12 Ağustos 2013 Pazartesi

Tatilde bavulumda ne vardı?

Bayram tatili herkes için bir kaçış imkanı sundu. Bir yerlere gidebilenler değişimin tadını çıkarırken, evlerinde kalanlar ise boşalan şehrin farklı yüzleriyle tanışmayı denedi. Bir şekilde herkes dinlendi diye umuyorum.

Biz bu tatilde 2. defa kamp hayatını denedik. Hani bir laf vardır: tatile çıkarken planladığınız eşyaların yarısını paranın ise iki katını yanınıza alın diye. Kamp hayatı için oldukça geçerli bir tavsiye. Paranın 2 katını almaya gerek yok belki ama eşyaları yarıya indirmek kesinlikle faydalı. Daha önce zaten tatil bavulunda ne kadar çok ya lazım olursa diye taşıdığımız şey olduğunu konuşmuştuk. The Minimalist'teki kuralı örnek göstermiştim: 20-20 yani tatilde acil ihtiyacınız olacak bir şeyi en fazla 20 dk uzaklığa giderek ve 20$’ı geçmeden(bizim durumumuzda 20TL diyebiliriz sanırım) alabilirsiniz. Bir ilaç, deniz gözlüğü, terlik, bere, eldiven bir çok şey için geçerli bir kural.

Bu tatilde çadır ve uyku tulumları hariç tek bir çantayla çıktık yola: mayo/bikini, şort 3 tshirt, , 2 kitap, 2 havlu, güneş kremi, tarak-şampuan, terliklerimiz. Zaten daha fazlasını koyacak yerimiz de yoktu açıkçası. Kamp hayatı insanı ister istemez minimalizmin kollarına atıyor.

tatil çantamız 2 kişi için tam bu boyutlardaydı, fotoğraftaki gibi yine accesorize ama biraz daha çiçekli böcekli

Herkese hafif tatiller!

6 Ağustos 2013 Salı

“Boşluk Prensibi” - Yeniye yer açın

Size mail listelerinin o efsane çiftini uzun uğraşlar sonucu bulup göstermiştim. Yine maillerde dolaşan çok güzel bir yazı var ancak yazarı hakkında bir türlü uzun bir bilgiye ulaşamadım. Bulabildiklerim 1800'lerin sonunda doğduğu ve önceleri Baptist bir rahip iken sonrasında bir avukat olarak yaşamında devam ettiği.

Aşağıda o meşhur Principle of Emptiness- Boşluk Prensibi yazısının çevirisini bulabilirsiniz (çeviri bana ait değil, ben de internetten araştırdım). Yazı minimalizme göz kırpmaktan geri kalmıyor.

Bir düşün..
Kimbilir belki bir gün onlara ihtiyacın olur düşüncesiyle gereksiz eşyaları biriktirmeyi alışkanlık edindin mi?
Belki gelecekte ihtiyacın olur düşüncesiyle parayı hiç kullanmadan sadece biriktirme alışkanlığın var mı?
Uzun bir süredir zaten giymediğin elbiselerini, ayakkabılarını evinde artık kullanmadığın eşyaları hala saklıyor musun?
Ya kendi içinde yaşadığın hayal kırıklıklarını, gücenmeleri korkuları üzüntüleri ve benzer duyguları biriktirme alışkanlığın mı var?
Bu alışkanlığından vazgeç çünkü bunu yaparak kendi zenginliğine karşı geliyorsun!
Hayatına yeni şeylerin girmesi için önce onlara yer açman gerekiyor.
Bolluğun sana gelmesi için yaşamında yer işgal eden fakat işe yaramayan şeylerden kurtulman gerekiyor.
İşte yaratacağın bu boşluğun kuvveti tüm arzularını hayatına çekecek olan gücün ta kendisidir!
Eski ve işe yaramayan maddi ve manevi tüm varlıklarını biriktirdiğin sürece yeni fırsatlar için yerin olmayacak.
Eşyalar sürekli dolaşmalıdır. Çekmecelerini dolaplarını depo gibi kullandığın yerleri boşalt.
Artık kullanmadığın eşyalarını ver gitsinler.
Bir yığın kullanmadığın eşyayı biriktirmek seni olduğun yere sabitleyerek ilerlemeni engeller.
Ancak yine de, hayatta ilerlemeni engelleyen bu eşyaların kendileri değil onları biriktirme alışkanlığındır.
Onları ısrarla elimizde tutarak darda kalacak olmanın ve yoksulluğun olasılığını düşünürüz.
Yarın bir gün onlara ihtiyacımız olursa bu ihtiyacı karşılayamamaktan korkarız.
İşte bu düşüncelerle zihnine iki mesaj gönderiyorsun.
1 ) Geleceğe güvenin yok!
2 ) Sen zaten yeniye ve daha iyisine layık değilsin.
Bu yüzden eski ve işe yaramaz eşyaları saklayarak kendini mutlu ediyorsun!
Rengini ve parkalığını yitirmiş her şeyden kendini özgür bırak!
Artık yeninin sana gelmesine ve yaşamına girmesine izin ver..

Joseph Fort
Newton

Minimal Hediyeler - 2

Türk İşi Minimalizm artık turkisiminimalizm.com'da
Yazıyı okumak için:
https://www.turkisiminimalizm.com/minimalizm-blog/categories/minimalist-hediyeler

1 Ağustos 2013 Perşembe

Evdeki kıyafetler tamam, peki atıklar nereye gidecek?

Daha önceki yazılarda evdeki sadeleşme sonucu kenara ayırdığımız fazla eşyaları ne yapabileceğimiz konusunda Fazlalıklardan Kurtulmak ve Yeni yıl kararlarında biraz bahsetmiştim.

Bugün bir sitede atıklarımız için bize uygun önerilere rastladım. Cincüce Banu Evdeki zararlı maddelerin geri dönüşümü başlıklı yazısında tasarruflu ampüller, elektronik atıklar, kızartma yağlarıyla ilgili bire bir bizden öneriler vermiş.

Öğrendiğine göre Kadıköy'de 2012'de 400bin lt'yi aşkın bitkisel atık yağ toplanmış.

Yazıdaki linke tıklayarak Banu Hanım'ın yazısının tamamını okuyabilirsiniz. Bir de ufacık bir bölüm alıntılıyorum kendisinden hepimize lazım diye.
  • Kadıköy Belediyesi’nin Atık Koordinasyon Merkezi‘nin web sitesinden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. (Merkez sadece Kadıköy’de ikamet edenlere mi hizmet veriyor, yoksa İstanbul’un diğer yerlerinde yaşayanlara da yardımcı oluyor mu bilmiyorum.)
  • Belediyenin yerleştirdiği atık kutularının listesi burada. (Ambalaj, bitkisel yağ, pil ve cam)
  • Bitkisel Atık yağ toplayan noktalar ve şirketlerin iletişim bilgileri burada var.
  • Enerji Emstitüsü’nün tasarruflu ampullerle ilgili haberi için bir tık.

Minimalizm ve sürdürülebilirlik çok elele kavramlar bence. Hangisine ilgi duyarsanız duyun bir şekilde diğerine de dokunmuş oluyorsunuz.

Belki işime yarar kutusu

Kısaca "belki kutusu" ya da "belki kullanırım kutusu" evinizi gözden geçirip bir nevi sadeleşmeye giderken işinize en çok yarayacak, kararsız anlarınızda size zaman kazandıracak ve sonunda belli bir süre sonunda size kararı kendiliğinden verdirecek kutulardır. Keşke hayatın her alanında kullanılabilseler: )

Belki kutusu şu şekilde kullanılabilir: Evinizde bölüm bölüm ya da topyekün bir sadeleşme, toparlanma (declutter) hareketinde vermeye kıyamadığınız, henüz ayrılmaya emin olmadığınız eşyaları bu kutuya koyun.

Eşyalarla işiniz bittiğinde kutunun üzerine bugünün tarihini atıp kutuyu bir yere kaldırın ve mutlaka bir takvime, outlook'a, telefonunuza bu kutuya bir süre sonra, diyelim 6 ay, bakmak için not yazın.

6 ay geçtiğinde kutuyu ve içindekileri tamamen unuttuysanız zaten hiç sorun yok:) Hepsiyle vedalaşabilirsiniz (Ya da belki de günlerce bu anı beklediniz). Aslında en doğru olan, eğer minimalizmi deneyecekseniz tabii, bu 6 ay içinde gerçekten ihtiyacınız olduysa içinden o eşyayı almak ve hayatınıza katmak. 6 ay kullanmadığınız herhangi bir eşyaya (gerçekten mevsimsel değilse yani mayo, kayak takımı vs gibi bir şey değilse) aslında ihtiyacımız olmadığını zaten biliyoruz değil mi?









11 Şubat 2013 Pazartesi

İşte Mail Trafiklerinin En Efsane Çifti ve diğer minimalistler


İşte Mail Trafiklerinin En Efsane Çifti

Mutlaka mailinize her şeylerini satarak karavanda yaşamaya başlayan sonu maymunlara bağlanan o çiftin hikayesi gelmiştir. Bir efsane gibi mailden maile dolaşan bu çift aslında gerçek ve şu anda hayatlarını fotoğrafta gördüğünüz Kaliforniya’daki karavan-evde sürdürüyorlar.

Minimalizmin simgesi haline gelen hikayeyi kısaca hatırlayalım:

İki yatak odalı apartman dairesi. İki araba. İki düzine insana yemek servisi yapmaya yetecek kadar porselen eşya... Tüm bunlara rağmen Tammy Strobel mutlu değildi. Davis ilçesinde bir yatırım şirketinde proje idarecisi olarak çalışıyor ve yılda $40,000 kazanıyordu; kendi tabiriyle "kazan-harca koşma bantına" yakalanmıştı. Ve bir gün o banttan aşağı indi.

Daha basit yaşamak hakkında okuduğu kitaplar ve blog yazılarından aldığı ilham ile ikisi de 31 yaşında olan Bayan Strobel ve kocası Logan Smith eşyalarını birer birer bir yardım vakfına bağışladılar. Her geçen ay sahip oldukları ayakkabılar, kazaklar, kitaplar, tabaklar, tencereler kapı dışarı edildi, bir sürelik deneme ayrılığından sonra, televizyonlarını bile bir dolapa koyup ortadan kaldırmaya karar verdiler. En sonunda arabalarından da kurtuldular. Sadece 100 tane eşya ile yaşamayı salık veren bir Web sitesinden daha da cesaret alan Bayan Strobel sahip olduğu tüm giyecek, makyaj, vs. aletlerinin toplam sayısını tamı tamına o rakama indirdi.

Büyük bir tüketici grubu da benzer bir şeyi kriz sonrası yapmak zorunda kaldı. Bu değişim ülkenin harcama kalıplarında büyük bir değişikliğe yol açıyor: Bir servis almak, mal almaktan daha faydalı insan doğasına.  Yani bir ayakkabı yerine kutu oyunu, pahalı bir çanta yerine spor salonu üyeliği, araba yerine seyahat, ruj yerine sinema bileti, insanları daha mutlu ediyor! Bir tecrübe satın almak, kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağlıyor.

AVUCUNUZU AÇMAYI DENEDİNİZ Mİ?

Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır: Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına i nce bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Çifti “100 Eşyayla Yaşama” deneyime davet eden site (http://guynameddave.com) 2011’den beri okuyucuları “küçülmeye” davet ediyor. Tammy Strobel ve eşi gibi bir çok kişi 100 eşyaya inemese de fazla eşyalarından kurtulma yönünde adım atıyor. 100 eşya deneyimine ek olarak farklı meydan okuma deneyimleri de var. Mesela 6-piece challenge yani sadece 6 parça kıyafetle 1 ay geçirmek. Bu meydan okuma o kadar popüler oldu ki bir çok kişi blog açarak ya da facebook sayfalarında 6 parçadan oluşan gardroplarını ve bu parçalarla yaptıkları kombinasyonları çevresiyle paylaştı. (6 piece challenge’a ait örnek bir videoyu burdan izleyebilirsiniz.
Bu hareketin katılımcılarından bir çalışan anne ne iş yerinde ne de evde kimsenin onun 1 ay boyunca sürekli aynı şeyleri giydiğini fark etmediğini belirtmiş!

Sheena Matheiken ise Uniform Project isimli projesinde bütün bir yılı tek bir elbiseyi çeşitli aksesuarlarla kombinleyerek giydi ve bir farkındalık yaratarak Bombay’daki çocuklar için bağış topladı. Proje o kadar tutuldu ki Sheena’ya her gün farklı bir aksesuarla devam edebilmesi için dört bir yandan şapka, fular, kemek gibi aksesuarlar yağdı. Sonra bunlar da açık arttırmayla satılarak projenin gelirine eklendi.

Son olaraksa sizlere 1 yıllık alışveriş orucundan bahsetmek istiyorum. Katılımcıların http://www.thegreatamericanappareldiet.com/ isimli sitede toplandığı bu meydan okumada 1 yıl boyunca hiç kıyafet alınmıyor, sadece iç çamaşırı, çorap gibi zorunlu ihtiyaçlara izin var. 1 Eylül’de aktif olan bu grup kendilerine medyada da geniş yer buldu.

BUGÜN BUNU YAPIN:

Daha önce de önerdiğim gibi bugün bir adım atın ve bugünden itibaren 1 ay boyunca kıyafet alışverişi yapmayın.  Sadece indirimde olduğu için alınan ama giyilmeyen kıyafetlerin yarattığı ağırlıktan bir ay için uzak durmanın keyfini çıkarın.