27 Aralık 2017 Çarşamba

Yeni yıla daha hafif girin: 4. hafta önerileri

 Evet son haftanın önerileri de geldi ve bir serüvenin daha sonuna geldik.

  1. Parçası eksik puzzle'lar
  2. Neyin parçası olduğu belli olmayan kablolar
  3. Yazmayan kalemler                
  4. Çalışmayan tüm aletler
  5. Eski okul kitaplarınız
  6. Eski organizasyon ya da şirketlerin kimlik kartları
  7. Gittiğiniz eğitim ve seminerlerin artık bakmadığınız notları (son bir bakın, önemlileri not alın)




24 Aralık 2017 Pazar

Yeni yılda sizi gerçekten ne mutlu edecek?


Bugün maillerimi temizledim. Inbox'ta yığılmış mailler bende sıkıntı yaratıyor. İş maillerimi organize ederken gösterdiğim özeni bugün sonunda gmail'den esirgemedim. Bu sırada da The Minimalist'in geçen sene severek okuduğum Five Steps Toward a More Meaningful Holiday Season yani Daha anlamlı bir tatile doğru 5 adım yazısını buldum. Çevirerek ve biraz kısaltarak paylaşıyorum. Bu da benden size yılbaşı hediyesi olsun, olmaz mı?

-----***--------
Oda dolu, herkes yerini almış. Dışarda hafif hafif kar yağıyor. Tarih 2012 Aralık. Camlar sıcaktan buğulanmış. Noel zamanı bir çocuğun hikayesini anlatarak başlıyorum.

"Bundan bir kaç hafta sonra, Noel sabahı, küçük Andrew hediyelerini açmaya başlar. İlk oyuncağı görünce yüzü kocaman gülümsemesiyle aydınlanır, gözleri mutluluktan parlar. Ama bir iki saniye sonra Andrew oyuncağı kenara atar ve ağacın altındaki yeni paketleri açmaya başlar. Kimi büyük, kimi ağır, kimi hafif... Her kutudan yeni bir oyuncak çıkar. Her paket açılışında kısa bir mutluluk anı yaşanır.

Bir saat sonra Andrew deli gibi ağlamaktadır. Ona göre bu tartışmasız geçirdiği en kötü Noel'dir.  Evet belki bir sürü hediye almış olabilir ama o, ne alamadığıyla çok daha fazla ilgilidir. : O istediği Power Ranger ; gizli gizli alırlar diye umduğu videogame sistemi, tüm arkadaşlarında olan tablet. Önünde duran tüm o oyuncaklar onda olmayanları hatırlatır.

Oldukça çocukça, biliyorum. Ama hepimiz aynı şeyi yapmıyor muyuz? Biz de çoğunlukla elimizdekilere bakıp daha fazlasına sahip olsaydık diye düşünmüyor muyuz? O yeni arabaya, o yeni kıyafetlere, o yeni iPhone'a gıpta etmiyor muyuz?"

Kalabalıktaki bir çok insan aynı şekilde hissederek başını sallıyor.

“Ya Andy önündeki oyuncaklarla mutlu olabilseydi? Ve tabii biz de?" diye sözün gelişi soruyorum.

Kısa bir suskunluktan sonra Ryan araya giriyor : “Bu aralar hediye sezonunun tam ortasındayız ” diyor mikrofonunu tutarak.

“Etrafınıza bir bakın. AVM'ler sürüyle insan dolu. Tüm vitrinler yılbaşı renkleriyle süslü. Her yerde yılbaşı şarkıları çalıyor. Yılbaşı dönemi resmi olarak başladı. Dükkan tabelalarına, billboardlara bakacak olarak hepimizin katılımı zorunlu. Tüm satıcılar bu döneme aylar önceden hazırlanmaya başlıyor. Amaçları sizdeki satınalma dürtüsünü harekete geçirmek. İndirimler, yeni ürünler, kocaman 2 sayfalık reklamlar, TV, radyo, sadece 1 günlük özel kampanya, En iyi fırsatı sen kap, Şimdi harekete geç. "

“Sorun şu ki, herkes yılın bu en neşeli zamanını bir şeyler satınalmakla eşleştirmiş durumda. Aslında hepimiz bu zamanın anlamlı olması için hediyelere ihtiyaç olmadığını biliyoruz. Bu dönem kendiliğinden güzel bir dönem, yılbaşı ağaçları altına konan üstü yaldızlı paketlerden dolayı değil.
The Minimalist'ten nostaljik foto: )
Burda demek istediğim hediye vermenin kötü ya da yanlış olduğu değil ama işin odağı tamamen hediye olduğu bu güzel dönemin asıl önemini unutuyoruz.
“Alışveriş yerine size daha anlamlı bir Noel geçirmek için 5 adım atmaya çağırıyorum" dedi Ryan.

1. Tatil indirimlerinden kaçının. Tüm bu indirimler dindirilmez alışveriş arzunuzu tetiklemek için, bunun yerine yerel işletmelerinizi destekleyin.
2. Hediye yerine zamanınızı verin. En güzel hediye varlığınızdır. Ya da aynı şekilde birine bir hediye yollamaktansa gidip onunla vakit geçirmek onun için daha anlamlı olacaktır.
3. Eşya değil deneyim hediye edin. Deneyimler sizle değer verdiğiniz insanlar arasındaki bağı güçlendirir. Evde hazırlanmış bir yemekten bir masaj seansına, bir konser biletinden beraber gün batımı izlemeye bir yerlere gitmeye bir çok şey düşünebilirsiniz.
4. Daha iyi hediyeler için sorun. Mesela size hediye almalarındansa bir vakfa bağış yapmalarını sormayı hiç düşündünüz mü? Bilseniz ki size gelecek hediyelerin parasıyla 3 çocuk burs alacak, sizi mutlu etmez miydi?
5. Siz de zamanınızı bağışlayın. Gönüllülük yapın. Konfor alanınızdan çıkın, görme engelliler için kitap okuyun, kimsesizler yurdunu ziyaret edin, düşünün. Mutlaka yapacak bir şey bulacaksınız.

Ryan bunları söyledikten sonra herkesin içine sindirmesi için bir an durdu. Kalabalıkta bir çok kişi katıldığını gösterircesine coşkuyla başını sallıyordu

"Eğer bunlar size vaaz gibi geldiyse özür dilerim, ben size vaaz vermek için burda değilim. Bunları yapmak zorundasınız demiyorum. Sadece biliyorum ki bir çoğunuz benim gibisiniz. Sadece, eğer siz de benim gibi bu durumdan şikayetçiyseniz bilin ki yapabileceğiniz çok şey var."

-----***--------

Yazı biraz Noel odaklı olduğu için bize biraz uzak noktalar taşısa da bizim için de yılbaşı hediye dönemi değil mi?

20 Aralık 2017 Çarşamba

Sizden Gelenler: Neleri azalmak sizi en çok hafifletti?





Sadeleşme yolcuğumuzun sonlarına gelirken geçen gün size "Sizi en çok neleri azaltmak hafifletti?" diye sordum. Sizden çok güzel cevaplar geldi:

-Çok sevdiğim elbisemi gerçekten ihtiyacı olan birine verince çok mutlu olmuştum.
-Çoraplar
-Sulu elektrikli süpürgem ve fazla ayakkabılarım
-Çocuğumun küçülen kıyafetlerini ihtiyacı olanlara iletmek
-Anneannemin ördüğü patikler, hatta her gün yanıma tertemiz 1-2 patik alıp yolda ihtiyacı olanlara verdim.
-Mutfaktaki plastik kaplar ve fazla kavanozlar
-Üzerime olmayan kıyafetler
-Ev kıyafetleri (hem kıyafet almışım, hem eskiyenleri ev kıyafeti yapmışım)
-Gardrop temizliği ve 2018 yılını almama yılı ilan etmek
-Oyuncak, pijama
-Deste deste bekleyen CD'ler
-Çeyizimle gelen bir sürü eşya
-2'şer 2'şer olan makyaj malzemelerim
-Hamilelik kıyafetlerim.

Peki sizi en çok hafifleten hareketler ne oldu?

Yeni yıla daha hafif girin: 3. Hafta Önerileri


Geldik 3. haftanın da sonuna. Bu tavsiyeleri gün gün takip edip uyguluyorsanız artık gözle görülür bir sadelik belirlemeye başlamış olmalı.

Bu hafta neler konuştuk peki?
  1. Kilerdeki ya da raftaki bakliyatlar, baharatlar ya da tarhana gibi toz ürünler
  2. Fazla nevresim takımları; her yatak için 2-3 set yeter de artar bile.
  3. Keçeleşmiş eski havlular
  4. Çocukların bebekken kullandıkları artık işe yaramayan minik havluları
  5. Çocuklar büyüdü ise eski battaniyeleri
  6. Parçaları kayıp oyuncaklar ve peluş oyuncaklar
  7. Çocukların artık üzerlerine olmayan kıyafetleri, ayakkabıları

16 Aralık 2017 Cumartesi

Neden Vazgeçemiyoruz?


Aralık ayında hedefimizi yeni yıla daha sade girmek diye koyduk ve her gün kendimize 1 konu seçip ona odaklanıyoruz. 
Instagram’daki hikayeleri gün gün takip ederek bize katılan ya da toplu olarak koyduğum postlara bakan kaç kişi var bilemiyorum ama sizden gelen mesajlar, postların altına yazılan yorumlar minik minik kıpırdanmalar olduğu yönünde. Bugünkü yazıya geçmeden önce hepinize bu yüzden teşekkür etmek istiyorum.
Gelelim bugünün konusuna. Bugün neden vazgeçemiyoruz ona eğilelim istedim. Çünkü bazen gözümüzün önünde bir yığın olduğunu görsek de elimiz onu düzenlemeye, azaltmaya gitmiyor.


Bakalım neden:

1. Suçluluk hissetmek: Annenizin size el emeği ördüğü (ama giymediğiniz kazak), kardeşinizin size mezuniyet hediyesi aldığı (ama hiç sizlik olmayan ) saat... Tanıdık geldi mi? Aslında eşyalara kimden ne amaçla geldi diye değil de hayatımızdaki önemi ve yerine göre bakmak gerekiyor. Kullanmıyorsanız, vedalaşın.

2. Duygusal bir bağ kurmak: Okuldaki ilk gününüzden kalma kalem, bebeklik battaniyeniz, teki kaybolmuş eski bir hediye küpeniz... Hepsine bakınca bir anı, bir yaşanmışlık var. Peki. Haklısınız. Ama burda bir kısıtlama getirmek şart. Mesela bir kutu belirleyip sadece ona sığacak kadar eşyayı saklayabilirsiniz. Bazı eşyaların ise fotoğraflarını çekip onu saklamak da bir öneri. Mesela ben davetiyeleri çok seviyor ama onları fiziksel olarak saklamak yerine fotoğraflarını bir ANI klasöründe saklamayı tercih ediyorum.

3. Bir gün ihtiyacım olur diye düşünmek: Mevsimsel bir kıyafet ya da spor aleti değilse "ya ihtiyacım olursa" düşüncesinden vazgeçmek gerek. Hiç kek yapmıyorsanız ya lazım olursa diye hem yuvarlak hem düz hem slikon vs derken 3-4 tane kek kalıbını saklamanın alemi yok mesela. Eğer bu tarz eşyalarda kararsızlık yaşıyorsanız bir zaman dilimi belirleyin mesela 3 ya da 6 ay gibi. O zamana kadar bu eşya(lar)yı bir yere kaldırın. O zaman dolana kadar kullanıp kullanmadığınıza göre kararınızı verin.

4. Çok para harcamış olmanız: Vitrinde sevdiğiniz bir markanın ayakkabısını görüp bir heves aldınız. Çok da para verdiniz. Ama gel gör ki dolabınızdaki hiçbir şeyle uymuyor. Ya da bir gün giyip parmaklarınızı nasıl sıktığını gördünüz ama değiştirmek için de süresi geçti. Verdiğiniz para da cabası. Genelde böyle durumlarda o eşya öööyle kalıyor bir dolapta. Kullanmayacağınız kesinse hiç kendinizi orda bekleyen eşyalarla sıkmayın, yapabiliyorsanız 2.el satışı deneyin, sevdiğiniz arkadaşlarınıza sorun isterler mi diye, sadece ayakkabı değil tabii çok para verdiğiniz için kıyamadığınız her şey için düşünün bunu. Ve vedalaşın.

Peki sizin bir eşyayı veremediğiniz durumlarda sizi en çok zorlayan neden ne? 

14 Aralık 2017 Perşembe

Yeni yıla daha hafif girin: İkinci hafta önerileri


Yeni yıla daha hafif girme çabalarımız devam ediyor. İkinci hafta önerilerimiz ise aşağıdaki gibiydi:

  •           Teki asla bulunamayan çoraplarınız : Bunlardan kukla yapmanızı önermiştim: ) Fotoğraflarla açıklamasını aşağıya bırakıyorum.
  •           Eşantiyon ürünler (şampuanlar,kremler...) : Çok seyahat eden biri iseniz ve yanınızda bunları taşıyorsanız OK ama her seyahatte sırf hoşunuza gidiyor diye alıp evde biriktiriyorsanız Hayııırr. Kullanabildiklerinizi kullanın. El&vucut kremlerini atın çantanıza, kış da gelmişken bol bol kullanın. Şampuanlar saçınıza uygun olmayabilir, onlarla da kaşmir gibi elde yıkamanız gereken kazaklarınızı vs yıkayabilirsiniz. Gerisi ise geri dönüşüme. 
  •           Son kullanma tarihi geçmiş kozmetik ürünler ve ilaçlar : Kozmetik ürünlerin tarihlerini kontrol edebileceğiniz siteler varmış. cosmetics check kelimeleriyle bakabilirsiniz. Sizden gelen bir öneriydi: ) Ne zaman kullanmaya başladığınızı hatırlıyorsanız üzerlerindeki 6M, 12M gibi yazılar da ayı temsil eder, yani ocakta açtıysanız ve 12M yazıyorsa bir yerlerinde bir dahaki ocak ayına kadar kullanabilirsiniz demektir. Süresi geçenlerin içini boşaltıp geri dönüşüme. İlaçları da ben ilacı çöpe, ambalajı geri dönüşüme şeklinde atıyorum.
  •           Elinizi sürmediğiniz saç bakım ürünleri: Sa.larınızla aranız benim durumumdaki gibi sorunlu ise bir türlü doğru ürünü bulamazsınız. Bu durumda sürekli farklı ürünler denersiniz, işe yaramayanlar bir kenarda bekler. Ben genelde ofise getiriyorum öyle ürünleri. Zaten bir iki kez kullanmış oluyorum. Saç tipi uygun başka bir arkadaşa veriyorum. Satılabilir diye de bir öneri de geldi. 
  •           Çocuğunuz varsa banyo oyuncakları, aman küfe dikkat diyorum. Bu oyuncakların içine kaçan sular küf oluşturabilir. 
  •           Kullanılmayan kavanozlar, biriktirilen yoğurt vs kapları.: Sürekli kullanılıyor ise tamam ama bu ürünler günlük hayatta yavaş yavaş birikiyor ister istemez. Konserve yapan tanıdıklara verebilir, evdeki plastik ürünleri değiştirebilir ve hala kaldıysa geri dönüşüme verebilirsiniz.
  •           Tabanı çizilmiş teflon tavalar: Aslında teflon tavanın hiç kullanılmaması öneriliyor ama birçoğumuzun evinde var sanıyorum. En azından çizik olup olmadığına dikkat etmeli. Çünkü teflon tavalar üretilirken kullanılan kimyasallar, tava çizildiğinde iyice ortaya çıkıyor ve yemeklere karışabiliyor. 
Sizin sadeleşme hareketiniz nasıl gidiyor?

İlk haftayı merak edenler için linkimiz şu.

11 Aralık 2017 Pazartesi

Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol


Gandhi’ye atfedilen bu sözü, gerçekteno mu söyledi pek de net bilinmiyor aslında. Ama bu durum, sözün geçerliliğini etkilemiyor. Hayatta neyi değiştirmek istiyoruz? Hayatımızı sadeleştirmek mi? Çevremizdekileri sadeleştirmek mi? Önce kendimizden başlamalıyız. Sadece sayısal olarak azalmanın bir anlamı yok. O sadece bir sayı. Tekrar yükselebilir. Önemli olan içsel olarak sadeleşmek, yavaşlamak. Aklımızı, duygumuzu sadeleştirmek, hani bir ara çok paylaşılan bir görsel vardı, özlüyorsanız arayın, görüşmek istiyorsanız davet edin…  önce bunlardan başlamak lazım sanki.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Arianna Huffington'un yarattığı Thrive Style (Başarı Stili) Nedir?


Bugün size Huffington Post'un kurucusu Arianna Huffington'un başlattığı Thrive Style (Başarı Stili) akımından bahsetmek istiyorum.

Bugüne kadar Time dergisinin TIME 100 listesine, Financial Times’ın “On yıla şekil veren 50 Kişi” listesine, Newsweek’in “On yılın En Başarılı 10 düşünce lideri” arasına ve Forbes’un “Medyada en etkili kadınlar” listelerine girerek dünya çapında bir övgü kazanan Huffington bir gün bir konuşmada etrafına dikkatlice bakınca şunu fark ediyor, konuşmacı kadınların hepsi jilet gibi, çok şık, saçları yapılı, makyajları son derece özenli ancak moderatör (erkek) sadece güzel bir kotla tshirt giymiş. Sonra bu konunun üzerine biraz daha eğildiğinde aslında hepimizin bildiği bir gerçeğin ne kadar gereksiz olduğunun farkına varıyor: her özel durum için yeni bir kıyafet uydurmak. Sonrasında ise sürekli olarak aynı kıyafetle katıldığı gala, seminer, özel davet vs'lerden galeriler koyarak "aynı kıyafeti giyebilmenin normalleşmesi" için çaba gösteriyor. 

Başarılı bir kadın olan ve hemcinslerinin de bu konuda ilerlemesini isteyen Arianna Huffington Thrive Style dediği Başarı stili konseptiyle özellikle iş hayatındaki kadınlara sesleniyor, hazırlanmak için birkaç dakika harcamakla bir-iki saat harcamak arasında ciddi bir fark vardır diyor. Aslında Mark Zuckerberg bunu gri sweatshirtleriyle, Steve Jobs siyah boğazlı kazaklarıyla burda da bahsettiğimiz ünlü reklam ajansı Saatchi & Saatchi'nin art direktörü MatildaKhan siyah-beyaz kombinleriyle hayata geçirmişti. Mathilda haricinde bunu yapmaya cesaret eden kadın pek yok. Bu arada Arianna da tek kıyafetiniz olsun demiyor. Ama aynı kıyafeti üst üste giymekten çekinmeyin diyor.

Bildiğiniz, size yakıştığından emin olduğunuz bir kıyafet varsa hazırlanmak kolaydır. Mesela ben hiç düğünler için elbise arayan biri olmadım; var olan 2-3 elbisemi döndür döndür giydim ama bu konunun ne kadar önemli olduğunu çevremdeki tanıdıklarımdan biliyorum.

Peki sizin de etkinliklere, işe ya da düğünlere giydiğiniz, tekrar tekrar giymekten çekinmediğiniz böyle "güçlü" elbiseleriniz var mı?

Ben düşününce yazları üniformam olan tulumum aklıma geldi, yazları çekilen haftasonu fotoğraflarımda (işe giymediğim için haftasonu giyiyordum) hep aynı kıyafeti görmek mümkün.

Bu arada kıyafete vakit harcamak konusu Huffington'ın ilk dikkat çektiği konu değil, daha önce de iş hayatına ilk başladığı yıllarca çok çalışmaktan uyuyamadığı için bir gün yorgunluktan bayılması üzerine artık sürekli uykunun önemi üzerine demeçler veriyor, hatta bu konuda bir kitabı bile var.

Huffington diyor ki "En uzun saatler çalışanın, en az uyuyayın, gecenin 3'ünde email cevaplayanın övülüp göklere çıkarıldığına bakmayın. Hayat böyle bir şey değil ve bunu ne kadar erken öğrenirseniz, o kadar daha az stres dolu yıllar geçirirsiniz."

Yine Arianna'dan sözlerle kapatalım bu yazıyı da:
Tekrar giydiğim kıyafetleri saklamam, aksine onları taçlandırırım. Bir davete hazırlanırken ne giyeceğim hakkında dertlenmek yerine sıklıkla giydiğim favorilerden birini seçerim ve kafam rahat olur.


Aslında dolabınızı gerçekten sadeleştirip sadece sevdiğiniz parçaları bıraksanız doğrudan Arianna'nın yolundan gitmiş olmaz mısınız?


Arianna'nın farklı etkinliklerde giydiği aynı kıyafetlerden örnekler

Herkese hitap edebilecek 11 deneyimsel hediye fikri


Deneyim hediyeleri ne olabilir diye konuşmuştuk. Gelen önerileri alt alta sıralıyorum. Sizin favoriniz ne?
  1. Yoga dersi
  2. Tema , Çekül gibi oluşumlarla ağaç bağışı ve sertifikası
  3. Konser / sinema / tiyatro bileti 
  4. Masaj ya da hamam
  5. Kurs ya da atölyeler: pasta, fermente ürünler, cupcake, ya da dil kursları
  6. Tatile dair , Tren/uçak bileti , Otel konaklama, 
  7. Gidilmek istenen bir restoranda yemek ısmarlama
  8. Özel artisan ekmekler gibi ev yapımı şeyler 
  9. Kacış oyunu
  10. Doga tatili ya da trekking turu
  11. Cocuksuz bir gün (direkt kendileri bakabilir ya da bakıcıyı karşılayabilir)


Bir alternatif de deneyim olmasa da gerçekten ihtiyacın olan seyi öğrenip onu almak, çok istediğin bir kahve makinası gibi. 

Bir de şöyle bir gerçek var, biraz kapalı bir toplum olmaktan dolayı ne istediğimizi söylemekte çekiniyoruz. Sadece sade hayata geçmiş ve hayatında beklenmedik hediye eşyalar istemeyen birkaç kişi net olarak ne istediğini söyleyebildiğini yazdı mesajlarda. 

6 Aralık 2017 Çarşamba

Tarz2.com'daki ürünlerim ve acıklı hikayeleri

Bunda yaklaşık 2 ay önce tarz2.com Sitesi bana ulaştı ve açtıkları siteden bahsettiler. Diğer 2. el platformlardan farklı olarak tarz2.com sitesi ürünleri alıyor, inceliyor, fiyatına karar veriyor (sizle de onaylaşıyor), satılacak gibi olmadığını düşündükleri varsa onları isterseniz geri alın isterseniz geri dönüşüme iletelim diyorlar. Satılamayanlar ise dönemsel olarak toplanıp bağışlanıyor. 

Ben de oturdum hamile olmama rağmen artık daha fazla bekletmek istemediğim özellikle sıfır olan bazı ürünleri siteye yolladım. Çünkü daha hamileliğimin ortasındaydım, doğum, sonrasında beni neler beklediğini filan düşünürsek o kıyafetleri daha fazla bekletmek istemedim.

Aslında dolabımı daha önce ciddi bir elemeden geçirsem de  ilk hamilelik ve verilemeyen kilolarla dolabımı tekrar doldurmuştum. Son 4 yıldır yani ilk hamileliğimden beri duruma göre ara ara zaten elimden kıyafet çıkarıyorum ve bu hep kıyafetleri bağışlıyorum ama  sıfır olanlar için biraz pişmanlık duygum vardı ve onları vermeye pek kıyamıyordum. Site bana ulaşınca bu kıyafetleri satmaya bir şans vermek istedim. Ve açıkcası çekimle vs uğraşmamak ve sonrasında da satılmazsa evde tekrar onları görmektense ihtiyacı olanlara ulaşacağını bilmek de beni rahatlattı. 

Yukarda yazdığım gibi Tarz2.com a ürünleri yolladım önce. Sonra onlar ürünün sıfır mı yeniye yakın mı vs olduğuna karar verdi. Tek sorun, bazı ürünler sıfır olduğu halde iyi durumda ya da yeni gibi başlıklarla çıktı (Mango tulum gibi) bunda hem bence kıyafetin modelinin etkisi oldu hem de bir süre dolap beklemelerinin. 

Ben en iyisi tek tek hepsinin hikayesini yazayım dedim.

Ürünlerin isimlerine tıklayarak satın alma sayfasına gidebilir, orda ürün detaylarını ve ölçülerini görebilirsiniz.

Zara kazak :(SIFIR ÜRÜN)

Bu kazağı hamile olduğumu öğrenince kışın giyerim diyerek aldım ve fakat denemeden  aldım (büyük hata) (kaanlaydım fırsat bulaşılmadım hava da sıcaktı). Omuzlarımın böyle duracağını düşündüm ama alakası yoktu. Evde bir sabah giymeye niyetlendim baktım olmadı. Geri kaldırdım. 



 Mudo etek: (SIFIR ÜRÜN)
Aldığımda 2 kilo versem tam üzerime olacak kıvamdaydı, ama hiç o kıvama gelemedim. 












Calvin Kline pantolon: Zayıfken alıp sonra ilk hamileliğimle kenara kalkan sade klasik bir parça.



İpekyol etek. Bu eteği alıp biraz kısaltmıştım. Üzerinde 40 beden der ama dar bir 40. Bu eteği bir kere giyebildim çünkü aldıktan hemen sonra hamile kaldığım başka bir kıyafet. Yan işlemeleri coook güzeldir. 








Açık renk Mavi Jeans Kot(SIFIR ÜRÜN)
Koyu renk Mavi Jeans Kot: (SIFIR ÜRÜN)
Mavide çalışan bir tanıdığımızdan hediye. Diğeri de öyle. İki pantolon da sıfır. Geldiğinde giyememiştim. Sonra da hiç giremedim (burda kağıt olsa üzerine göz yaşım damlamıştı...)





Koton Etek(SIFIR ÜRÜN)
Çok tatlıs fakat asla benim vücut tipime uygun olmayan bir etek. Çok zayıflar yazın girtrim diyerek geçen kış aldım. Yaza hamile girdim. Sıfır olarak dolapta bekledi. 



Yargıcı elbise : Bu da 4 senelik. İlk hamilelik öncesi aldığım elbiselerden. 1 ya da max 2 kere giyilmiştir. Acı kahve rengi çok güzel ancak polyester. İyi yanı kışın üşütmez. Hırkasız gezdirir :)

Babana Republic elbise : Ya gidebilirsen diye 5 yıldır beklemede....




Bu çantayı ayıptır söylemesi Amerika'dan almıştım. Amerika heyecanıyla rengine vurulup aldım ama ben o kadar koyu renkciyim ki bu çantayı hiç kendime uyduramadım.  Bir kere yaz tatilinde kullanıp kaldırdmıstım.





Home Store Etek (SIFIR ÜRÜN)

Bu etek de 2016 Mart'ta ben bu kiloyu veririm diye alındı. 42 beden yazmasına aldanmayın. Dar 40 beden gibidir. Zaten ölçüleri detaylı olarak var. Tam bir ofis kıyafeti. Hiç giyilmedi


Mango etek : (SIFIR ÜRÜN)

"Ya ben ciddi zayıfladım valla" ilüzyonu ile alındı. Meğer o kadar zayıf değilmişim o zaman. Sonrasında da olamadım. Sonuç : sıfır ürün.


Mango tulum : (SIFIR ÜRÜN)
Bana bir kot tulum olsun ( biz eskiden salopet derdik) başka şey istemem. İstemem de keşke bedenime uyan alsaydım. Bu sene başında aldım. Mayısta başladığım diyete devam etsem herhalde yaza giymeye başlardım ama araya 2. Hamilelik girdi sonuç: iyi durumda yazsa da aşırı derecede sıfır bir tulum.

Gattinoni bluz

Hediye bir ürün. Bir kere giydim ama pek benim tarzım değil. %100 ipek. Tam da tiril tiril denenlerden. 

Yeni yıla daha hafif girin: İlk hafta önerileri


1 Aralık’ta yılı nasıl daha hafif kapatabiliriz diye düşünerek gün gün bir eşya ya da eşya grubu üzerine odaklanacağımız bir liste yaptım.

Kolayca ulaşılabilsin, her gün story’i takip edemeyenler de toplu olarak görsün diye ilk haftayı yayınlıyorum: )

  1.              Son 1 yıldır hiç kullanmadığınız çantalarınız. Çantalar en önemli aksesuarlarımızdan ama kaçını gerçekten kullanıyoruz?
  2.              Kaç pijamanız/geceliğiniz var? Yazlık ve kışlık 3'er set sizce de yeterli olmaz mı?
  3.              Sıkan, kıyafetlerinizden çok belli olan ya da aşırı bol iç çamaşırlarınız. Bu eşyalarda da bir gün üzerime olur diyorsanız en son ne zaman giydiğinize bir bakın.
  4.              Hiç kullanmadığınız fularlar/ şallar hatta bereler, atkılar, eldivenler. 
  5.              Giydiğinizde ayağınızı vuran/ sıkan ayakkabılarınız. Aldığınızda tam gibi olur sonra giyince ızrırap verir, sizin de öyle ayakkabı ya da bot/çizme vs'niz varsa ve tadilat işe yaramayacak gibiyse verin.
  6.              Sizi terleten sentetik kıyafetleriniz. Kumaşlardan oldukça bahsettik. Artık etiketlere bakıyorsunuz değil mi? 
  7.              İhtiyacınızdan fazla olan spor kıyafetleriniz. Özellikle koşu gibi bir spora gönül verdiyseniz ve yarışlara katılıyorsanız bir süre sonra bir bakarsınız ki koşu tshirtleriniz her tür kıyafetinizden fazla olmuş. Biz bir zamanlar Adım Adım'la koşarken bir çekmecem dolmuştu by şekilde. 
İlk hafta bu şekilde. 

Siz de bu mini challenge'ımıza katıldınız mı?



22 Kasım 2017 Çarşamba

Rüzgar Mira Okan'dan gardrobunuzu stilize şekilde sadeleştirecek sorular I Oku: Kendi Stilini Yarat



Modayla biraz haşır neşir olan kadınların büyük ihtimalle duyduğu bir kalıp vardır: mutlaka siyah mini bir elbisen olsun (little black dress). Peki gerçekten olsun mu?

Siyah elbiseye geri dönmeden önce biraz Rüzgar Mira Okan’dan konuşalım.

Geçen sene bir eğitime katıldım. Normalde bu tarz eğitimleri ve eğitim verenleri uzaktan biraz şüpheyle izlediğim için açıkçası biraz önyargıyla gittim. Derken zaman geldi, 70 kadın U düzende kocaman bir salonda oturduk  ve hazırlıklarını yapmış bizi beklemekte olan Rüzgar Mira Okan’ı (RMO) dinlemeye başladık.

RMO hem bireylerle hem de kurumlarla çalışan bir stil danışmanı. Bizlerle olan eğitimine "Stilinizi ve ışığınızı yansıtın" sloganı ile başladı. Bizlere "Bu moda bunu da al, bak dolabında olması gereken temel 10 parça şu, onları da al” gibi bir yaklaşım yerine biraz temel konulardan girip "Gardıropta 5 pantolon 6 gömlek üst üste asılmaktan bel yapan askılar ruhumuzu da ağırlaştırır" diyerek dikkatimizi çektikten sonra bize 4 aşamalı gardrop detoksunu önerdi. 

Minimalizmle-sadeleşmeyle yolu kesişenlerin duyduğu hatta (umuyorum ki) deneyimledikleri bir şey bu. Sadeleşme kapsamındaki sadeleşme hareketinde her bir kıyafet için şu sorular sorulur:
1.      Bu kıyafeti son 1 yılda/6 ayda giydin mi?
2.       Bunu giyerken mutlu musun?

Rüzgar Mira ise aşağıdaki soruları da ekliyor. Ve bence bunlar kalmasını düşündükleriniz için çok önemli sorular.

Bu kıyafet;
1.       Vücut şekline uygun mu? (elma, armut, kum saati gibi)
2.       Vücut tipine uygun mu? (kaslı, çok zayıf, yuvarlak hatlar gibi)
3.       Vücut ölçülerine uygun mu? (bacak uzunluğu vs ölçülere göre)
4.       Peki eğer çalışıyorsan iş için mi sosyal hayat için mi uygun?

Aslında bu sorulara cevap vermek için vücut şekli, tipi konularında biraz okumak anlamak gerekiyor: Kitabında kadın ve erkek beden ölçüsü nasıl alınır, uluslararası beden ölçüleri tablosu, sütyen bedenleri, vücut tipini belirleme ve ona göre stilini, tarzını yaratma konularına bolca değinen RMO aslında herkes için bir başvuru niteliğinde kitap yazmış.

Tüm bunları yaptığınızda artık rahatlıkla kullanacağınız, belki biraz “kısa” kalmışsa bilinçli bir alışverişle destekleyeceğiniz bir gardrobunuz olacak. Bundan sonra da sadece vitrinde ya da bir arkadaşınızda/mankende gördünüz diye hoşunuza gidip anlık dürtülerle alışveriş yapmayacaksınız.  

Gelelim siyah mini(k) elbiseye; bacaklarınız düzgünse neden olmasın? Ama belki beliniz biraz kalınsa düz siyah değil de belde biraz içe doğru bir eki, kumaş oyunu olan bir elbiseniz olsa daha iyi. 

Yani siz boş verin süregelmiş kalıplaşmış listeleri, size ne uyuyor ona bakın. Belki de bundan sonra 
siz bir elbise kadını olur tüm eteklerinizi elden çıkarırsınız belli mi olur?

RMO’nun 2016 Mayıs’ındaki TED konuşması için buraya; Vücut Şekline Göre Giyim Tüyoları içinse buraya tıklayabilirsiniz.

Yazıyı yine ondan bir alıntıyla bitirmek istiyorum.

Yalınlaş ve özgürleş; ruhunu besle bedenini giydir

Bu yazıyı beğendiyseniz şu yazılara da göz atın:
Fazlalıklardan kurtulmak

18 Kasım 2017 Cumartesi

Fast Fashion'a Karşı Biz Ne Yapabiliriz? | OKU: OVERDRESSED


Fast fashionu yeterince incelediysek son yazıdaki benim önerilerim dışında bu konuda gerçekten değerli bir kaynak olan Overdressed'de neler önerilmiş bir bakalım

1. Basit bir gardırobunuz olsun: aslında kapsül de dediğimiz içinde az ve birbiriyle uyumlu parçalar olan bir gardırop. Hem böylece gardırobunuzda ne var ne yok bilirsiniz. Kıyafete çok para da harcamamış olur tasarruf edersiniz. İyi giyinmek sürekli alışveriş yapmak değildir.

2. Kaliteli şeyler alın: uzun süre rahatlıkla giyebileceğiniz kumaşına dikişine güvendiğiniz kıyafetler alın.

3. Yerel alışveriş yapın: işin etik kısmına bakınca deniz aşırı ülkelerdeki ucuz işçiliği unutmamak lazım. Üretimi ülkenizde olan markaları tercih edin.

4. İkinci el alın: birinin çöpü diğerinin hazinesi demişler. Kıyafetlerin sürdürülebilirliğini arttırın. 

5. Dikiş dikmeyi öğrenin : Eskiden çok doğal olan bu beceriyi edinmek sizin de elinizde. Hem yeni şeyler üretin hem de elimizdekilere iyi bakın. 


12 Kasım 2017 Pazar

Kumaş çeşitleri nelerdir?

Geçen gün dolabımda rastgele kıyafetlerin etiketlerini paylasınca instagramda gelen mesajlar bu konunun birçoğumuz için hassas olduğunu ama yine çoğunluğumuzun bilgisinin eksik olduğunu gösterdi. Ben de bugünkü Pazar yazımı kumaş çeşitlerine ayırmaya karar verdim.

(dolabınızda sadeleşmeye niyetlendiyseniz şu yazıyı okumayı unutmayın; kıyafetlerinizi eledikten sonra en iyi şekilde uzun zaman kullanmak içinse bu yazıya bakabilirsiniz) 

Mesela yünü düşünelim. Ben eskiden yün kazağın düşüncesine bile dayanamazdım. Şimdi anlıyorum ki benim yün kazak sandıklarım %100 yün değilmiş ki, sentetikten örülmüş şeylermiş. Yün meğerse yumuşacık ve terletmeyen bir hammaddeymiş. 

Diğer çeşitlere geçmeden öncelikle bilinen ilk kumaşa gidelim mi?
Bilinen ilk kumaş, Çatalhöyük'te yapılan kazı çalışmalarında kendirden dokunmuş bir keten parçasıymış. Keten bugün de en iyi kumaşlardan biri sayılıyor. Pamuk ne kadar doğal olsa da ne yazık ki tarımında kullanılan ilaçlardan çok etkileniyor. Tabii "petrol" çıktısı olan polyestere göre daha iyi olsa gerek. Ama Keten bu anlamda da daha temiz. 

Kumaş çeşitlerini temel olarak doğql ve sentetik olarak 2'ye ayırabiliriz. Kumaşın doğallığı da dokunduğu ipten, ipinki ise onu oluşturan liflerden geliyor. Lifler hayvansal (yün, ipek) ya da bitkisel (pamuk, keten) ise doğal kumaştan bahsedebiliriz. Sentetik lifler ise sentetik ip ve dolayısıyla sentetik kumaş olarak karşımıza çıkıyor. Yarı sentetik ipler selüloz(odun hamuru) dan oluşup rayon denen bir kumaşa dönüşüyor.   Viskoz, modal, asetat olarak da bilinir (viskoz da kötüymüş meğer). Bambu da yarı sentetik. 

Sentetik lifler ise tamamen kimyasal yöntemlerle üretiliyor. Naylon, polyester, polyamid, bunların hepsinin yapıları pet şişeler ile aynı! 
Doğal Kumaş Çeşitleri ; Nefes alan, terletmeyen ve alerjik özellikleri olmayan, çabuk buruşup, ütülenmesi zor olan ve bakımı zor olan kumaş çeşitleridir.
1-İpek (Silk)
2-Keten (Linen)
3-Yün (Wool)
4-Pamuk (Cotton)
Neden sentetik kumaşlar tercih ediliyor diye sorarsanız ise Hammadde ucuzluğunun yanı sıra Sentetik liften yapılmış giysilerin iyi görünmesi de önemli bir nedendir. Şekil tutar, buruşmaz, kolayca yıkanır, dayanıklıdır, boyalar kolayca renk atmaz. Bu kolaylıklarının yanı sıra sentetik kumaşlar iki ciddi sakınca vardır: hava geçirmez ve toz ve kir parçacıklarını absorbe etme eğilimdedir.
Kumaş çeşidi diye aradığınız zaten onlarca çeşit çıkıyor. Bunun nedeni az hammadde olsa da dokuma çeşidine göre bir hammaddeden birçok farklı kumaş çıkması. Örneğin pamuklulara bir bakalım: 
Basma kumaş, Blucin, kot, denim kumaş (denim, Jean fabric), Çarşaflık kumaş, damask kumaş (Damask fabric), Diril Kumaş, Diyagonal kumaş (Diagonal fabric), Etamin kumaş (Cross-stitch fabric), Gabardin kumaş (Gabardine fabric), Gaz bezi (Gauze), Gömleklik kumaş (Terry Koton), Kaput bezi, Krep kumaş (Crepe fabric), Mermerşahi kumaş (Mermerşahi fabric), Müslin kumaş (Müslin fabric), Opal kumaş ( Opal fabric), Organze kumaş (Organza fabric), Ottoman kumaş (Ottohman fabric), Pamuklu Jorjet (cotton georgette), Patiska kumaş (Batiste) ve dahası...
Okurken yoruldunuz mu benim gibi :)
Alışveriş yaparken en iyisi etiket okumak. Zaten etiketlerde bu detay değil de hammadde yer alıyor. 
Amacınız doğal hammaddelerin peşine düşmek olsun. Ama tercihe göre belli oranda karışımlara da onay verebilirsiniz. %90 pamuk ve % 10 Likra gibi. Yukarda saydıgımız kolaylıklarından dolayı kıyafetin pratikliğini arttırmak amacıyla kullanılan ve kumaşı domine etmeyen oranda sentetik çok da sorun olmayabilir. Ama bu oran sentetik tarafında arttıkça nefes almama terletme özelliklerinin artacağını unutmayın. Özellikle de iç çamaşırında %100 pamuk tercih edin. Atlette ise sıcak tutması adına %100 yün tercih edebilirsiniz. 
Hangilerine karşı dikkat edeceğimizi tekrar edelim:


Polyester, Naylon, Lycra, Akrilik, Asetat, Rayon, 

Yarı sentetik ipler içinse ben içime sinen bir açıklama bulamadım. Viskoz, Modal İçin hiç sorun yok diyen de var. Sonuçta yarı da olsa kimyasal diyen de. Elinizde halihazırda bu kumaşlardan kıyafet varsa onları giyip o gün daha dikkat edin kendinize. Sizi nasıl hissettirdiğine. Nefes almadığını hissederseniz elimizdekileri eşer ve bir daha alım yaparken o kumaşlara dikkat edersiniz. 


Yorumlarınızı bekliyorum.

9 Kasım 2017 Perşembe

Proje 333- Sadece 33 parça ile 3 ay dayanabilir misin | Kapsül Gardırop


Kasım ayında kıyafet konusuna farklı yönlerden eğileceğimizi söylemiştim. Bu haftanın teması ise Kapsül Gardırop.  Peki nedir kapsül gardırop? 

Gardırobunuzu sadeleştirdiniz ama bunu yaparken belli bir sayıda kalmadınız, sadece üzerinize uyan, sevdiğiniz ve düzenli olarak giydiğiniz kıyafetleri ayırdınız. Kapsül Gardıropta ise biraz daha daralmaya gidiyoruz. Mevsimine göre kıyafetten ayakkabıya daha az sayıda mesela Project 333’deki gibi 33 parçaya inerek gerçekten sabah ne giysem diye düşünmeden birbiri ile uyumlu kıyafetler arasından seçip çıkıyorsunuz. Kapsül gardırop biraz da daha stilize bir seçki, denenmiş, üzerinde düşünülmüş, parçaların birbiriyle uyum içinde olduğu yani sadece daha ferah bir dolap değil de daha estetik de bir dolap oluyor. 

Daha önce bir çok kez burda dünyadaki minimalizm challenge'larından bahsettim. Bugün bahsedeceğim, artık 5. senesini dolduran Proje 333'e odaklanmamın nedeni bu konuya ilgili olanlar arasında başarıyla uygulanması ve dile kolay 5 yıldır hala popülerliğini koruması.

Amerika'dan Norveç'e; Arjantin'den Tayland'a bir çok ülkeden bu challenge'a katılan (challenge lafı da çok fena ama konunun tam da kelimesi bu) minimalistler var. Ülkemizde ise Sade kitabının da yazarlarından olan Ege Erim blogu japonkedi'de düzenli olarak kendi kapsül gardırobunu paylaşıyor.

Kısaca projeyi anlatmak gerekirse;


  • Ne zaman: Bugünden itibaren 3 ay boyunca
  • Ne dahil: Kıyafet, aksesuar, mücevher, dış giyim (kaban vs) ve ayakkabı dahil 33 eşya
  • Ne dahil değil: şimdi sayacaklarımı bu 33'e ek olarak kullanabilirsiniz: evlilik yüzüğü gibi asla çıkarmadığınız şeyler, pijama, tayt, eşofman gibi ev kıyafetleri ve spor yapmak için giydiğiniz kıyafetler ve ayakkabılar, ev terliği - hile yapmak yok, o spor kıyafeti 33 eşya dışındaysa sadece spor yaparken giyilecek
  • Nasıl: 33 eşyayı seç, geri kalan her şeyi için kan ağlayarak da olsa ortadan kaldır, hatta kolile / kutula ve kaldır.
  • Peki başka: bu 33 eşyayı seçerken günlük hayatı, iş ortamını kotarabileceğiniz ve giyerken mutlu hissedeceğiniz parçaları seçin. Bu projenin amacı acı çekmek değil aksine başka bir alternatifin de olduğunu görmek. Eğer kıyafetler üstünüze oturmuyor ya da yırtık vs ise o kıyafeti listeden çıkarıp başka bir şeyle değiştirin.
Peki challenge'i başlatan Courtney 5 yılın sonunda ne çıkarımlar yapmış? İşte öğrendiği en önemli 10 şey:


  1. İnsanlar kendi giydiklerine sizin ne giydiğinizden daha çok önem verir.
  2. Bir t-shirt bana çok yakıştıysa her rengine ihtiyacım olduğu anlamına gelmez.
  3. Sahip olduğum kıyafetler üstüme uyuyorsa daha iyi hissediyor ve görünüyorum.
  4. Herhangi bir aktivite için 10dk içinde hazır olabilirim.
  5. Başka birinin benim dolabımda duran ama giymediğim o kıyafete benden daha çok ihtiyacı var.
  6. Dolabıma sığmamak gibi bir derdim yok.
  7. Eskiden ne giyeceğimi düşünmek için çok vakit harcardım.
  8. Projeyi erkekler de çok sevdi. 
    Paul'ün 33 eşyası
  9. Daha az kıyafetle yaşamak beni daha az eşyayla yaşamak konusunda cesaretlendirdi.
  10. Modayı takip etmek ve yenilikleri beğenmek için illa ki o kıyafete sahip olmama gerek yok
  11. Bir de bonus var: İngilizce gelsin: Simple is the new black