27 Nisan 2018 Cuma

Fast Fashion | Hızlı Moda Nedir? OKU: Overdressed

Baharda Amazon’a üye oldum ve bir Kindle alamasam da telefon ve iPad’ime Kindle uygulamasını indirdim. Amazon’un en sevdiğim özelliklerinden birisi bilmediğin bir kitabın eğer Kindle versiyonu varsa girişten bir kısmı Kindle uygulamasına indirebilmek. Böylece 20-30 sayfa okuduktan sonra kitabın gerisini merak ediyorsanız alabiliyorsunuz.

İşte tam bu şekilde indirdim Overdressed kitabını. Kitap o kadar hoşuma gitti ki hemen yazarının instagram hesabını buldum. Derken kitabı biraz yavaş okusam da sadeleşmenin bir ayağı olan hızlı moda / fast fashion konularına da ilgi duymaya başladım.

Yazar Elizabeth L. Cline kitabın başında şöyle diyor:  Çoğunlukla ikinci el alışveriş yaparken ucuz kıyafetlerin çıkışıyla mağazalardan her zamankinden çok ucuz ucuz kıyafetler almaya başladım. Etrafımdaki herkes gibi üzerine çok düşünmeden ucuz modaya kapılmıştım. Bir gazeteci olarak sonunda bu ucuz modanın arkasındaki gizli giderleri ve endüstriyi merak etmeye başladım.

Hızlı moda dediğimiz ne peki? Geniş bir tanım yapacak olursak kaliteye çok da önem verilmeden yılda 2 ya da 4 sezon yerine iki haftada bir değişen koleksiyonlar, bir mağazaya gittiğinizde gördüğünüz kıyafeti bir dahaki gidişinizde bulamamanız, ürünlerin fiyatının ucuzlaması, bu ucuzluk nedeniyle “giymezsem atarım/veririm” düşüncesiyle fazla fazla almak, arka planda ise bu ucuzluğu yakalayabilmek için üretimin ucuz işçilik olan ülkere kayması. Hep sadeleşmeden konuşuyoruz ya elden çıkardığınız kıyafetlerin, ayakkabıların kaçının üzerinde hala etiketi vardı??


Şimdi bir kendinizi düşünün, modanın sürekli değişmesi sizi etkiliyor mu? X bir mağazaya girip bir şey beğendiğinizde bir sonraki gelişinizde onu bulmayacak olmak sizi o kıyafeti almaya itiyor mu? Ya da kaç kere beğendiğiniz bir kıyafeti denemeden “Amaaan olmazsa da bakalım, veririm birine” dediniz. Birçok kişinin psikolojik bir para sınırı var. Herkesinki farklı tabii ama çoğumuz aldığımız şey o para sınırının altında ise (mesela 20Lira) o kıyafetin üzerine olmadığını ya da evdeki hiçbir şeyle uymadığını fark ederse gidip değiştirmiyor. Çünkü o kıyafete ödediği paranın o çabaya değmeyeceğini düşünüyor.  

Geçenlerde bir mağazaya girdim. Arkadaşımın aklında olan bir ayakkabıya bakması gerekiyordu. 2 haftada bir sezonu değişen markalardan biri. Benim alacağım bir şey olmadığı için raflarda takıldım. Mevsim itibariyle genellikle kazaklar ve hırkalar ağırlıktaydı. Aynı geçen gün instagramda gelişigüzel baktığım gibi burda da rastgele belki 6-7 tane ürünün etiketine baktım. Hepsi ama hepsi %70 ya da üzeri polyester içeriyordu. Gerçekten sinir bozucu. Ve hiçbirinin fiyatı da düşük değildi. Sezon ürünü oldukları İçin gayet yüksek fiyatlıydı. Kazaklar vs zaten tshirtlere göre de pahalı. E peki üretim Çin’deyse malzeme de naylondan hallice ise neden bu kadar pahalı? 

L. Cline kitabında ziyaret ettiği üretim fabrikalarındaki çalışma koşullarından da bahsediyor. Ne yazık ki çoğunda durum içler acısı. Tahmin edebileceğiniz gibi fiziki koşulların kötülüğü, maaşların azlığı başı çeken negatif etmenler. Yukarda gördüğünüz fotoğraftaki gibi 1 doların altına yapılan kıyafetler ve bunların misli katlara alıcılara ulaşması. 

Aslında hepimiz çok ucuz bir şey aldığımızda bunu bir an belli bir sn bile olsa sorguluyoruz. Sadece kumaşını alsan x lira tutar, bunu nasıl bu paraya satıyorlar diye bir düşünürüz ama aldığımız kıyafetin arkasındaki hikayeye çok da takılmayız. Işıklar altında, şık ya da modern raflarda müziğin etkisiyle o kıyafetin üretildiği yer artık çok geride kalmıştır. Şu yanılgı da olmasın. Bir kıyafetin pahalılığı onu otomatik olarak kaliteli yapmıyor. Ne yazık ki kumaşların ve dikişlerin kalitesizliği artık tüm markalarda karşımıza çıkabilen bir şey. 

Peki ne yapalım? Hiç mi almayalım? Ben tabii size bunu öneremem. Hiç almamak kadar radikal bir yol yerine her konuda olduğu gibi alışverişte de daha bilinçli hareket ederek moda endüstrisindeki bu kötüleşmedeki etkimizi azaltabiliriz. 

  • Trendlere kapılmayın. Güzel ya da ilgi çekici bir kıyafeti arkadaşınızın üzerinde, vitrinde ya da dergide de sevebileceğinizi bilin. Her bir moda akımına uymaya , onun gerektirdiği şeyleri almaya mecbur hissetmeyin. 
  • Etikete bakmayı alışkanlık haline getirin. Kumaş çeşitlerini öğrenmek için şu yazıya göz atın
  • Kumaş çeşidini öğrendik. Güzel. Ama o kumaşın dokuması da önemli. Elinizde tutarken inceliğinden arkasını gördüğünüz bir Tshirt muhtemelen ilk yıkamada yamulacaktır. Sırf ucuz diye çöpe atacağınız bir şey almayın. 
  • Dikişler : her tarafından iplik sarkan bir kıyafet kendini anlatır da bazen biraz daha dikkatli bakmak gerekir. Paçalar ya da kollar simetrik mi , bel oyuntusu ya da sırt dikişi olması gereken yerde mi? Üşenmeyiniz. Deneyiniz. 
  • Basit tamirat öğrenin ya da bilenleri sevin, onlara iyi davranın. Bir sökük ya da yırtık yüzünden kıyafetlerinizi atmayın/ vermeyin. 
  • Dikim kıyafetler pahalı olabilir ama mahalle terziniz ya da ailede bilen biri varsa kumaşınızı seçin ve üzerinize tam oturan bir kıyafetiniz olsun. Mesela çalışıyorsanız bir etek olabilir bu. Nasıl hissettirdiğine bakın. Verdiğiniz para farkına değdiğine inanırsanız az ve öz şekilde ilerleyin. 3 tane Farklı modelde ve hiçbiri tam oturmayan siyah etek yerine bir tane 3ü fiyatına gelen dikim bir eteğiniz olsun gibi. 
  • İkinci el: neden bilmiyorum ikinci el giymekten çekinen çok kişi var ve tek sıkıntıları hijyen değil. Başka birinin gözden çıkardığı bir şeyi giymek ayıp gibi düşünülüyor sanırım. Gerçi artık yeni ikinci el platformlarının çıkmasıyla bu algı kırılacak gibi. Sizin sıkıntınız hijyense o zaman aileden ya da arkadaşlardan gelen önerilere açık olun. Eğer önerilen kıyafet temiz ve iyi koşullardaki ve size uygunsa (zevk ve beden olarak) alın. Arkadaşlarınızla da  bir gün düzenleyerek herkesin x adet kıyafet getirmesini sağlayarak kendi “Giysi Takası”nızı düzenleyebilirsiniz. Hatta bunu kitaplara vs için de uygulayabilirsiniz. 
  • Upcycle / İleri dönüşüm: paçası yıpranan kotunuz şorta, kollu gömleğiniz kolsuz bir bluza dönüşebilir. Fikirler sonsuz. Kumaşını sevip modelinden haz etmediğiniz her şey için müracaat Pinterest. 

Umarım size faydalı fikirler sunabilmişimdir. Sizin de değerli önerilerinizi bekliyorum.  



Illustration by: Alyssa Curry | Staff Illustrator




3 yorum:

  1. Benim de artık giysilere ve fast-fashion üretim yapan yerlere bakış açım değişti. Tekstil sektöründe de çalışmış Biri olarak maalesef Türk halkı etiket okumuyor; özellikle çocuklarına aldıkları giysilerin etiketlerine anneler bakmıyor;sırf rengine, süsüne bakıp alıyorlar maalesef. Mavi jeans’i seven biriydim ancak son 2 yıldır, tişörtlerinin penye kalitesi, kot pantolonlarının kumaş kalitesi iyice bozuldu. Daha önce aldıklarımı hala bozulmadan giydiğim ürünleri varken, yenileri aynı kalitede değil maalesef. Ve kup, güzel üzerine oturan model sorunu var tüm iyi bilinen markalarda. Gömleklerde göğüs pensi yok, kollar kolaya kaçıldığı için yarasa kol, elbiseler robadan vs... O yüzden mevcut sevdiğim giysilerimi uzun yıllar kullanabilmenin yollarını arıyorum. Ve uzun bir boş vaktim olduğumda dikiş öğrenmek istiyorum (Züleyha)

    YanıtlaSil
  2. O zaman ben de herkesi dikiş öğrenmeye davet ediyorum 😁 😁 parça kumaşçılardan keten şeri topluyoruz ve dikiyoruz😁 www.marifetlimuallim.com tabii ki 😎

    YanıtlaSil
  3. Kaliteli kumaş deyince genellikle polyester yerine ipek, kaşmir gibi kumaşlar öneriliyor. Fakat bu kumaşlar makinede yikanmiyor, kuru temizleme veya elde yikama gerekiyor. Çoğu zaman etikette " çamaşır makinesinde yikanmaz" ibaresini gorunce almaktan vazgeçiyorum. Elde yikamak zahmetli, kuru temizleme hem zahmetli hem maliyetli, ayrica kullanilan kimyasallar zararli diye dusunuyorum.

    YanıtlaSil