27 Haziran 2018 Çarşamba

Batum'dayız. Bir seyahat yazısı... ve yine kitap sevgisi

Batum'dan, 41 dereceden merhaba.

Şu sıralar İstanbul'da dolu telaşı var, herkes geçen yılki dolu felaketinden dersini almış, arabalarının üstünü sarmış, şemsiyelerini yedeklemiş. Buranın havası da genelde İstanbul'a benzediği için burda da yağdı yağacak sıkıntılı bir hava var. 

Ama sıkıntı sadece havada. Bizim için onun dışında hava hoş. Ailece buluşmasındayız. Abim buraya yıllar önce yerleşti ve ailesini kurdu. O zamandan beri burası bizim ikinci memleketimiz. Yine uzun zaman önce pasaport ve kapı vizesi kalkıp da sadece nüfus cüzdanıyla giriş serbest olunca bizim için hayat oldukça kolaylaştı. 

Abimlerin sık gelişi, benim de kurumsal hayatta çalışmam nedeniyle ben epeydir gelemesem de annem için "komşu" kapısı burası (bir anne için çocuğunun uzakta olması neymiş anca anlıyorum bu arada...). Ben de madem doğum iznindeyim hadi alalım çocukları da gidelim dedim anneme. 

Trabzon üzerinden biraz dolambaçlı bir şekilde olsa da pazartesi akşamı sağ salim vardık çok şükür. Batum; Hopa'ya komşu bir Gürcü şehri. Sahilde olmasından dolayı sanırım tam bir yazlık havasında. Ben de en çok bunu seviyorum. 

Tarihi binalar, geniş sokaklar, ağaçlar, ağaçlar ve ağaçlar...

2 gündür akşamüstü hava serinleyip de sokağa çıkabilince ister istemez kıyaslama yapmaya başladım. Size aslında parktan bir fotoğraf çekecektim bu yazının kapak fotoğrafı için. Ama tam fotoğrafı çekecekken yağmur başladı ve çocuklarla koşmaya başladık o yüzden ben tarif edeyim siz de hayal edin olmaz mı? Kocaman bir park düşünün içinde geniş yürüyüş yolları olan. Yolun iki yanı koca ağaçlar. Ağaçların dalları yolun üzerine doğru eğilmiş. Tam ortada durup da ileri baktığınızda karşınızda bir yol değil de bir ekran koruyucu fotoğrafı duruyor sanki, özenle çekilmiş biraz da filtrelenmiş, renklere canlılık verilmiş. Ama bu gerçek ve capcanlı karşımda.

Parka gitmemizin ilk nedeni yeğenlerimin de katıldığı dans festivaliydi. Parkın içinde yüksek tavanlı bir gösteri salonu var. salonun en tepesine doğru yan duvarlarda açık pencereler var ve salonun içinde de kuş yuvaları. Siz gösteriyi izlerken arada içeri (hatta sahneye) bir kuş girip çıkıyor. Tavanda da tabii kuşların uçtuğu bir gökyüzü resmi... 

Parkın içinde bir minik kuş parkı var. Tavuskuşları başta olmak üzere çeşit çeşit kuşun yanından geçerek yürüyorsunuz.

Bugün yine parkların içinden yürüdük, yürüyüşün sonunda ise ben son geldiğimde farklı bir işletmesi olan yenilenmiş kafenin gölgesine sığındık. İç kısmının ve mönünün aslında herhangi bir İstanbuldaki kafeden farkı yoktu. Mönüde haçapuri olması dışında tabii: ) Ama bizim evde zaten el yapımı olduğu için dışardakileri yemeye fırsat olmuyor o ayrı. 

Akşamüstü ise ise evin altında olan içinde bir de kitapçı olan kafeye gittik. Benim artık seyahatlerden almayı (ve yurtdışına gidenlerden de soran olursa istediğim) yegane şey çocuk kitabı. Mümkünse o ülkenin dilinde ve çizerlerinden çıkma kitaplar. Hatta Hayatını Hafiflet youtube kanalının sahibi Zeynep'in videosunda duvardaki raflarda çocuk kitaplarını gören biri yorum yazmıştı oğlunuz kaç dil biliyor diye: ) Aslında bilmiyor tabii. Benim ya da babasının bilmediği bir dilde ise soruyoruz, hikayesini öğrenip o şekilde de anlatıyoruz kitabı elimize alınca. Bugün bir Ozan'a bir de Kaan'a kitap aldım. Kaan'ınki (4 yaş) bir vinç operatörünün başından geçen bir hikaye. Onu sağ olsun yeğenim tercüme etti. kısa ve fotoğraflardan da takip edilebiliyor zaten. Diğeri ise türkçe olarak da sık bulunabilen bir ilk kelimeler kitabı. Onu da Ozan için (4 ay) aldım. Zaten önemli olan birçok farklı resmi bir arada görmesi. 

Önümüzde 4 gün daha var. Hedefim parklarda uzun vakit geçirmek, bisiklet kiralayarak ailece (ben, yeğenlerim ve Kaan) dolanmak, buranın London Eye'ı Alfabe Kulesi'nde dönmedolaba binmek, Botanik bahçesine gitmek ve teleferiğe binerek Batum'u yukardan izlemek. Bir de bol bol haçapuri yemek ve borjomi (soda) içmek.

2 gündür üzerimde bir rehavet var hiç fotoğraf çekemedim ama umarım seyahatin gerisini bol bol fotoğraflarım. Şimdi yazıyı bitirip yeğenimle eski fotoğraflardan albüm hazırlama zamanı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder