onlarla yaşıyor ve birçok zaman onlardan destek alıyoruz. İlk cocuğa hamileliğinizde, eğer rahat geçiyorsa sadece ufak kısıtlamalarınız olduğu için hayatınız çok etkilenmese de doğumla birlikte sosyal hayat kavrami bir sure rafa kalkıyor. Sanki tüm hayat evde geçecek gibi geliyor
 Gerisi için : http://kadikoyanneleri.com/2014/06/sosyal-hayat-cikmazi/

4 Haziran 2014 Çarşamba

Temellere geri dönüş: Sadeleşme için 15 öneri

Bugün biraz temel bilgileri hatırlayalım istedim. Minimalizmin, sadeleşmenin temelinde decluttering yatıyor yani evdeki yığınların temizlenmesi- derlenip toplanması.

En sevdiğim sitelerden biri olan zenhabits.net'te 2007 tarihli bir gönderi var. Acaba ben nasıl yapabilirim diye düşünenlere paket program değerinde.

  1. Her gün 15 dk ayırın: Her gün sadece 15 dk ayırarak yavaş gelse bile ne kadar ilerleme göstereceğinize inanamazsınız.
  2. Eve sürekli yeni şeyler almayın. Sadeleşmeye başlamadan önce evi doldurma alışkanlığınızı durdurmayı deneyin.
  3. Sadeleşme yolunda ayırdığınız eşyalardan uygun olanları birilerine verin/ bağışlayın, böylece ayırdığınız eşyalar da boşa gitmemiş olur.
  4. Ufak bir tablo yaparak hedefinizi görselleştirin— günlük ya da haftalık yapabileceğiniz bu tablolarda x gün salon, y gün banyo; bugün eşyaları kenara ayır, yarın eşyaları ayrıştır gibi hedefi netleştirip kendiniz için kolaylaştırabilirsiniz.
  5. Kapının köşesinden başlayıp tüm odayı dolanın. Önce ortalıktaki şeyleri ayırın, masa üstleri vs gibi. Sonra 2. bir tur atıp bu sefer daha derine inin (dolaplar, çekmece içleri)
  6. Bir şey yapmak için mutfağa girdiğinizde mutfağı toparlayın. Buzdolabına bakmayı unutmayın.
  7. Bir şey aldıysan 2 tanesinden kurtulun.  Ne zaman yeni bir şey alsanız 2 eski şeyle vedalaşın. .
  8. Depo yerinizi küçültün. Depo alanı küçük olursa içine doldurulacak şey de az olur.
  9. Giysi kuralı: Bir giysiyi 6 aydır giymediyseniz başka birine verin.
  10. 1 yıl kutusu: Kenara ayırdığınız ya da ayırmak istediğiniz ama evden çıkarmaya elinizin gitmediği eşyalar için bir kutu bulun ve bunları bu kutuya koyun. Kutunun ağzını kapatıp üzerine bir sene sonrasının tarihini yazın. Eğer bir yıl içinde o kutuyu hiç açmak zorunda kalmadıysanız içindekilere de ihtiyacınız yok demektir.
  11. Her seferinde bir odada çalışın. Bir yeri bitirmeden diğerine atlamayın!
  12. Alışverişe gittiğinizde bir şey almak isterseniz önce not edin. Bu sizi biraz yavaşlatacaktır. Sonra düşünün: gerçekten ihtiyacım var mı?
  13. Eşyaların sadece eşya olduğunu hatırlayın. Değer onların kendisinde değil sizin duygularınızdadır.
  14. Eşyaları elden geçirirken güvendiğiniz bir tanıdıktan yardım alın. Onlar sizin eşyalarınıza karşı duygusal bir bağ kurmadıkları için daha objektif olacaklardır.
  15. Arkadaşlarınıza eşya vermekten çekinmeyin: Okuduğunuz kitaplar, oyun setiniz... Kullanılabilir ve temiz durumdaki şeyleriniz için arkadaşlarınıza öneride bulunun.

Gerçekten işe yarayacak babyshower hediye fikirleri

Bir arkadaşınız, tanıdığınız ya da aile üyesi bebek bekliyor. Babyshower yapacak ancak liste yayınlamamış. Siz de çocuğunuz olmadığı için ne lazım bir fikriniz yok. Bebek pastası gibi zahmeti ya da hediye çeki gibi bir şeyle değil ihtiyacı olacak elle tutulur bir hediye ile gitmek isiyorsunuz. Lütfen bir takım yeni doğan body seti almayın. İşte benden pratik hediye önerileri:

1. Bir babywearing ürünü: kanguru değil. Pouch ya da wrap sling ya da bir mei-tai. Fiyatı 100-150 TL arasında değişiyor. Tek ya da bir arkadaşlar birleşip alabilirsiniz. 

2. Body kadar klasik bir hediye de battaniyedir. O battaniyeyi bırakın ve yerine bir (hatta 2 paket) müslin örtü seti alın. Gerektiğinde battaniye olarak da kullanırlar merak etmeyin. 

3. Sadece hamileler değil bebekler ve emziren anneler de ilaç kullanma konusunda sıkıntılıdırlar. Annelerde baş ağrısı, bebelerde diş ağrısı gibi sorunlar için doğal bir yöntem olan kehribar kolye. 

4. Yine bir kaç kişi (hatta çok kişi ) birleşip alınabilecek bir hediye de bebek fotoğraf çekimi. Yeni doğan bebekler için doğumdan sonra 1 ay içinde yapılmak üzere fotoğrafçı id anlaşılabilir. 

5. Bebeklerin burnu pek tıkanıyor. İçinde bol bol serumfizyolojik ve bir nazal aspiratör olan bir burun bakım seti hazırlayabilirsiniz. 

6. Doğum yakınsa süt yapsın diyerek bir emzirme sepeti hazırlayabilirsiniz. İçine anneler için süt yapan çayların yanı sıra emziriken acıkacak anne için kuru meyve, taze fındık ceviz badem, her yerde  rahatça emzirebilsin diye bir emzirme önlüğü koyabilirsiniz. 

7. Annenin yakınlarında uygun bir merkez varsa ona bir saatlik emzirme koçluğu ya da bebek masajı öğrenme dersi hediye edebilirsiniz. 

8. Kundaklamak yeniden in. Bebekler sıçrayıp uykularını bölmesin diye yarım kundak yapılmaları öneriliyor. Hazır kundaklardan alabilirsiniz. 



Minimalist annenin vazgeçilmezi : Müslin örtüler

Müslin bezler her anne tarafından keşfedilmeli. Ben önce bir 6'lı set almıştım, üzerine bir de 2'li daha aldım. İlk aldığım set Mothercare'den açık sarı bir setti. Diğerini ise Pratik Anne'den aldım. Onlar daha renkli. Ne yalan söyleyeyim mothercare'inki daha doğal geliyor bana, bu kadar doğal bir bezin bu kadar canlı renklerde olması değişik geliyor belki de fikir olarak.

Bu çok işlevli bezlerin kullanım yerlerini Pratik Anne firması çok güzel özetlemiş. Ben de ordan alıp yazıyorum. Bir bez, bin marifet:
- Ter ve ağız bezi
- Banyoda yıkama bezi
- Gaz çıkarırken omuz örtüsü
- Emzirme önlüğü
- Alt değiştirme örtüsü
- Yemek yerken önlük
- Banyodan sonra nem bezi
- Denizden sonra havlu
- Güneş ve rüzgara karşı battaniye
- Bebek bezine ilave kat
- Ana kucağı ve puset için baş altı örtüsü

Minimalist annelere en güzel hediye

Bu blogu ilk açtığımda ortada bırakın çocuğu bir evlilik bile yoktu. Ve o ilk yazımda biraz da kulaktan dolma bilgilerle minimalist hediye fikirleri verirken öneri listesini "çocuk bakmak" diye bitirmiştim. Ne kadar değerli bir tavsiye verdiğimi şimdi anlıyorum:)

Ben şanslı yeni annelerdenim, annem yakınımda. Gündüz ya da gece çocuğumu bırakabiliyorum ama etrafımda ailesi uzakta olan anneler var. Bebeği/çocuğu ister küçük ister büyük olsun her anne yardıma ihtiyaç duyar. O yüzden yeni doğum yapmış bir arkadaşınıza gidecekseniz işte size manevi hediye önerileri:

Yakın arkadaşlar için

1. Bebeğine bakayım sen de bir tür at gel istersen, kuaföre git yürüyüşe çık.
2. Bebeğini doyur ve bana bırak ben oyalarım, uyuturum, sen de uyu( özellikle ilk 40 gün altın değerinde bir öneri olur)
3. Yapılacak ütü var mı?

Eğer çok yakın değilseniz bu öneriler biraz fazla samimi geliyorsa herkeste işe yarayacak bit şey: yemek yapın. Annenin iyi beslenmeye ihtiyacı var. Eğer aile desteği yoksa emzirme-alt değiştirme maratonunda hele de bebeğin düzeni tam oturmamışken yemek yapmak çok isabetli bir yardım/ hediye.

Yemek yapıp götürebilirsiniz, buzlukta saklanıp yemek yokken indirilebilecek pratik şeyler yapabilirsiniz, gidip orda yemek hazırlayabilirsiniz.

Bonus: Anneden bebeği bir 15-20dk alarak onun bir öğünü sakince yemesine yardımcı olabilirsiniz.

30 Mayıs 2014 Cuma

Minimalist anneye wrap sling ve diğer babywearing ürünleri

Hamile olduğumu öğrendiğimde ilk işim bloglara sarılıp diğer annelerin tecrübelerini okumak oldu. Bazen saatlerce sayfadan sayfaya atlar işime neler yarayacak, eksiklerimi nasıl tamamlarım diye listeler yapardım. Babywearingle yani bebeğini kanguru dışında sana yakın bir şekilde bağlayarak senin bir parçanmışcasına taşıma ile de bu dönemde tanışmıştım.

Babywearing'i kangurudan ayrı tutmamım nedeni kangurudaki bebeğe nazaran bu yöntemde bebeğin daha doğal şekilde annede olması ve kangurunun genelde 9 kg gibi bir sınırı varken babywearing ürünlerinde bu sınırın 14-15 kg'lere çıkması.

Babywearingde bebeğinizin bacakları sarkmıyor. Yani tüm kuvvet bebeğin pelvis bölgesine binmiyor. Bacaklar m şeklinde açılıyor ve bu pozisyon onun kalçası için de çok ideal. Peki neler var kullanabileceğimiz?

Wrap sling: şimdilik favorim bunlar. 4,55cm boyuyla dola dola bitmeyecekmiş gibi hissedilse de kısa sürede alışılıyor. Bebeğiniz yenidoğanken içine yerleşiyor, biraz büyüyünce ise bacaklar dışarda kucaklama pozisyonunda taşınıyor. Önde yanda ve hatta arkada taşıma şekilleri mümkün. Ayrıca uzun bir kumaş olduğu için yeri geldiğinde battaniye, puşet örtüsü vs gibi amaçlarla da kullanılmaya uygun. Taşırken ellerin boşta kalması, bebeğin o rahatsız sıkışıkmış gibi görünen pozisyondan mutlu olması ise en büyük avantajları.

Mei tai'lar: çantaya benzeyen bir sistem. Bana göre biraz daha büyük bebeklerde kullanmak için daha ideal. Kanguruya benzese de bacakları tutuş şekli ve bebekle aranızda bir şey olmaması gibi farklılıkları var.

Pouch sling: tek omuzdan geçen bir sistem. Severek kullananı çok. İki dezavantajı var: hep tek elle desteklemel gerekiyor, ağırlığı tek omuza bindiriyor.

Hepsinde gizli şekilde emzirmek mümkün hatta bu yönüyle emzirme önlüğünü de gereksiz kılıyor.

Fiyat olarak da gayet uygun ürünler. En pahalısı 200 TL. Hatta uygun kumaşları bulursanız kendi wrap sing ya da pouch slinginizi yapmanız işten bile değil.

Ben bir vasıtaya bineceksem kesinlikle slingle çıkıyorum yoksa puseti taksi dolmuş gibi araçlarda kullanmak çok zor. Bu nedenle ilk dönemlerinde puset kullanmayan anneler bile var. Tüm bu özellikler bu ürünleri minimalist annelerin listesine sokmaz mı sizce de?

Ayakkabılar, kadınların en büyük sınavı

Kadınların birçoğunun en zayıf noktasıdır ayakkabılar. Ne kadar çok olsa da hiçbir zaman yetmezler. Her kıyafete uygun ayrı renk, bazen de aynı rengin farklı modelleri derken bir ayakkabı dolabı yetmemeye başlar.

Minimalizm ve ayakkabı sorunsalı
Eğer sadeleşme yolunda ayakkabılarınız için bir azalma yoluna gidecekseniz şöyle bir önerim olacak. Nasılsa klasik, her renge gider diyerek bir çift siyah bir çift kahverengi yerine biraz daha cesur bir renk kullanın. Mesela yazın yeşil kışın mürdüm ya da bordo gibi. Böylece hem içiniz açılır hem de seçtiğiniz rengi bir üok farklı şeyle kombinleyebilirsiniz. Bir de ucuzlukta kendini kaybedip asla giymeyeceğin ya da tadilata ihtiyaç duyan ya da ayağınızı vuran/ kokutan vs ayakkabılar var. Onlarla çoktan vedalşamanız gerektiğini hatırlatmaya gerek var mı?

Unutmayın ki alışveriş yaparken kendinizi anın büyüsüne kaptırmamak lazım. Yoksa dolabınız ya da tarzınızla alakasız şeyler alıp alıp dolabınızı tıka basa doldurduğunuz halde giyecek hiçbir şeyim yok demeniz işten bile değildir. 

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Bebekler için oyuncak gerektirmeyecek oyunlar

Minimalizm, çocuklu aileler için bazen çok zorlayıcıdır. Yeni bir şey alındığına eski bir şeyin verilmesi ( one in- one out) pek işle(ye)mez. Oyuncaklar evi işgal eder.

Blogger GeCe herkesin aynı oyuncaklara erişemeyeceği fikrini de göz önünde tutarak bebeklerinizde oynayabileceğiniz oyunları derleyen bir site yapmış. Üstelik yaş kategorisi bile koymuş:bebekler için oyunlar

Aktif güncellenen de bir site olmuş. İçinde ce-e gibi klasik oyunlardan ev yapımı sürpriz yumurta gibi ilginç fikirlere bir çok öneri var. 

Kaan'a hoşgeldin partisi / babyshower

Aslında amacım birebir Kaan'a ne yaptığımızı anlatmaktan çok babyshower konusuna değinmek. Bunu ilk defa genç bir kızken fanatikte okuduğum İpek Ongun'un kitaplarından birinde görmüştüm. Yeni nesle ne kadar ulaştı bilemiyorum ama kendisi ve Gülten Dayıoğlu bizim kuşağın kült yazarlarındandı.

Neyse, kitabında Amerika günlerindeki hamileliğini anlatan Ongun'un, ona düzenledikleri partiyi de detaylı anlatmıştı. İşte o parti aslında benim burda değindiğim konulara çok uyuyor. Orda gelen misafirler kendi artık kullanmadıkları bebek eşyalarını temiz bir şekilde paylaşıyorlarmış. Bizde de denir ya: bebeğin yediği helal giydiği haram diye.

Şu anda düzenlenen partiler ne kadar bu mantıkta orası tartışılır ama günümüzde geç anne olma, arkadaş grubunda bekar ya da çocuksuzların olması olayı biraz hediye alma seramonisine çeviriyor tabii. Burda daha önce de önerdiğim hediye çeki ya da çek alınmıyorsa hediyeye değişim kartı eklenmesi önemli bence.

Bana gelen hediyeler eksiklerimi tamamlamam açısından çok faydalı oldu kesinlikle. Ama yeniler kadar arkadaşımın getirdiği oğluna artık küçük gelen reflü yastıgı,bir kaç body ve çorabı Kaan için severek kullandım. Ve inanıyorum ki Kaan'dan sonra daha 1 ya da 2 bebek daha büyütürler.

Bu partilerin bence en önemli özelliği de anne adayının sevdiklerine doğumdan önce bir araya gelmesi ve moral toplaması. Ben bir geniş kâseye kalemler ve tavsiye / dilek kartları koymuştum. Çok hoş şeyler yazılmıştı. Siz de A4 kağıdı 4e bölersek benzer kartlar yapabilir ya da greve printables- advice for the new mom diye arayıp PDF ten bastırabilirsiniz. 

Konu dışı : Sinebebe

Yurtdışında yeni annelerin en azından sosyal anlamda hayatlarının daha kolay olduğuna dair bir çok şey duymuşsunuzdur: kimi ülkelerde aynı mahalledeki yeni anneler bir araya getirilerek destek grupları kurulur, kimisinde çocuk/bebek dostu sinemalar vardır, tabii ki kaldırımları bebek arabasıyla gezmek için daha müsaittir vs.

Doğum yaptığım gün ben de burda da güzel şeyler oluyor dedirten bir şey öğrendim tesadüfen. Bir arkadaşım Sinebebe'den bahsetti. Sinebebe Başka Sinema'nın organize ettiği 1 yaşına kadar çocuğu olan annelerin rahatça (emzirerek, bebeğinin ağlamasının rahatsız edeceğinden korkmayarak...) bebekleriyle film izleyebileceği seanslar demek. Şu ana kadar 3 tane düzenlendi. Hepsi de festival filmleriydi. Sanırım şu anda ayda 1 düzenlenen bu etkinliğin vizyon filmlerini içermesi zaman alacak.  Ülke temennim zaten devam etmesi.

Ortamın bebek dostu olması için ışıklar tam karartılmıyor, ses daha kısılıyor. Bebek ağladıkça hemen ayağa kalkıp ya da kenara geçip pışpışlamak, tur atmak, emzirmek serbest:)

Tek handikap bu olayın pek bilinmemesi. Benim gittiğim seansta bu düzenlenen 3.seans olmasına rağmen sadece 5 anne bebek vardık. Benim dışımdakiler ise beraber gelmişti. Yani biri haberdar olup diğerlerini organize etmişti. Annelere bir nefes aldıran bu fikir ilgisizlikten kenara kaldırılırsa gerçekten yazık olur.

Bizim izlediğimiz seans Moda Sahne'deydi. Daha önceki ise Reks'de olmuş. Tabii bunlar Anadolu yakasındakiler. Avrupa yakasında da 1 ya da 2 sinemada yapılıyor.

Yeni gösterimler için Başka sinemanın Facebook sayfasını takip etmek lazım sanırım. Twitter accountları da var ama ben soru sorduğumda sadece gün verdiler. Mekan / saat öğrenmek için bayağı uğraştım. 

Minimalist anne olabilecek miyim?

Mart ayının sonlarına doğru bebeğim doğdu. Şimdi ona bakma, onu yetiştirme gibi temel görevlerimi yaparken beni bir yandan da acaba bunları minimalist bir akım çerçevesinde yapabilecek miyim düşüncesi sardı.

Şu ana kadar minimalizme dokunduğum noktalar şöyle:

Bir çok temel eşya hatta perde ve lamba dışındaki tüm mobilyalarımız ikinci el, Kaan'ın kuzeninden bize yadigar.

Bir çok kıyafetimiz (ben sadece bir çift çorap, şapka ve tulum aldım) Kaan'ın kuzenlerinden ve bir arkadaşımın oğlundan. Tabii hediye gelenler de var.

Ben kumaşını bulamayız diye bir wrap sling aldım ama anneme bir pouch sling diktirdim.

Oto koltuğu ve poşetimiz de yine bir arkadaşımızın oğlundan.

Hatırlarsanız bebek hediyeleri kapsamında bebek pastalarından bahsetmiştim. Bana da bir tane geldi gerçekten. Ve çok da kullanışlı oldu. Ancak bu konuda bir önerim olacak. Kıyafette olduğu gibi bu tarz bir hediyede de büyük beden almakta fayda var. 1 no'lu bezler kısa bir süre kullanılıyor ama 2 ve özellikle 3 Nolu bezlerin kullanılacağı süre kesinlikle daha uzun. Hatta böyle bir niyetiniz varsa bebegin kilosunu öğrenerek ona göre bir numara büyük alabilirsiniz. Sonuçta aileler genelde bez konusunda stoklama yoluna gidebiliyor.

Kıyafetlerde yaptığım önemli bir diğer şey ise sürekli olarak Kaan'ın kıyafetlerini gözden geçirmek ve küçülenleri elemek. Henüz kime gideceği belli olmasa da hepsi temiz ve ütülü bir şekilde bir kenara ayrıldı bile.

Bebek çantası filan gibi aksesuarlarda ise yeni bir şey almaktansa elimdeki şeyleri kullanmaya karar verdim. Normal sırt çantam artık bebek çantası olarak görev görüyor. Emzirme yastığı yerine dolgun bir baş yastığı kullanıyorum. Bebeğin müslin bezlerinin yetmediği durumlarda evdeki peştemallar devreye giriyor.

İlk aklıma gelenler bunlar.

Şimdi bir süre bu konularda kalem oynatacağım sanırım.

3 Şubat 2014 Pazartesi

Freecycle

Bugüne kadar freecycle'dan farklı farklı zamanlarda bahsettim.

Bugün üye olduğum İstanbul grubundan bir mail geldi. Sizle de paylaşmak istedim.

"Değerli Freecycle üyeleri...
Ocak ayı sonunda 6690 kişiye ulaştık. Hedef 10.000 üye, giderek yaklaşıyoruz, gayret.. :))
Kabataslak yaptığım bir istatistiğe göre yayına giren ilanların yüzde 30'u Teklif, %30a yakın (verildi, rezerve vb) ilanlar, ve %50 civarı Talep ilanları.
Tahminen teklif edilen hemen herşeyin talibi çıkıyor ve veriliyor. Bu da freecycle'ın başarılı olduğunu gösteriyor.
Bu ayki Bülten bu kadar.

Unutmayın 6 aydır kullanmıyorsanız, verin gitsin.

Freecycle Forever!"
Elinizde kime vereceğini bilemediğiniz, size göre kimsenin ilgisini çekmeyecek ama evinizde de tutmanızın anlamı olmadığını düşündüğünüz eşyalarınız varsa freecycle ahalisine bir sorun mutlaka.