14 Eylül 2017 Perşembe

31 günlük minimalizm - sadeleşme challenge'i : 4. Hafta güncellemesi | Minimalist olmak


Ve bir serinin sonuna geldik. Mesajlarınızla hep yanımda olduğunuz için çok teşekkür ederim.


22.       Gün: İndirimlerden Kaçının:  Son zamanlarda bir kot pantolon almam gerekti. Ve tam ücretini ödedim. Daha önce aldığım kot pantolon 2 yılın sonunda tepe tepe kullanıldıktan sonra artık tamir edilemez haldeydi. Anlayacağınız, ben mümkün olan her zamanda indirimlerden kaçınıyor ve tam fiyatını ödemeyi tercih ediyorum. Normalde çok para harcamam ama alışveriş yaparken daha kalite odaklı hareket ederim. Amacım marka giyinmek değil, bana uzun süre hizmet edecek, üzerimde/evimde iyi görünecek sağlam eşyalar almak istiyorum. Paramı sorumlu harcarım. Ve yüksek fiyatlı olsa da kalite olarak bunun hakkını veren kıyafetler uzun vadede daha az paraya mal olurlar. Ama indirimlerden kaçınma nedenim kalite-para ilişkisinden dolayı değil. Daha çok benim satın alma dürtülerim ile ilgili. Aldığım şeyin tam ücretini ödemek istiyorum çünkü o zaman aldığım şeyi daha çok sorguluyorum. Almak istediğim bir şey olduğunda onu almadan önce birkaç kez daha düşünüyor ve almam için gereken parayı bütçemde ayarlıyorum. Ve tabii ki bu yeni eşyanın hayatıma gerçekten bir değer katıp katmayacağına da bakıyorum. Ama indirim fiyatı demek anlık bir fiyat ve alım demektir. Çok uzun zaman ben de bu hataya düştüm. “Hemen al!” , “Kısa zaman için!” , “Bu kategorideki son ürünler!” Pavlov’un zili gibi bu zeki cümleler gerçeklik algımızı etkileyerek var olmayan bir kıtlık bilinci içine girmemize neden olup anlık dürtülerle alışveriş yapmamızı sağlıyor. Tabii ki sezon sonu indirimi nedeniyle aldığınız o elbise size %70 fiyat avantajı sağlayacaktır. Ama o elbiseyi almazsanız paranızın size kalacak %100’ünü de düşünmeniz gerekir.

23.      Gün: Eşya değil deneyim hediye edin. : Bu sene bir değişiklik yapıp eşya yerine deneyim hediye etmeye ne dersiniz? Böyle bir durumda verdiğiniz hediye ne kadar daha anlamlı olur sizce? Deneyim konusu değerlendirmeye değer bir konu. Konser biletleri, evde hazırlanmış bir yemek, bir tiyatro oyunu ya da müzikale bilet, masaj, bir festivale gitmek, hep istediğiniz bir mekana (restoran, bar vs) gitmek, bir tatile çıkmak… Sevdiğiniz birine verebileceğiniz diğer deneyim bazlı hediyeler neler olabilir? Beraber yaşanılan deneyimler kişiler arasındaki bağı pekiştirir. Siz de bu tarz hediyelerle muhtemelen beraber vakit de geçirerek ilişkinizi daha sağlam hale getireceğinizi düşünmez misiniz?

24.       Gün: Ivır zıvır çekmecenizi sevin ama onu dağıtmayın. : Hepimizin ıvır zıvır eşyalarını koymak için bir alana ihtiyacı vardır. Ama bu alanın illa ki dağınık, yorucu bir çekmece olması gerekmez. Size şöyle bir fikrimiz var: sadece bir tane ıvır zıvır eşyanızı koyduğunuz çekmeceniz olsun ama her 3 ayda bir onu elden geçirin, atılacak kağıtları, artık işe yaramayan eşyaları içinden ayıklayın. Belki o zaman onu ıvır zıvır çekmecesi olarak değil de düzenleme çekmecesi olarak anabilirsiniz. Ne dersiniz 3 ayda bir temizleme koşuluyla böyle bir çekmece işinize yarardı değil mi?

25.       Gün: Daha aza sahip olduğunuz bir hayat kendiliğinden derli topludur. Yeterince sadeleştiğinizde hayatı yönetmek çok daha kolaydır. İster eviniz, ister aracınız isterse ilişkileriniz olsun hayatınızı iyileştirmeyen, geliştirmeyen şeylerden uzaklaştığınızda hayat daha idaresi kolay ve dolayısıyla keyifli hale gelir.

26.       Gün : Sade bir hayat, daha sağlıklı bir hayattır: Sadeleşme genel olarak materyal eşyalarla başlar. Dağınıklıktan kurtulunduğunda bu sadeleşme hayatımızın diğer alanlarına da yansır. Beslenmemiz gibi. Sağlığımızı iyileştirmek kolay olmayabilir ama sadelikle rahat bir şekilde olabilir. Bizler sade insanlarız, basit hayatlar sürüyoruz, bu her zaman çok kolay olmasa da karmaşıklık içermiyor. Siz de daha sade bir beslenmeye rahatlıkla geçebilirsiniz; paketli gıdaları azaltabilir, taze yiyeceklerin beslenmenizdeki oranını arttırabilir ve mümkünse lokal ve mevsimindeki gıdalara yönelebilirsiniz. Hayatınıza biraz daha hareket katmak isterseniz yürüyüş katabilir, asansör yerine merdiven tercih edebilirsiniz. Hepsi de çok basit değil mi? Ama hiçbiri kolay değil: )

27.       Gün: Çok azdır, daha çok eşyaya sahip olmak bizi azaltır. Daha çok eşya, plan, aktivite… bunlar sevdiklerimizle geçireceğimiz daha az zaman, deneyimlerimize harcayacağımız daha az para, sağlığımıza göstereceğimiz daha az özen demektir. Yani, daha az kendinden ve hayattan hoşnutluk, daha az mutluluk, daha az değer, daha az anlam… Diğer bir anlamda daha çok eşya; bizim için anlamı olan her şeyden daha aza yer olması demektir.


28.       Gün: Bir kere sadeleştikten sonra, buna devam edin: Bu öneri, beraber ilerdiğimiz 4 haftalık serüvenin son önerisi ama bu sadeleşme yolculuğunun bittiği anlamına gelmiyor. Sadeleşme bir varış noktası değil, yolculuğun ta kendisi. İstenilen sadeliğe ulaştıktan sonra artık bu sadeliği minimalist hayat standardını korumak için daha çok sorgulamalıyız. Bu yolculuğa benimle çıktığınız için teşekkür ederim. Tekrar hatırlatmak isterim ki bu seriyi theminimalists’ten bize uyarladım. Çok güzel dönüşler oldu. Bir sonraki seri ne olabilir düşünmeye başladım bile. Sizin de önerilerinizi bekliyorum. 

1. hafta derlemesi 
2. hafta derlemesi
3. hafta derlemesi



2 yorum: