15 Ekim 2017 Pazar

2. El Kıyafet konusunda örnek uygulama : Kadıköy Belediyesi'nden Açık Gardırop ve Kıyafet Kumbaraları


Bu aralar bana en çok sorulan sorulardan biri : Gardırobumuzu hafifletiyoruz, sadeleşiyoruz. Ama bu çıkan kıyafetleri nereye bağışlamalıyız?

Daha önceki yazılarımda Freecycle’dan bahsetmiştim.  Freecycle hakkında daha detaylı bir yazı da yolda. Ama son dönemde oturduğum yer itibariyle dikkatimi çeken bir şey var: Kıyafet Kumbaraları. Instagram’da sorduğumda İstanbul’da yaşayanlar Şişli, Avcılar, Maltepe vs’de de olduğunu söylediler ama ben bugün Kadıköy Belediyesi’ni bir örnek olarak yazmak istiyorum. Sizin de oturduğunuz belediyede benzer uygulamalar varsa lütfen yazın, paylaşalım. Beraberce güzel şeyler de oluyor diyelim.

Kadıköy Belediyesi 100 noktaya kıyafet kumbarası yerleştirdi. Bu kumbaralar ile pantolon, etek, elbise, gömlek, hırka, ceket, palto, kazak, tshirt, mont, bluz, eşortman, ayakkabı, çizme ve bot toplanması hedefleniyor. Kesinlikle kişilerin özel giyim eşyaları kabul edilmiyor bu yüzden kıyafet bağışı yapanların da bu konuda hassas olması rica ediliyor.

Kıyafetlerin ise mutlaka kullanılabilir durumda olması şart değil çünkü belediye atık durumunda olan eşyaları ayrıştırarak geri dönüşüme kazandırıyor..
Haftada iki gün kumbaralar boşaltılığ eşyalar ayrıştırma merkezine aktarılıyor. 2. El olarak Açık Gardrop Mağazası’na gönderilecek giysi ve ayakkabılar temizlemeye gidiyor.
Kadıköy Belediyesi’nin uygulamasını gözümde örnek kılan da bu: verilen kıyafetler için her şey düşünülmüş: Kıyafetler toplanıyor, durumuna göre ayrışıyor ve iyi olanlar Kadıköy Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nce yürütülen çalışma ile Kadıköy'de yaşayan dar gelirli ailelere ulaşıyor.
Her ne kadar her durumda eşya kabul edilse bile çalışanların işini kolaylaştırma adına kıyafetleri kumbaraya atarken:
Giysilerin temiz ve yıkanmış ve katlanmış olmasına; tamir ihtiyacı bulunmamasına, verilen kıyafetlerin/ayakkabıların cinslerine göre gruplara ayrılarak ayrı ayrı poşetlenmesine özen göstermemiz hoş olacaktır.
Açık Gardırop 2. El Giysi Mağazası, Eğitim Mahallesi Ahsen Çıkmazı Sokak'taki Sadıkoğlu Plaza içinde bulunuyor.

12 Ekim 2017 Perşembe

Çöpsüz Hayata Giriş: 3. Hafta Özeti








Çöpsüz hayat macerasının 3. haftasında yine önerilerimi paylaştım ve sizden yorumlarınızı aldım. 

Bu hafta bizi biraz daha zorlayacak öneriler vardı listede. Hadi hepsine birden bakalım.



15. YEMEGE CIKTIĞINIZDA (GEREKECEKSE) KENDİ MALZEMELERİNİZİ GÖTÜRÜN:
Bugün konfor alanımızın dışına çıkıyoruz. Çöpsüz hayat akımına geçmek bazı utangaçlıklarımızın önüne geçmemizi gerektiriyor.
 Acaba ne derler diye düşünmeden rahatça hareket ettiğimizde hayat daha kolay olacak. Bugünkü öneri de bunu gerektiriyor.
Dışarda yemeğe giderken gerekiyorsa 
Eğer fastfood yemeye gidecekseniz belki bardak ya da çatal/bıçaginizi kendiniz götürebilirsiniz.

Yanınızda bir saklama kabı olursa kalan yemekleri onların plastik ya da alüminyum kaplarında degil kendi kabınızda geri götürebilirsiniz.

Bir de  ordaki kağıt peçeteleri kullanmak yerine kendi peçetelerinizi de götürebilirsiniz. İnsan yemek yerken kağıt pecete varsa biraz daha "hunharca" kullanabiliyor.
Konfor alanımızdan çıkmayı gerçekten zor buluyoruz, bu öneriyi %65 oranında herkes zor bulmuş, ben bunun asıl nedeninin “ne derler duygusu” olduğunu düşünüyorum.

16. ALUMINYUM FOLYO KULLANMAYI BIRAKIN:
Alüminyum folyo kullanımını hem çöp yaratması bakımından hem de gıdayla temas halinde ısındığında zarar verdiğinden dolayı bırakmalı en azından azaltmalıyız.
genelde tart, börek gibi şeyler pişirilirken üstü yanmasın diye folyo ile kaplanır, bunun yerine kalın bir payreks kapak koymak da iş görüyor.
Piknik vs gezilerde bazen sandvicler de folyo ile sarılabiliyor kolaylık olsun diye, bunun sağlığa zararı olmasa da direkt çöp. boyle durumda ise sandvicler kumas bir peceteye sarılıp sonrasında da peçete el-ağız temizliği için kullanılıp dönüşte de yıkanarak çöp cıkarmadan gün bitirilebilir.






17. KENDI YEMEĞINIZI TAŞIYIN
Eğer sürekli olarak dışarda yemeniz gerekiyorsa hem çöpsüz hayata hem de bütçenize uygun bir çözüm yemeğinizi evden götürmek.
Kavanoz salatalar bunun için biçilmiş kaftan. İçine mercimek, nohut, makarna, pirinç, kinoa, kuruyemişler, peynir vs koyarak zenginleştirdiğiniz salatanız oldukça da doyurucu olacak ve sizi ısıtma derdinden kurtaracaktır. Aynı şekilde meyve ve kuruyemişlerinizi de yanınızda taşıyabilirsiniz.












18. UPCYCLE / İLERİ DÖNÜŞÜME BIR ŞANS VERIN:
Elinizdeki bunlarla ne yapsam dediğiniz eşyalara, ambalajlara ve eskiyen / yırtılan / kırılan şeylere ileri dönüşümle bir şans daha verin.

Saksıya dönen eski paslı bir demlik, temizleyip içine spagetti koydgunuz bir Pringles kutusu (artık paketli almıyoruz ama evde son kalan paleti değerlendirelim diyene:)  ), kalemlik olan kupa: bunlar en basitleri. Daha neler yapabilirim derseniz Pinterest upcycle yazınca size sonsuz öneriler çıkarıyor. 








19. EKMEĞINIZI ALIRKEN BEZ ÇANTA KULLANIN
Ekmeğinizi nerden alıyorsunuz? Fırın, bakkal, market?
Eger halihazırda paketlenmis ekmeklerden almıyorsanız bir dahaki sefere ekmeğiniz için yanınızda temiz bir bez torba götürün, ekmeği içine koydukları kağıt ya da naylon poset yerine sizin bez torbanızı kullansonlar.

Hatta pastaneden alacagınız şeyler için de bez torba ya da saklama kabı götürebilirsiniz. Dağılmayacak kücük kek, kurabiye gibi seyleri yine rahatlıkla torba ile alabilir, çikolatalı ya da krema kaplamalı vs şeyler için saklama kabını rahatlıkla kullanabilirsiniz.







20.STREÇ FILM KULLANMAYIN
Hayatımıza girdiği günden beri rahatlığına hemen alıştığımız ve belki de nasılsa hem ucuz hem erişimi kolay diye bol bol kullandığımız bir başka ürün de streç filmler.
Kalan yemekleri kaldırırken ya da buzluğa bir şey atarken, yanımızda sandvic vs taşırken eminim ki çok pratik. Ama tekrar tekrar kullanılamıyor ve direkt çöp oluyor.
Bir kereliğine saklama kaplarına yatırım yaparak streç film kullanımını azaltabilir hatta bitirebilirsiniz.
Özellikle evde biriken kavanozlar bu konuda yardımcınız olabilir.










21. İYİ BIR SU FILTRESINE YATIRIM YAPIN


Aranızda direkt musluktan su içen kaç şanslı var bilmiyorum ama biz İstanbul'da uzun zamandır musluktan su içmeyi bıraktık.
Alternatifler belli: evde sık sık tüketimi varsa 19lt'lik sular alınıyor.
Cam damacana hem pahalı, hem her yerde bulunmuyor, ağır... Ne yazık ki her eve ulaşmıyor. Klasik plastik damacanaların ise hem bir ömrü var hem de temizliği soru işareti,üstelik tek kullanımlık yeni sistem olan pet damacanalar da direkt çöpe (iyi ihtimalle geri dönüşüme) gidiyor.
Güveneceğiniz bir su arıtma filtresi hem uzun vadeli pratik bir çözüm olacaktır hem de yaptığınız yaptığınız yatırımı kısa sürede çıkaracaktır.







1. Hafta özeti için:
2. Hafta özeti için: 


7 Ekim 2017 Cumartesi

Lagom Nedir? İsveç'in sizi Sadeliğe Çağıran Konseptiyle Tanıştınız mı?


2016 yılına damga vuran Danimarka’nın Hygge akımından sonra 2017 İsveç’lilerin tam kararında anlamına gelen kelimesi Lagom kelimesinin popülerliğine şahit oldu.  Lagom mütevaziliğin bir kutlaması adeta. Hygge yaşanan tatlı bir an iken Lagom bir yaşam biçimi.

Hygge beraberinde kocaman pofuduk battaniyeleri, kocaman kupaları, mumları getirirken Lagom da tadında bir sadeliği evlerimize taşıyor. Ama bu sadeliği sadece dekorasyonda düşünmeyin, evlerin enerjisinin, yemeğin hatta insanın kendi zamanının bile tam kararında kullanılması Lagom’un içine giriyor.

Hayatımıza her alanda denge getirmeyi amaçlayan Lagom dergilere, bloglara konu olurken bir yandan aynı Hygee gibi Lagom kitapları da raflarda yerini bulmuş durumda. Ikea Ingiltere LIVE LAGOM project projesini hayata geçirip sürdürülebilir bir ev için tüyolar verirken İngiltere’de basımına başlanan Read Lagom dergisi 7. Sayısını çıkarmış durumda.

Hatta Amazon’da Lagom’la ilgili arama yapınca çıkan aramalara bakılırsa gerçekten “Çözüm Kuzey’de” dediğimiz bir dönemdeyiz. Hygge; Lagom ve Lykee (mutluluk). Hayatın anlamı bu aralar kuzeyde aranıyor desem pek de yanlış olmaz sanırım.
Amazon'da Lagom yazınca çıkan diğer kitap önerileri

Hygge akımı getirdiği o tüm aksesuarlarla ceplere biraz zarar verirken Lagom ise “Bu sene daha tutumlu olacağım.” diyenlere daha çok hitap eden bir felsefe.


Bir efsaneye göre Lagom kelimesi Viking deyimi olan “Laget om”dan yani bir masada içi şarap dolu boynuz elden ele geçerken birinin içmesi gereken miktardan (ne az ne çok, herkese yetmesi için tam kararında)geliyor.

Peki biz de hayatımıza biraz lagom taşımak için neler yapmalıyız? Miss Minimalists bu konuda cok güzel 4 öneride bulunmuş, ben de ondan alıntılıyorum:
      -          İstifçilikten kaçınmalıyız. Bu zaten sadeliğin özü değil mi? Tam da ihtiyacın olan ve sevdiğin şeyleri elinde tutmak.
-          Aşırılıktan kaçınmalıyız: Minimalist olalım derken tek çatal ve tek bardakla yaşayıp kendimizi her türlü güzellikten mahrum etmemeliyiz.
-          Eşitliği kucakla: Nüfus artarken kaynaklarımız hala kısıtlı. Biz aşırı tükettiğimizde ve olması gerekenden çok tükettiğimizde başkaları için ve gelecek nesiller için “az” bırakıyoruz. Tüketimimizi azaltarak ve elimizdekinin fazlasını paylaşarak eşitliğe katkıda bulunabiliriz.
-          “Kıvamında” fikrini benimseyin: İster yemek&içmek olsun ister hobiler ya da sahip olduklarımız. Aşırı düşkünlükten kaçınmalıyız.



Yukarda bahsettiğim gibi Lagom’un bir de tasarrufa yönelik tarafı var.

Mesela evde elektrik tüketimi daha az olan LED ampuller kullanmak, prizde şarj aleti bırakmamak, eşyaları kapama tuşundan tamamen kapamak gibi önlemler.

Geri dönüşüme özen göstermek. Hatta upcycle yani ileri dönüşümü de hayatınıza katmak. Mesela çocukların resimleri ya da sanat projeleri için ne kadar çok kağıt ya da karton tüketilir, evdeki boş defterler birden bebeklerin karalama defterlerine dönüşür örneğin. Elinizdeki karton ambalajları, yumurta kutularını vs geri dönüşüme atmadan önce başka bir yerde biriktirip bu tür aktiviteler için değerlendirebilirsiniz.

Yiyecek israfından kaçının. Alışveriş yaparken liste kullanın hatta mümkünse haftalık ne yemek pişireceğinizin listesini yaparak hazırlıklı olun. Ve biraz gözlemci olarak evde nelerin çöpe gittiğine bakın, meyveler mi çürüyor ya da yumurtalar mı zamanı gelmeden bozuluyor gibi.

Gördüğünüz gibi Lagom aslında minimalizmi benimseyenler için çok tanıdık bir kavram. Bir ülkenin bunu kültür olarak benimsemesi sizce de harika değil mi?



4 Ekim 2017 Çarşamba

Çöpsüz Hayata Giriş: 2. Hafta Özeti

Çöpsüz Hayata Geçiş serisinde 2. haftayı geride bıraktık, yolu yarıladık. Benim de bir çok şeyi öğrendiğim bu haftada benim için en rahat öneri plastik ve kağıt bardak kullanımını azaltmak, en "bunu nasıl düşünmedim" dediğim öneri ambalajları küçülterek atmak ve en zor öneri de ciddi bir davranış değişikliği olduğu için sebze suyu için sebzeleri atmayıp saklamak oldu. Sizin enleriniz neler?




8. KAĞIT VE PLASTIK BARDAK KULLANIMINI AZALTIN
Sanıldığının aksine kağıt bardaklar daha ekolojik değil , birçoğu plastik kaplama ile kaplı. Plastikte ise sıcak bir sey içmek zaten cok zararlı. Yapabilecekleriniz var: Dısarda bir yerde oturacak ve bir şeyler içeceksiniz cam bardak  ya da kupaları var mı diye sorun. Örneğin Starbucks'ta gayet güzel kupalar ve fincanlar var :) alıp cıkacaksanız yanınızda tasıdıgınız bir termosunuz olsun.
Ofiste kendi kupanız olsun.












9. KIYAFET, ÇANTA AYAKKABI... BUNLARA IYI BAKIN VE BASIT TAMIRAT IŞLERINI ÖĞRENİN: 
Tekstil sektörü oldukca hızlı gelişip değişiyor ama siz bir minimalist ve simdi de çevreye daha duyarlı biri olarak eminim ki daha dayanıklı, kumaşı sizin için daha sağlıklı alternatifler peşindesiniz. Bu kıyafetlere bir de iyi bakmaya özen gösterme zamanı. Basit tamirat ögrenmek ya da bilen akraba/arkadaslarla iyi gecinmek; bir dügmesi koptu diye bir gömlek/bluzdan vs vazgecmemek, ayakkabılarımızı boya, taban tamiri vs ile daha uzun kullanmak hem sevdiğimiz eşyaları daha uzun hayatımızda tutmamızı sağlar hem de çevreye ve cüzdanımıza faydalı olur: ))









10. PAKETLI GIDALARI TERCIH ETMEYIN. BIR İKİ BASIT TARIFLE KENDI ATISTIRMALIKLARINIZI YAPIN. :

Tatlı seviyorsanız yulaf ezmesi, yoğurt, kuru meyvelerle basit ve sağlıklı kurabiyeler yapmak mümkün, ya da tuzlu atıstırmalıklar. Glutensiz ya da unsuz ya da şekersiz... Artık çeşit çeşit tarife ulaşmak çok kolay.
Bunları yapın ve tekrar kullanılabilir kaplarda (buzdolabı poseti değil:)) yanınızda taşıyın, ofise/okula götürün. Ya da yanınızda taze / kuru meyve, kuruyemis taşıyın. Kan şekeriniz düştüğünde o açlıkla kendinizi markete atmayın
Biliyorsunuz, Kahve Dünyası gibi yerlerden.çikolatayı bile açık almak mümkün.






11. MEYVE ISRAFININ ÖNÜNE GEÇIN
Dolapta kötüleşen meyvelerinizden meyve suyu, reçel yapabilirsiniz.
Fazla aldığınız ya da eve gelince yemek için fazla ezik vs olduğunu düşündüğünüz meyveleri mutlaka değerlendirin.
Meyve suyu yapacaksanız biraz sebze ekleyerek şekerini azaltabilirsiniz. Internette bir sürü tarif , sebze&meyve eşleşmesi mümkün  İyi yıkanmış meyveleri kabuğuyla yiyin ya da sıkın, reçelini yapın.

Portakal kabuğu, limon kabuğu: bunları rendeleyerek kek, kurabiye hatta salatalara katabilirsiniz. Ya da serit serit keserek ev yapımı temizlik malzemelerine katabilirsiniz.

Karpuz kabuklarından tursu kurabilirsiniz.

Nar kabuklarından doğal boya elde edebilirsiniz.

Vee geriye kalan kullanamayacagınıza inandığınız meyve artıklarını kompost yapabilirsiniz.
Kompost hakkında detaylı bilgi yakında gelecek.


12. SEBZE ATIKLARINI DEĞERLENDİRİN: 
Hep et/tavuk suyu olacak değil ya, bu sefer de sebze suyu yapıyoruz. Sebzelerle yemek hazırlarken iyi temizlenmiş parçalarını saklayın. Biberlerin tepesi, soğanın pörsümüş olan ilk dış katmanı (hatta iyi yıkandıysa kabukları bile), havucları iyice yıkadıktan sonra hep soyup attığımız o dıs kısımları.. bunları yemek yaparken elinize geçtikçe ayırın ve buzlukta tuttuğunuz bir kapta biriktirin. Kabınız yeteri kadar dolunca güzelce kaynatıp sebze suyu hazırlayın. Süzdüğünüz sebze parçaları hem daha küçülmüş olacak hem de aldığınız sebzeleri sonuna kadar kullanmış olacaksınız.












13. KAHVESEVERLER BUGÜNKÜ ÖNERI ÖZELLIKLE SIZIN IÇIN, KAHVENIZI DEMLEYIN:
Bugün kapsül ve 2si 3sü 1 arada olan kapsül ve paket kahvelere hayır diyoruz. 
Türk kahvesinin bile kapsüllü olanı çıktı malum. Hazır kahvelerse uzun zamandır 2li 3lü olarak karışım paketlerde satılıyor.
Üstelik bu karısım kahveleri evleri için alanlar var, 1 kaşık kahve ile bir miktar süt ve şekeri bile karıstırmak istemiyoruz bazen, çünkü hazırı var.
Klasik ya da elektrikli cezveler, Filtre kahve makinesi, french press, moka pot... Tercihiniz çekilmiş kahveyi tercih edin.
DIşarda kahve aldığınızda zaten plastik ya da kağıt bardakta içmiyorsunuz değil mi: )












14. KÜÇÜLTÜN: EZIN KATLAYIN, KIVIRIN:
Eğer %100 çöpsüz hayata geçmediyseniz hala bazı ambalaj atıklarınız oluyordur, peki onları geri dönüşüme nasıl atıyorsunuz?
Burda çöpsüz hayat savunucuları "geri dönüşüm torbalarının" minimumda kullanılması için attığınız ambalajın küçültülmesini öneriyor.
Plastikleri ezin, karton ya da kağıt ambalajları katlayın, kıvırın. Ve geri dönüşümü kullanın.









Diğer öneriler için:
1. hafta özeti:

3. hafta özeti:

1 Ekim 2017 Pazar

Kıyafetlerinize nasıl daha iyi bakabilirsiniz?



Sadeleşip en sevdiğimiz kıyafetlerimizle kalınca, o kıyafetleri de hakkınca ve uzun süre kullanabilmek bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Style Caster sitesinden derlediğim bu yazıda hem kıyafetleriniz hem de evdeki bazı tekstil ürünleri için oldukca faydalı bilgiler bulacaksınız.

1.       Basit tamirat işlerini öğrenin ya da bunun sizin için yapacak bir terzi bulun: ) Fermuarların değişimi, ufak tepek yamalar, paça düzeltmeleri…
2.       60 derece yerine 30derecede yıkamak enerji tasarrufu sağlamanın yanı sıra kıyafetlerinizin renklerini de daha iyi koruyacaktır, yıkarken düşük derecede sıcaklık tercih edin.
3.       Bazen kıyafetleri yıkamak yerine havalandırmak yeterlidir, tshirt üzerine giydiğiniz bir kazak ya da gömleği bir askıya asarak balkonda bir gün bekletin, kotlarınızı, pantolonlarınızı ve mutlaka ayakkabılarınızı da havalandırın. İki gün üst üste giymemeye çalışın.


İPEK
İpek kıyafetlerinizi elde, ılık suda yıkayın. Az miktar şampuan kullanabilirsiniz.
İpeklerinizi sakın sıkmayın, onun yerine bir havlu içine alarak havluyu nazikce bastırarak kıyafetinizin fazla suyunu alın.
Etiketinde çamaşır makinesinde yıkamaya uygunluk ifadesi varsa mutlaka bir file içinde yıkayıp dolgulu bir askıya asarak kurutun.
Elde yıkama yaparken durulama suyuna biraz sirke ekleyin.
Ütü yaparken biraz nemli olmasına dikkat edin ve ütüyü düşük sıcaklıkta ve buhar püskürtmeden kullanın.
İpek kıyafetinizi dolap içinde karanlık bir yerde saklayın ve ürünün nefes alabilmesi için plastik koruma poşetlerine koyMAyın.





KOTLAR
Raw denim denen özel bir yıkama görmemiş bir kotunuz varsa kumaş iyice açılıp sizin şeklinizi alana dek yıkamayın. Çünkü her yıkandığında tekrar sertleşir ve aldığı şekil bozulur. Biraz sabır ve bol havalandırma yardımcınız olacaktır.
Ama günümüzde bir çok kot pantolon özel yıkamalardan geçirilerek rengi ve sertliği kırılıyor. Bu kotları daha sık yıkayabilirsiniz. Ama sadece lekelendiğinde ve aşırı bollaştığında.
Yıkamadan geçen zamanda kotları temiz tutmak için duş alırken kotuzunu banyoda bir askıda tutun ya da bir plastik torbaya koyarak buzlukta 2 gün bekletin.
Kotlarınızı mutlaka içini dışına çevirerek soğuk suda nazik ayarda yıkayın. Kurutucuda kurutmaktan kaçının.
Kotun nefes alması gerekir bu yüzden çok sıkışık şekilde dolaba kaldırmadığınızdan emin olun.

KAŞMİR
Etiketinde ne yazarsa yazsın, kaşmir en iyi elde, ılık suda yıkanır. Az miktar şampuan kullanabilirsiniz
Islak bir kaşmir kıyafeti asla direkt asmayın, esner. Bir havluyu yayıp üzerine gevşek bir şekilde yayabilirsiniz. Fazla suyunu almak için yine üstüne havlu bastırmayı deneyebilirsiniz.
Kış bittiğinde kaşmir kıyafetlerinizi temizleyerek kaldırın yoksa parfüm, yemek vs kokular üzerinde kış boyu kalır ve güveleri çeker.

PAMUKLU KIYAFETLER
Pamuk oldukça dayanıklı bir hammadde olduğu için istendiği sıcaklıkta, istenen deterjanla yıkanabilirler.
Kurutucuda düşük derecede kurutulmalıdır.
Beyaz bir kıyafetse beyazlatıcı kullanılabilir.
Eğer bornoz, havlu gibi bir malzeme pofuduk kalsın isteniyorsa yıkanırken deterjanı yarı yarıya azaltılmalı. Deterjan kalıntısı ürünün tüylerini ağırlaştırır.
Yüksek ısıda ütülemekte sorun yoktur.

VISKOZ
Viskozun ipeksi görünüşünden ve pamuk gibi nefes alabilmesinden dolayı kullanışlıdır. Ancak çok çabuk kırışır. Orta ısıda ütülenebilir.
Çok özel bir kesimi varsa elde yıkama önerilir.
Yıkanmış ürünleri direkt asın, bu sekilde düzgün şekilde kurur ve kırışmaz.


DERİ CEKET


Giymeden önce bir koruma spreyi sıkarak su, kir ve lekelere karşı koruyun.
Temizlemenin en kolay yolu ıslak ibr bezle silmektir.
Deri esnediği için kullanılmadığı zamanda kıyafete uygun bir askıya asmak ve o şekilde saklamak önemlidir.
Islak deriyi kurutmak için saç kurutma makinesi kullanılmamalı.




POLYESTER 
Polyester kıyafetler kolaylıkla yıkanabilir ve kurutucuya atılabilir. Yumuşatıcı kullanılması önerilir. Genelde ürünün etiketindeki uyarılara uymak yeterlidir.
Orta ısıda ütülenmelidir.
Polyester kolayca lekenebilir, bu durumda leke çıkartıcı ürünler kullanılarak 15dk kadar bekletilmelidir.
Türk işi minimalizm yorumu: Nefes almayan bir kumaş olduğu için hiç tercih etmeyin. Bir çok marka fiyat fark etmeksizin ürünlerinde polyester kullanıyor. Ama insanı çok rahatsız ediyor, terletiyor. Belki karışımlı kumaşlarda %10 kadar bir polyester oranını kumaşa esneklik vs verdiği için kabul edebilirsiniz, ama benim son 1 senedir kesin kararım polyester içeren hiçbir kıyafet almamak.

YÜZME KIYAFETLERİ
Her kullanım sonrası duru suyla yıkanarak deniz tuzu, klor, güneş kreminden arındırılmalıdır.
Birkaç kullanım sonrası yıkamak gerektiğinde bir leğene 1kaşık deterjan ya da şampuan koyarak mayo/bikininizi buna yatırın ve 15-20 dk sonra elde yıkayın.
Durulama sonrası nazikçe sıkın. Çevirerek ya da döndürerek suyunu akıtmaya çalışmayın. Düz sererek  kurutun.
Eğer güneşte kurutursanız renginin solacağını unutmayın.
Sadece sezon sonunda bir yıkama filesine koyarak az deterjan ve düşük sıcaklıkta bir kereliğine çamaşır makinesinde yıkayın.

NARİN İÇ ÇAMAŞIRLARI
İpek, saten ve dantelli çamaşırlar her zaman elde yıkanmalı.
Bir leğene ya da lavaboyu doldurup giderini kapatarak suyla doldurup az deterjan ya da şampuanla köpürtüp çamaşırlarınızı atın bu suda biraz karıştırın sonrasında tek tek yıkayın.
Sonrasında hafifçe sıkarak bir havlu üzerinde açık bir şekilde kuramaya bırakın.
İyice duruladığınızdan emin olun.
Renk geçmemesi için koyu ve açık renkleri ayrı ayrı yıkayın. Eğer koyu renkli bir çamaşırı ilk kez yıkıyorsanız renk atması ihtimaline karşı onu tek başına suda bekletin ve yıkayın.
Sütyenlerinizi çekmeceye rastgele atmayın. Düzgün bir şekilde kupları zedelenmeyecek şekilde saklayın.
Günlük giydiğiniz sütyenleri 3-6 ay sonrasında yenilemeyi unutmayın.
Şeklini koruyabilmesi ve havalanması için üst üste iki gün aynı sütyeni kullanmayın. 

SPOR KIYAFETLERİ VE AYAKKABILARI
Her antreman sonrası spor ayakkabılarınız içine nem ve kokuyu almak için  2-3 yemek kaşığı karbonat koyun.
Sıklıkla antreman yapanlar her 3-6 ay sonrası spor ayakkabılarını yenilemelidir.
Eğer kıyafetiniz çok terliyse çıkardıktan sonra hemen yıkayın. Eğer makine boşsa, hemen elde yıkayın yoksa kokular üzerine siner.
Eğer yıkama şansınız yoksa mutlaka kıyafetinizi havalandırın.
Makinede yıkarken soğuk su kullanın.
Spandex ve likra malzemeleri kıyafetleri açık havada kurutun. Kurutucu kullanmanız gerekirse en düşük ısıyı tercih edin.

YÜN PALTO; KAZAK VE PANTOLONLAR
Kış boyunca yün paltolarınızı ara ara fırça ile temizleyin.
Yün paltolarınızı sağlam geniş askılarda asın ki omuzları yamulmasın.
Yünün nefes alması gerektiği için dolabınızda tıkış sıkış bir durumda saklamayın.
Üzerindeki hafif lekeleri temizlemek için kağıt havluyu hafif ıslatarak lekelerin üzerini yavaşça silin.
Yün paltoların sezon sonunda mutlaka kuru temizlemeye verin.
Her gün yün palto ve pantolonlarınızın ceplerini boşaltın ki kıyafetlerinizin formu bozulmasın.
Eğer yün kıyafet üzerinde elde yıkama yazıyorsa makinenizin en hafif ayarında soğuk suda yıkayabilirsiniz.
Elde yıkadığınızda ise önce hafif deterjan ya da şampuan içeren suda biraz beklettikten sonra durulayın ve yayarak kurutun. Asarak kurutmayın.
Asla çok sıcak su ya da beyazlatıcı kullanmayın.
Formunu koruması ve havalanması için çıkardığınız yün kıyafeti en az 1 gün giymeyin.

TAKIM ELBİSE AYAKKABILARI
Malzemesini ve şeklini koruması için her zaman düzgün bir şekilde saklayın.
Yumuşak deri ya da süet ayakkabıların içini kağıtla doldurarak şekillerini koruyun.
Şekil ve topuklarını korumak ve kullanım sürelerini uzatmak için gereğinden fazla giymeyin. Yani eve gelir gelmez çıkarın ve havalandırın.
Islandıkları zaman direkt ısıya maruz bırakmayın (güneş altı, kalorifer yanı vs).
Deri ayakkabıları 2 gün üst üste giymeyin.
Deri ayakkabılarınızı ıslak bir bezle temizleyebilirsiniz.
Süetin en büyük düşmanı sudur, bu nedenle giymeden önce mutlaka silikon bazlı koruyucu sprey kullanın.

KADİFE
Her zaman etiketleri okuyun, kimi kadife ürünler kuru temizleme ile temizlenir, kimisi makineye atılabilir.
Şeklini bozduğu için asla ütülemeyin.
Eğer çok kırışıksa teryüz ederek buhar püskürterek düzeltebilirsiniz.
Ya da kırışık kadife kuyafeti buharlı bir banyoda askıda bekletebilirsiniz.
Katlayarak kaldırmayın.

BİRKAÇ EK ÖNERİ:
Kırmızı şarap lekelerini çıkarmak için beyaz şarap kullanın.
Eski bir kıyafetin üstüne sinmiş kokuları temizlemek için 1 ölçü votkayı 2 ölçü su ile karıstırarak kıyafete püskürtün.
Kıyafetlerdeki beyaz deorant lekelerini çıkarmak için askılardaki koruyucu süngerleri kıyafete nazikçe sürün.
Yeni ütülenmiş bir kıyafetin üzerinde yeni kırışıklıklar yaratmamak için giymeden önce sıcaklığının geçmesini bekleyin.


27 Eylül 2017 Çarşamba

Çöpsüz hayata giriş : 1. hafta özeti

Bu hafta Instagram'da yeni bir seriye başladık. Benim de hazırlarken bol bol okuduğum, her bir öneride kendime ben bunu yapabilir miyim ya da yapar mıyım diye sorduğum bir seri bu. 

Benim için, minimalizm sadece evdeki eşyaların sayısıyla ölçülmediğinden; hayatı sadeleştirirken bu sadeliği daha geniş çapa yaymak gerektiğine inandığımdan blogda ve Instagram'da fark ettiğiniz üzere çöpsüz yaşam , sıfır atık konularına da ilgiliyim. 

Hem kendim öğrenmek hem de farkındalık yaratmak adına bu sefer böyle bir seri düşündüm.

Kendimi ortalama bir tüketici olarak düşünerek beni de konfor alanımın dışına çıkaracak ve biraz çaba ile hayata geçirebilecek öneriler topladım. Henüz çöplerden kompost yapma, bir ay sonunda toplam çöpümün sadece 1 kavanoza sığması gibi hedeflerim yok. Yolun başında olarak amacım küçük ama etkili değişiklikler yapmak. 

Gelelim ilk hafta önerilerine: 

  1. Yanınızda hep bir bez torba taşıyın.: En basit öneri ile başlamak istedim. Bez çantalar artık hem çeşit çeşit satılıyor hem evde dikmesi kolay hem de bir çok markanın favori promosyon ürünü. Atın çantanıza, arabanıza bir tane. Günlük alışverişleriniz için plastik torbayı bununla değiştirin.
  2. E-faturaya geçin: Elektrik vs faturalar, ev telefonu, cep telefonu fatura ve dökümleri, banka extreleri .. E-versiyona geçin: Bazı firmalar e-faturayı desteklemek için indirim bile veriyor. Çünkü yarattığı kağıt israfının yanında şirketler için de kargo vs bir sürü masraf doğaya da boşa karbon ayak izi E-faturayı destekleyen tüm hizmetlerde bu yolu seçin. PDF’leri bilgisayarınızda saklarsınız.
  3.  Alışveriş yapmadan önce mutfağa iyi bir bakın; sonra çöp olabilecek gereksiz alışverişten kaçının: Zaman kısıtlı ve her şey acil ama plansız yapılan alışverişler de mutfakta büyük oranda ziyana yol açabiliyor. Buzdolabı üzerinde bir liste tutmak, malzemeler bittikçe buraya not almak ve alışverişe planlı bir şekilde gitmek kesinlikle olumlu bir  fark yaratacak.
  4. Hayır demekten çekinmeyin. Eve paket yemek söylediyseniz plastik çatal bıçağa ve poşet tuz&bibere; meyve syu, meşrubat vs içerken plastik pipete; eczane, parfümeri vs küçük alışverişlerde verilen poşetlere; küçük boy şampuan vs gibi promosyonlara “hayır” diyin.
  5. Hediyelerinizi kendiniz doğal yollarla kaplayın: Tabii ki ilk tercih minimalizm/sadeleşme kapsamında da söylediğimiz gibi deneyim hediyeleri amaaa siz gerçekten işe yarayacak bir hediye aldığınıza, bir ihtiyaç ya da isteği karşıladığınıza inanıyorsanız o zaman bu hediyeyi en doğal nasıl kaplarsınız ona bir bakalım.(Burdan sevgililer günü için olan yazıya ulaşabilirsiniz)  İlk öneri tekrar kullanılabilir bir ürün kullanmak; mesela bir bez çanta, yeni bir kurulama bezi,bir şal/fular ya da peçeteye sarıp, bir kalın iple bağlayıp dal gibi doğal bir süsleme ile de son dokunuşu yapabilirsiniz. Hem böylece ambalajın kendisi de bir hediye olmuş olur. İkinci bir öneri ise elinizde olan malzemeleri değerlendirmek, belki bir karton poşet, bir gazete/dergi sayfası ya da temiz bir kese kağıdı gibi. Evde belki parça kumaşlarınız varsa onları da değerlendirmek mümkün. Final dokunuş içinse yine güzel bir ip ve biraz dal ve/veya kuru çiçek. Eğer kumaş kullanırsanız. Furoshiki isimli japon kumaş katlama sanatı size yardımcı olabilir.    Siz yine de deneyim hediyeleri nelerdi derseniz;hamilelereyeni anneleresevgilileredoğaseverlere veya genel olarak sizin kafada olup sizin vereceğiniz minimalist bir hediyeyi kıyafet, aksesuar vs şeylere tercih edenlere göre ve son olarak yenilebilir hediyelere dair öneriler için cümledeki kelimelere tıklayın: ) .
  6. Poşet çay yerine yaprak çay tercih edin. Günde ortalama 5 bardak çay içen kişi her gün yaklaşık 13metre delikli kağıt tüketiyor (gaiadergi verisi) üstelik hala kullanılan kağıt ve ipliğin güvenirliği de sorgulanıyor. İster siyah çay çay ister bitki çayı nerdeyse hepsinin yaprak halini hem marketlerde hem de aktarlarda bulmak mümkün. Zaten iyi bir aktarınız varsa kuru gıdayı (kuruyemisten pirince bakliyata vs) "bulk" yani dökme/ açık olarak almak elinizde
  7. Kendi yoğurdunuzu yapın: Kendi yogurdunu yapmak genellikle bir evde bebek doğunca akla gelir. Oysa dışardaki fabrikasyon yoğurtlar ne yazık ki ne beslenme değeri olarak uygun (haftalarca ekşimeyen ürünlerden konusuyoruz) ne de çöpsüz hayata geçiş içinÜstelik kavanozda yogurt mayalamak oldukca da pratik. Sadece yoğurt değil güvenilir kefir tanesi edinerek kendi kefirinizi de yapabilirsiniz. 
Diğer öneriler için:
2. hafta özeti:
3. hafta özeti: