4 Nisan 2017 Salı

Sadeleşme yolunda vazgeçemediklerimiz


Kaynak: Pinterest

Evleri sadeleştirme böyle koca koca alanlarda bembeyaz duvarlar belki bir de kocaman (yine minimalist) bir tablo ile oturma fikri güzel de hepimizin vazgeçemediği ve bence vazgecmesi de şart olmayan istisnai şeyler de var. Bize mutluluk veren kopamadığımız şeyler. Sadeleşirken temel amaç bir şeyin mutlaka kullanımda olması ve size varlığı ile mutluluk vermesi ama bazen kullanılması için alınan ama bir biblo edasıyla yıllardır orda durup bizi çok mutlu eden eşyalarımız da var.

Benim için kitaplar bu kategoriye giriyor. Sürekli azaltsam da okuyabileceğimden bile fazla aldığım ya da tam kitap alışverişi yaptığım sırada arkadaşımın kitabını görüp önce onu okuyayım dediğim için kitaplarım her zaman her yerden taşıyor; başucumda, Kaan’ın odasında, makyaj masamda, çantamda, evdeki 3 kütüphanede kitap var. Eşim ise artık DVD oynatıcımız olmasa ve laptoplardan da DVD player kalksa bile DVD’lerinden vazgecemiyor, belki kapaklarını bile açmıyor ama 3 raf DVD’nin orda olması onu mutlu ediyor.

Bu konuyu biraz kurcalayınca bir de misafir geldiğinde kullanılır diye ayırdığımız havlular(larlar…) var. Onları vermek anneme ve kayınvalideme karşı işlenecek bir suç sayılacağı için onları (havalandırmaya bile uğraşmadan) bir çekmecede tutuyorum. Bu tabii varlığıyla mutluluk verme değil de yokluğuyla vicdan azabı yaratma kategorisinden listede.


Peki ya siz? Ne kadar sahip olduklarımı azaltsam da asla vazgeçemediğim dediğiniz neler var? 

29 Mart 2017 Çarşamba

Drew Barrymore'un 6 adımlık Gardrop Diyetini Keşfedin

Bugün sizle Drew Barrymore’un Refinery sitesi için yazdığı yazıyı  çevirerek paylaşmak istedim. Benim gibi sizin de sevdiğiniz bir oyuncuysa onun yaşadıklarını bire bir okumak sizin de hoşunuza gidecektir.

Yazının başlığı da çok tatlı: Gardorbumu neden diyete soktum. Aşağıda tüm yazıyı görebilirsiniz:


“İnsanları gösteren kıyafetleridir” deniyorsa ben de "Kadını delirten kıyafetleridir!" diyorum. İşte nedeni:...

Kelimenin en kibar haliyle moda tutkunları biraz takıntılıdır. Belki bu “iyi anlamda deli” kategorisi altına girebilir.  Ve bir de “Umursamıyorum”cu giyinenler vardır. Ve sonra da ben: “Önemsiyorum ama bedenimle ilgili sorunlarım var" tipi, işte bu yüzden sürekli ama sürekli hep aynı şeyleri giyiyorum. Aynı zamanda ilham versin diye alışveriş yapmayı seviyroum ancak genellikle bu alışverişlerin sonu dolabımı içini göremediğim bir kaleydoskop haline gelmesine neden oluyor.

Eğer biri dolabıma baksaydı, yeteri kadar kıyafetim olduğunu söylerdi. Ama ben her gün bir önceki akşam yere attığım kotu favorim olan yumuşak tshirtümle giyiyorum. Kış demek benim için kot ve kazak demek, yaz ise daha zor çünkü kısa olan hiçbir şeyi sevmiyorum. Bu yüzden kendimi bir sekilde kapatırken sıcaklamamaya ve cool durmaya calısıyorum.

Ama asıl sorun şu: belirsizlik içinde yaptığım sağlıksız alışveriş alışkanlığımdan dolayı dolabımdaki kıyafetler atmaya ve daha da artmaya devam ediyor. Aslında gerçekte ne arıyorum ve neden bulamıyorum?

Hmm, bir yerden başlamak gerekirse nerdeyse 40 oldum ve 20 yaş kıyafetleri artık pek de anlamlı gelmiyor. Üstelik 2 bebek sonrası 30 yaş kıyafetlerim de artık üzerime olmuyor. Bir kıyafet kavşağındayım ve bu biraz acı verici.

Çoğu günler dolabıma doğru yürüdüğümde beynimdeki küçük ses başlıyor: “Hiçbir şey üzerine yakışmayacak. Yine aynı görüneceksin. Farklı bir şey denemek için uğraşma çünkü sende hoş durmayacak!”. Askıya elimi atana kadar cesaretim kırılmış oluyor ve mutsuzca ve üzerimde daha heyecan verici bir şeyler olmasını dileyerek sorgulamadığım kot & tshirtümü giyiyorum.

İşte tam bu: sorgulamayacağım bir kıyafet istiyorum. Günün ortasına o güvensiz  “keşke eve gidebilsem ve üzerimi değiştirsem”  anını yaşamak istemiyorum. O yüzden risk almıyorum. Ve o sırada evde, tüm o kıyafetler askılarında günden güne yere doğru sarkıyor. Dolaptan bir şey giymeye giderken kendime kötü bir şey söylemek istemiyorum. Yeni bir anne olarak yeni bir vücudum ve daha sakince bir moda anlayışım var ve giyinmenin daha huzurlu bir süreç olmasını istiyorum… ama nasıl?

Dolap diyeti

İllustrasyon: Blake Wright

Bir: önce herkesin yapmanız gereken ilk şey olduğunu söylediği şeyi yaptım: Giymediğim her şeyi elden çıkardım.  
Tüm o “kırk yılın başı” ya da “bir gün üstüme uyar” kıyafetleri sonunda bağış ya da 2. el satış için ayırdığım kutularına gitti.  Bir çoğunu yerel , I also took most of my clothes down to my local göçmen bürosuna götürdüm. Ayrıca Teens for Jeans derneği ile çalışıyorumi oraya da bir çok şey yolladım. Böylece verdiğim her şeyin nereye gittiğini bilme şansım oldu!

İki: Yavaş yavaş ilerledim: Bunu acele etmeden yapmak istediğim ve çocuklarda evde çok da vaktim olmadığı için (onların uyku saatleri bunu yapmak için harika zamanlama) tüm bu temizlik birkaç hafta sürdü

Üç: Renklere göre düzenleme yaptım ve işte bu başlı başına hayat değiştiren bir şeydi.
Gökkuşağı size yardımcı olacaktır çünkü çok net. Önce nötrler arasından bir kıyafet al ve üstüne renkliler arasından bir şey seç. Bazen farklı bir renk şalla hareket kat.

Dört: Kıyafetlerimi kategorilere ayırdım.
Evet, tam da etekler eteklerle, elbiseler elbiselerle durumu. Bu şekilde dolabın karşısında Winnie the Pooh gibi durup kendime bir pantolon ararken bir sürü bluza boş boş bakmak yerine artık tam istediğim kıyafeti bir kerede bulabildiğimi fark ettim.

Beş: Cesur ol ve büyük değişiklikler yap.
Gerçekten giyilebilir kıyafetlerden oluşan bir seçki yaratmaya çalış. Benim için bu bana gitmeyen o çılgın desenli kıyafetlerden ve görünen o ki hiç giymediğim o parlak renkli üstlerden kurtulmak demekti. İlgili not: Belli ki o pembe Nike spor ayakkabuları ve pijama tipi pantolonları giymiyorum (ki eskiden giyerdim): o zaman gidiyorlar!

Altı: Depresyon ve kimlik krizlerine hazır ol
Tüm bunlar sonunda dolabım temizlenmiş görünüyordu ama artık özgün ya da vahşi bir yanı kalmamıştı. Hatta açıkçası hiç kıyafetim yokmuş gibi duruyordu. Üzülmüştüm. Fazla mı ileri gitmiştim? Eski modayı takip eden beni özlüyor ve muhafazakar, sıkıcı bir kadına dönüşmüş gibi hissediyordum. Sanki kendim gibi değildim.
Ama sonra bir şey oldu. Kaosun ortadan kalktığı o kadar belliydi ki daha dolabımı açmadan kıyafetlerimi kafamda çevirebilir olmuştum. Bu farklı bir deneyimdi. Normalde kendimle savunmacı bir diyalog kurardım şimdi ise beni yormayan sade bir dolabım vardı. Aman tanrım, bu dolap diyeti gerçekten de işe yarıyordu.

Bunu alışveriş yapmaya da uyarlamaya başladım. Bir boşluk duygusunu doldurmak için çılgınca alışveriş yapmak yerine artık neler giydiğimi bildiğim için yeni şeyleri daha düşünerek almaya başladım. Biraz küçük ataklar yaparak birkaç desenli ve pullu şey bile aldım.

Aylar sonra; dolabım artık gayet makul ve ben mutluyum. Artık her sabah giyinirken bir savaş vermiyorum. Kendime “neyin işe yaradığını biliyorsun, eh kendine bir iyilik yap ve onu seç diyorum”. Evet yeni bir anne olarak bedenim oldukça değişti. Ama en önemlisi benim bir anne olarak çocuklarıma iyi ve güçlendirici mesajlar vermem. Kendimizi paralarken bu sırada o negatifliğin kendi çocuklarımıza geçmemesini bekleyemeyiz. Bu senin için neyin işe yaradığı ve sana neyin iyi hissettirdiği ile ilgili. Aynı dolapta olduğu gibi aklımızda da daha büyük ve güzel şeyler için yer açmalıyız. E bunu da yeni tatlı dolabınızdan giydiğiniz güzel bir kıyafet içinde yapmanın bir zararı olmaz.


5 Şubat 2017 Pazar

Sevgililer Günü Hediyenizi Çöp Üretmeyecek Şekilde Nasıl Paketlersiniz?


Evet, yılın o vakti geldi. Eğer sevgiliniz varsa ve bir hediye alacaksanız o hediyeyi en doğaya dost şekilde paketlemeye ne dersiniz? 


Fotograf: Trassisfortosser sitesinden


Tabii öncelikle önerimiz paketlemeye bile ihtiyaç olmayan hediyeler, Beraber bir yemeğe çıkmak, baştan sona aktivitelerle dolu (sinema, müze, belki bir konser) ayarlamak gibi ama gerçek bir hediye vermek isterseniz en azından ambalajını en doğal nasıl yapabilirsiniz. Yine Lauren Singer'dan ilhamla "çöpsüz bir alternatif" aramak istedim.

İlgili yazılar:  Sade hayata uygun hediye örnekleri-1
                    Sade hayata uygun hediye örnekleri-2
                    Sade hayata uygun Sevgililer Günü Hediyeleri
                    Yeşil bir hayat için uygun Sevgililer Günü Hediye Önerileri

GELELİM DOĞAL ÜRÜNLERLE PAKETLEME YAPMAYA

İlk öneri tekrar kullanılabilir bir ürün kullanmak; mesela bir bez çanta, yeni bir kurulama bezi,bir şal/fular ya da peçeteye sarıp, bir kalın iple bağlayıp dal gibi doğal bir süsleme ile de son dokunuşu yapabilirsiniz. Hem böylece ambalajın kendisi de bir hediye olmuş olur.

İkinci bir öneri ise elinizde olan malzemeleri değerlendirmek, belki bir karton poşet, bir gazete/dergi sayfası ya da temiz bir kese kağıdı gibi. Evde belki parça kumaşlarınız varsa onları da değerlendirmek mümkün. Final dokunuş içinse yine güzel bir ip ve biraz dal ve/veya kuru çiçek.

Eğer kumaş kullanırsanız. Furoshiki isimli japon kumaş katlama sanatı size yardımcı olabilir. Burdan nasıl yapıldığınız izleyebilirsiniz.

Bu önerileri tabii ki sadece Sevgililer Günü'nde değil tüm hediyeleriniz için düşünebilirsiniz.

Sizin hediye verirken kullandığınız farklı yollar var mı?


Furoshiki ile yapılmış paket örnekleri


27 Ocak 2017 Cuma

Upcycling (ileri dönüşüm) nedir? Recycling (geri dönüşüm) ile aynı mıdır?


Fotograf theimplyco. nun bülteninden, deterjan o kadar dogal ki, sonra cam kabını gönül rahatlığıyla içinde yemek saklamak için kullanabiliyorsun.
İLERİ DÖNÜŞÜM 101


Daha önce bahsettiğim Lauren Singer (çöpsüz yaşam gurusu desek yeridir) içeriği sade, ambalajı sade ve "ileri dönüşüme" diğer bir deyişle upcycling'e uygun bir deterjan markası çıkardı. Adı the simply co. Bir Amerika yerel markası olduğu için satın almak mümkün değil ama ordan ilhamla aklıma gelen bir yazıyı paylaşmak istiyorum bugün. 


Recycling yani geridönüşüm bir çoğumuzun bildiği bir kavram. Çöplerimizi ayrıştırarak özellikle ambalaj atıklarının, camların vs tekrar kullanıma girmesini sağlıyor. 
Upcycling'de ise malzemeyi farklı bir eşya yapmak için belki biraz değiştirerek belki de aynı haliyle farklı bir amaç için kullanarak değerlendiriyoruz.
Aslında ileri dönüşümü annelerimiz, atalarımızdan dolayı oldukça iyi biliyoruz; Derya Baykal'ın bir çok üründe yaptığı da upcycle. Bir ürünü çöpe atmadan tekrar hayata sokmak. 

Neler İleri Dönüşümde Kullanılabilir?
Birçok şey; şişeler, kotlar, araba lastikleri, süt kartonları, eski kıyafetler, çoraplar, yarım kalmış yünler. Tamamen yaratıcılığınıza kalmış.

Pinteres'te açtığım Upcycling Nedir I Geri Dönüşüm Örnekleri panosunda kıyafetten mobilyaya bir çok fikir bulabilirsiniz.


5 Ocak 2017 Perşembe

Hygge Nedir?


Sizi Hygge ile tanıstırmak istiyorum. hue-gah olarak söylenen bu Danca sözcük Oxford sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilmiş; kuzeyden gelen ve 2017’nin trendi olacağa benzer bu kavram hızla yayılıyor.

Hygge rahatlık, huzur ve mutlulukla bağdaşan bir kelime. Kendinizi hayatınızı güzelleştiren şeylerle çevrelemek de denebilir. Mesela arkadaşlık, kahkaha, güven hissi ya da sıcaklık, ışık, mevsim meyveleri ve kışın sıcak içecekler gibi.

Instagram’da şimdiden #hygge etiketiyle 1,5 milyonu aşkın post birikmiş, bu postlarda sonbaharda dökülen yaprakları, balkabağı çorbasıyla dolu renkli kaseleri ve battaniyelere sarılmış bebekleri görmek mümkün.

Danismarka’dan çıkan bu konsept İngilizler tarafından popüler hale getirilmiş durumda. Dancada aynı dilimize Google’ın bir fiil olarak girmesi gibi hygge da yerini almış; mesela hygge-music dinleyebilir, arkadaşınıza bir hygge-Christmas geçirip geçirmediğini sorabilir ya da iş çıkışı hygge-chat için dostlarla buluşabilirsiniz.

Hygge üzerine kitaplar da yazılmış bile The Little Book of Hygge: Danish Secrets to Happy Living (Hygge üzerine küçük bir kitap: Danimarkalıların Mutlu Hayat Hakkında Sırları) and How to Hygge (Nasıl Hyyge Yaşanır) yurtdışında raflarda yerini almış bile.
 
Hygge kavramı için özenilmiş kıyafetlere, yeni aksesuarlara vs gerek yok; bu nedenle sadeliği seçenler için bire bir. Sadece sizi mutlu eden şeylere odaklanın ve onları yaşayın. Hazır havalar da soğukken alın üstünüze bir battaniye, elinize sıcak bir yeşil çay, çağırın sevdiğiniz bir arkadaşınızı. İşte size hygge tipi bir aksam. Hayatın tadını çıkararak trend olun: )
Bunu biraz daha kuzey tarzı yaşamak istiyorum derseniz de yılbaşı döneminde içilen bir tür sıcak şarap olan Gløgg tarifi de işinizi görecektir.

Tarife geçmeden, peki siz Hygge kelimesini hiç duydunuz mu? Ya da size neleri çağrıştırdı?

İçindekiler:
750ml – kırmızı şarap
1 portakalın kabuğu
1 - 2 çubuk tarçın
75gr kuru üzüm
70gr kabuksuz badem
10 kakule
5 tane karanfil
85gr bal
240ml porto şarabı
240ml brandy

Yapımı:
 Şarabı, portakal kabuğunu, çubuk tarçın, kuru üzümü, bademleri, kakule, karanfil ve balı bir sos tenceresine koyun.
– Kısık ateşte 30 dakika kaynatın.
– Kaynama süresi bittiğinde porto şarabı ve brandy ekleyin.
– Dilediğiniz bardak ya da kupada servis edin.