28 Ocak 2015 Çarşamba

Ey Türk erkeği, işte zorlanmadan uygulanacak giyim önerileri

Başlığa bakıp aldanmayın, burayı bir moda bloguna çevirmedim. Daha önce de entrysine yer verdiğim eksisozluk kullanıcısı iwillshowyouwhatitmeans ' in Everyday minimalist'teki bir yazıdan çıkarak ekşisözlük'e yazdığı yazıyı görünce kısaltarak paylaşmak istedim.

Minimalizm üzerine biraz internette araştırdığınızda çoğu zaman size yardımcı olacak kıyafet listeleri görürsünüz. Eğer ne giyeceğiniz hakkında biraz yönlendirmeye ihtiyacınız varsa dolabınızı tıka basa doldurmadan sadece temel parçalarla şık olmak ve minimalist anlayıştaki gibi miktardan çok kaliteye önem vererek bu konuda kafanızı rahatlatmak mümkün.

Önce temel kurallar:

- Kıyafetleriniz mutlaka temiz ve ütülü, ayakkabılarınız boyalı olsun.
- Bedeninize uygun kıyafetler alın, artık uymayan giysileri ise elden çıkartın.
- Aman ha üzerinde abuk subuk desenler, yazılar, ve hatta kocaman markalar olan herhangi bir giysiyi asla almayın. Düz renkten şaşmayın

- Temel renkleriniz siyah, kahve, gri, mavi ve beyaz olsun, onlara arada farklı renkli aksesuar ya da tshirt vs ile renk katın.

Peki dolabınızda neler olmalı?

6 resmi gömlek (beyaz ve mavi tonlarında)
3 kumaş pantolon (hepsi koyu renkli)
3 t-shirt
2 polo yaka t-shirt
Pinterest'ten sizin için bir kapsül gardrop örneği
3 kazak
1 kot pantolon (tercihen koyu lacivert)
1 palto (koyu renk, kıçınızı örten)
1 spor ceket
1 koyu renkli takım elbise
2 kravat (siyah, gri, lacivert veya koyu kırmızı tonlarında)
1 siyah veya kahve kemer
1 spor ayakkabı (tercihen koşu)
1 rahat günlük ayakkabı
1 resmi siyah ayakkabı
1 bot
9 çorap (hepsi koyu renkte)
9 iç çamaşırı
1 pijama (opsiyonel)
2 şort (opsiyonel)
aksesuarlar (eldiven, atkı, şapka, kulaklık)
güneş gözlüğü (sade ve siyah renkte)
kol saati (metal veya deri kayışlı)
iş çantası (tercihen koyu renkte)

Ve lütfen kişisel temizliğinize de özen ve önem gösterin; düzenli yıkanmak, 3 haftada bir kesilen temiz saçlar, deodorant, tırnak kesimi, bıyık-sakal-kıl-tüy kesimi, güzel kokmak...

Bonus öneri ise şu. Ne giyerseniz giyin kötü görünmemek için ezik büzük durmayın, dik durun, kendine güvenli gözükün, gülümseyin, konuşurken insanların gözünün içine bakın, fısır fısır konuşmayın. daha da iyi görünmek içinse spor yapın, iyi beslenin ve vücudunuza bakın.

19 Ocak 2015 Pazartesi

Minimalist tasarımları bir araya getiren blog - Minimalik

Bugün sizi bir bloga davet etmek istiyorum. Her ne kadar artık aktif olmasa da www.minimalik.com dünyadan örnekleri bir araya toplamış. Film afişleri mi dersiniz, Lego ilanları mı yoksa biraz dekorasyon mu... Bir kaç örneği buraya topluyorum ama mutlaka siteye uğrayıp postlar arasında gezinin derim.


Facebook için hazırlanmış minimalist stilde kapak fotoğrafı


image
ve hatta Devlet Tiyatrosu afişi

13 Ocak 2015 Salı

Çocukları unutmayın - şehirde çocukla ne yapmalı?

Hediyelerden bahsettiğimizde deneyimsel hediyelerin yarattığı hatıralarla kalıcılığının daha yüksek olacağını vurgulamıştım.

The Minimalists'in hikayesindeki tatlı Andy'yi hatırladınız mı? Hediyeleri arka arkaya açarken onca oyuncağa rağmen hala istediğini alamadığı için ağlama krizine giren Andy acaba anne-babası ya da amcası/teyzesiyle güzel bir gün geçirse bunu hafızasına kazır mıydı dersiniz?

Üyesi olduğum BYBO yani Bebek Yapım Bakım Onarım isimli bir grup var. Burdaki annelerden biri geçen gün çocuklarla yapılabilecek çok güzel aktiviteler sıralamış. Sizle de paylaşmak istedim. Kimi zaman ben ne yapacağım ya da hayat çok pahalı diyen anneler için biçilmiş kaftan öneriler.


Çocuğunuzla tramwaya, vapura, metroya, teleferiğe binin.


Adalar'a gidin. Ya da deniz, göl, nehir kıyısında herhangi bir yere. Ördeklere yem atın. Teknelere, sandallara hatta suya düşen yapraklara bakın.

Bir yer görmek isterse onu oraya götürün. Bir cami merak edebilir, günlük hayatta önünden geçtiği heykeli merak edebilir.

Piknik yapın. Yanınıza meyve, kuruyemiş gibi basit şeyler alıp kendinizi en yakın yeşil alana atın.

Kışın çamurda oynamasına izin verin. Bırakın su birikintilerinde zıplasın, enerjisini atsın.
                                                            Bisiklete binmeye gidin.


Pazara gidin. Meyveleri sebzeleri tanıtın, dokunmasına izin verin.

Turistik yerleri gezin. Mesela İstanbul'daysanız İstiklal Caddesi, Kadıköy Merkez, Balat gibi yerlere gidin.


Kitapçıya gidin. Bazı kitapçılarda oturup kitapları incelemenize izin veriliyor hatta kitapçıda etkinlikler düzenleniyor.


Orman varsa ormana gidin, ağaçları gösterin, yaprak kümelerinde yuvarlansın.

Sokak çalgıcılarını dinleyin, alkışlayın.

Müzelere gidin, tabii yaşına uygun olması gerekiyor ama artık bazı müzelerde çocuk atölyeleri de oluyor (İstanbul Modern gibi).

Daha profesyonel 2 öneri isterseniz Mekanist sitesi İstanbullu'lar için çok güzel 2 öneride bulunmuş.

KidZania: Gerçek bir şehir gibi düzenlenen büyük oyun platosunda çocuklara uygun boyutlarda tasarlanmış Hastane, İtfaiye, Tiyatro, Arkeoloji Müzesi, Havacılık Akademisi, Diş Sağlığı Merkezi, Banka, Stadyum vb. çok sayıda aktivite alanına sahip KidZania’yı ziyaret eden çocuklar ; “Doktor”, “İtfaiyeci”, “Diş Hekimi” vb. meslekleri canlandırabiliyorlar. İşimle ilgili bir ziyaret için gittiğim Kidzania'da ben de bir deneyim yaşama şansına sahip oldum ve bayıldım. Benim oğlan için çok erken olsa da sanırım yeğenlerimin bir dahaki ziyaretinde listemizde olacak.

İstanbul Oyuncak Müzesi: 2005 yılında Sunay Akın tarafından İstanbul Anadolu yakasında açılan Oyuncak Müzesi; oyuncak tarihinin en değerli eserleriyle donatılmış çeşit çeşit oyuncaklarla hem büyükler hem de çocuklar için çok ilginç bir yer. Sunay Akın buradaki oyuncakları; birçok ülkedeki koleksiyonerlerden, antikacılardan ve açık arttırmalardan kitaplarının ve de gösterilerinin telifleriyle satın almış.

Eğer bir anne isen şu yazıyı da okumadan geçme derim
Çocuklu hayatta sade bir düzen için 9 öneri

12 Ocak 2015 Pazartesi

Sözlüklere seni sordum, bak ne dediler... Sözlüklerde minimalizm

Önce ekşisözlük vardı, sonra ise gerek ona benzeyen gerek ona tamamen zıt giden bir çok türevleri açıldı. Bugün bu sözlüklerde bir minimalizm sorgusuna gittim. Bakalım sanat akımı mı, hayatta sadece ihtiyaç duyduğun kadarına sahip olma mı yoksa moda mı revaçta?

eksisozlukte-reklaminizi-yapalimEkşi'de 12 sayfa yorum alan bu nispeten popüler topic web tasarımında, müzikte, hayatta minimalizm'e değiniyor. En hoşuma giden ve bizim konuya değinen yorum ise benekli'nin yazdığı: "ozellikle dekorasyonda, televizyonlarin uzerine dantel orup orten bir halk* icin ne kadar uygun oldugu konusunda ciddi kaygilarim olan akim"

herseynurlubereketliolsun ise güzel bir özet yapmış:"azı karar çoğu zarar denen tüm şeyler için kullanılan azla yetinme sanatı.birşeyleri biriktirmeden, stokları eritmeyi hedefleyen yaşam tarzı.hep daha iyisinin,daha yenisinin, daha fazlasının istendiği bu dünyada kanaatlarlığa,sadeliğe,zerafete davet eder.insan yaşamına uygulayabilirse güzeldir.amerikalılar bile tükete tükete bir halt olmadığını anlamışlar kendilerini (yaşadıkları yerleri, ihtiyaçlarını) küçültmeye karar vermişler.hayırlar olsun."
Hatta minimalist insan diye bir başlık da açılmış sonrasında : "minimalizm'i hayata bakis acisi olarak benimsemis, hayati basit yasamak adina her seye acik, kendini yasayan insan modeli.(yoda)



santralsozluk pek fazla tanıma ev sahipliği yapmazken janus isimli yorumcu minimalizm'i gereğinden fazla sadeleşmek olarak gördüğünden olsa gerek" byle tnmlnblr şeklinde anlatmış.





uludagsozluk'ten korncu21 öğrencilere uyarlamış "ev eşyası az ve sade olan bir öğrenci evinde gelen arkadaşlara "minimalist bi insanım sevmem kalabağı , bak en güzeli sadelik" derken kullanılan paravandır. yoksa para versinler bende döşerim evi kelebek mobilyadan ,tepe home den."
5 sayfa entry ile eksisozluk kadar olmasa da konuyu aktif tutan itusozluk'ten myfakeplastic :"modernizmin bize bahşettiği en güzel şey, belki de tek güzel şey" diyor.

dertlisözlükten nafiz 100thingschallenge'dır demiş yetmez onu da "100 eşya ile yaşama felsefesi. adamlar bir gömlek bir hırkayı keşfetmiş, özeti bu." diyerek özetlemiş.



meydansozluktan ajoo minimalizm sehl-i mumteni'dir demiş. Yani "söylenmesi kolay görülen ama benzeri yapılmak istendiğinde güçlüğü ortaya çıkan söz. bu tür sözler sade ve derin anlamlıdırlar."

Peki sizin minimalizm tanımınız ne?



En minimalist spor : yürüyün ya da koşun ama artık oturmayın

Ben sporun her yerde ve koşulda ve minimum gereksinimle yapılabilenini seviyorum.

Koşmak bir kesime göre daha etkili olsa da daha zorlayıcı olduğu için özel ekipman gerektiriyor. Ama her halde her yerde yapabileceğiniz yürüyüş size aktif bir hayatın kapısını aralıyor.

Tek yapmanız gereken en hafif ve hava koşuluna en uygun ayakkabı ve tabii kıyafeti giyip tempolu bir ritim tutturarak kendinizi yollara vurmak.

Bir de yakın yerlere yürüyerek kendinizi de biraz zorlayabilirsiniz. Kısa mesafeler için yürüme opsiyonunu mutlaka dikkate alın. Ben zaten pusetli hayattan sonra 45dk-1 saatlik yerlere yürümeyi tercih ediyorum, puseti aç kapa o sırada çocuğu tut vs vs uğraşmaktansa yürüyorum.
 

Ayrıca koşmak bu ara oldukça popüler hale geldiği için bir çok maraton da düzenleniyor, sıkı bir yürüyüşçüyseniz bu maratonların halk yürüyüşü bacaklarına da katılabilirsiniz. Ya da yarış turizmine katılabilirsiniz mesela Antalya'da, Bozcaada'da, Eskişehir'de vs çok güzel yarışlar oluyor, bir iki gün ayırarak hem yarışa katılıp hem de küçük bir tatil yapabilirsiniz.


7 Ocak 2015 Çarşamba

TED'den size minimalizm üzerine 5 video

Bir kaç site TED'de bulunan bir nevi Minimalizme Giriş 101 dersi değerinde videolardan derleme yapmış. Mutlulukla paylaşıyorum:


1. Jon Jandai: Life is easy. Why do we make it so hard?



 

2. Mark Boyle: The Moneyless Man

3. Graham Hill: Less stuff, more happiness

4. Grant Blakeman: Minimalism — For a More Full Life

 

5. Adam Baker: Sell your crap. Pay your debt. Do what you love.

 


 

Minimalist anne işe geri döndüğünde

Lohusalık denince sizin aklınıza ne geliyor bilmem ama benim ilk aklıma gelen bir koltukta oturduğum. Özellikle ilk 10 gün, gün boyu Kaan'ın yanında öyle otururdum, Kaan da yanımda, koltuğun köşesinde reflü yastığında uyurdu. Ben de hemen yanında oturur uyansın da emzireyim diye beklerdim. Bir de ilk hafta doktor moktor işleri, e sonra hadi bir hava almaya çıkalım teşebbüsleri ama temel durumum oturmaktı.

(hollywoodlife.com)
Lohusalıkta ilk hatırlananlar yorgunluk, uykusuzluk olsa da yanınızda size yardımcı olacak birileri varsa aynı zamanda çok da tatlı anılar barındıran bir dönem bu. Bebeğinizin en minik en biblo gibi olduğu dönem.

Sonrası birden hızlı gelişiyor, ilk hafta, ilk 20 gün (yarı kırk diyenler de var) ilk ay, ilk 40 gün ve bence önemli dönüm noktası ilk 3 ay. Ben ilk 3 ay bittiğinde biraz daha rahat etmiştim sanırım. Bunda en büyük pay Kaan'ın artık kucakta oturur duruma gelmesiydi.

Bir çok anne işte bu 3 ayın bilemedin 3,5 ayın sonunda işe dönmek zorunda kalıyor. Ben şanslı azınlıktaydım, biraz yıllık biraz ücretsiz izin derken Kaan'ı 5,5 aylık yapıp işe döndüm. Peki ne oldu?

Bir kere ilk gün her yarım saatte olmasa da 2-3 saatte bir evi aradım. Bensiz Kaan ne yapar hiç bir fikrim yoktu. Kendime süt sağacak ve sütleri saklayacak bir yer buldum. Bu ikisinden öğrendiğim 2 şey var:

1. Bebeğinizden ayrılmaya alışın. Benim en büyük eksikliğim buydu. Kaan'ı 5,5 ay boyunca gündüz, belki 2-3 kere onda da 1'er saat birilerine bırakmıştım (sabahları erken uyandığında bana iyilik yapıp annemin filan almasını saymıyorum:)) Kaan'ı birilerine bırakıp gidip bir şeyler yapmak alışık olduğum bir şey değildi, hele de çok sık emzirdiğim için imkansız geliyordu. Siz varsa imkanınız bırakın bebeğinizi hep dedikleri gibi gidin bir kahve için. Bir fön çektirin, boş boş dolaşın. Kendiniz olmayı unutmayın.

2. Süt sağın. Yoksa benim gibi son 10 gün stok yapmak için deli gibi çırpınırsınız. İş hayatında sizi nasıl bir yoğunluğun beklediğini bilemezsiniz. Süt sağamadığınız, az gelen günler olabilir, o günler için önden hazırlıklı olun, hem de bu fikre alışın. Emzirmeye göre çok mekanik ve bence sıkıcı bir iş ama işe erken dönüyorsanız en azından ilk 6 ay anne sütüyle beslemek için önemli bir alışkanlık.

Bunlar dışında işe dönmek güzel, zor, eğlenceli, yorucu... Söyleyecek her güzel şeyin ardından kötü bir şey bulabilirim o yüzden kimseyi yanlış yönlendirmeyeyim. Ama ey sen yeni anne işe dönerken madden (sütünle) ve manen (uzak kalmaya alışarak) hazır ol olur mu?

Hmm peki minimalizm bunun neresinde? Zorlayacak olursam anne sütü vermek sizi mamayla uğraşmaktan kurtarır. Hem zaman kaybetmezsiniz hem de paranız cebinize kalır. Oldu mu;)


Bir de arada canınız çok sıkıldığında bunu dinleyin hatta izleyin olur mu? Gerçekten ruha iyi geliyor.