23 Aralık 2016 Cuma

Rüzgar Mira Okan'dan gardrobunuzu stilize şekilde sadeleştirecek sorular I Oku: Kendi Stilini Yarat




Modayla biraz haşır neşir olan kadınların büyük ihtimalle duyduğu bir kalıp vardır: mutlaka siyah mini bir elbisen olsun (little black dress). Peki gerçekten olsun mu?

Siyah elbiseye geri dönmeden önce biraz Rüzgar Mira Okan’dan konuşalım.

Geçen hafta bir eğitime katıldım. Normalde bu tarz eğitimleri ve eğitim verenleri uzaktan biraz şüpheyle izlediğim için açıkçası biraz önyargıyla gittim. Derken zaman geldi, 70 kadın U düzende kocaman bir salonda oturduk  ve hazırlıklarını yapmış bizi beklemekte olan Rüzgar Mira Okan’ı (RMO)dinlemeye başladık.

RMO hem bireylerle hem de kurumlarla çalışan bir stil danışmanı. Bizlerle olan eğitimine Stilinizi be ışığınızı yansıtın sloganı ile başladı. Bizlere "Bu moda bunu da al, bak dolabında olması gereken temel 33 parça şu, onları da al” gibi bir yaklaşım yerine biraz temel konulardan girip "Gardıropta 5 pantolon 6 gömlek üst üste asılmaktan bel yapan askılar ruhumuzda daha da ağırlar." diyerek dikkatimizi çektikten sonra bize 4 aşamalı gardrop detoksunu önerdi. 

Minimalizmle-sadeleşmeyle yolu kesişenlerin duyduğu hatta (umuyorum ki) deneyimledikleri bir şey bu. Sadeleşme kapsamındaki sadeleşme hareketinde her bir kıyafet için şu sorular sorulur:
1.      Bu kıyafeti son 1 yılda/6 ayda giydin mi?
2.       Bunu giyerken mutlu musun?


Rüzgar Mira ise aşağıdaki soruları da ekliyor. Ve bence bunlar kalmasını düşündükleriniz için çok önemli sorular.

Bu kıyafet;
1.       Vücut şekline uygun mu? (elma, armut, kum saati gibi)
2.       Vücut tipine uygun mu? (kaslı, çok zayıf, yuvarlak hatlar gibi)
3.       Vücut ölçülerine uygun mu? (bacak uzunluğu vs ölçülere göre)
4.       Peki eğer çalışıyorsan iş için mi sosyal hayat için mi uygun?

Aslında bu sorulara cevap vermek için vücut şekli, tipi konularında biraz okumak anlamak gerekiyor: Bunun içinse kaynak nedir bilemiyorum.  RMO’nun kendi kitabında detaylı anlattığını düşünüyorum, sipariş verdiğim kitap geldiğinde size bir güncelleme yazarım.

Tüm bunları yaptığınızda artık rahatlıkla kullanacağınız, belki biraz “kısa” kalmışsa bilinçli bir alışverişle destekleyeceğiniz bir gardrobunuz olacak. Bundan sonra da sadece vitrinde ya da bir arkadaşınızda/mankende gördünüz diye hoşunuza gidip anlık dürtülerle alışveriş yapmayacaksınız.  

Gelelim siyah mini(k) elbiseye; bacaklarınız düzgünse neden olmasın? Ama belki beliniz biraz kalınsa düz siyah değil de belde biraz içe doğru bir eki, kumaş oyunu olan bir elbiseniz olsa daha iyi. 

Yani siz boş verin süregelmiş kalıplaşmış listeleri, size ne uyuyor ona bakın. Belki de bundan sonra 
siz bir elbise kadını olur tüm eteklerinizi elden çıkarırsınız belli mi olur?

RMO’nun 2016 Mayıs’ındaki TED konuşması için buraya; Vücut Şekline Göre Giyim Tüyoları içinse buraya tıklayabilirsiniz.

Yazıyı yine ondan bir alıntıyla bitirmek istiyorum.

Yalınlaş ve özgürleş; ruhunu besle bedenini giydir

15 Aralık 2016 Perşembe

TOMS, sosyal sorumluluk üzerine kurulan bir şirket


Konusu minimalizm olan bir blogda bir marka üzerine yazmak biraz çelişkili olabilir ama söz konusu marka tamamen iyilik üzerine kurulmuşsa ve insanlar eninde sonunda ihtiyaçları için alışveriş yapıyorlarsa yazmak gerek diye düşünüyorum.

Toms benim için espadrillerin pahalı bir şekilde geri dönüşü demek olmuştu. Birden sokaklarda herkesin ayağında eskiden moda olan espadrillerin çeşit çeşit renk ve desenlerde oluşu bende "amaaan bir şey de moda olmaya görsün, hemen suyu çıkar" düşüncesi yaratmıştı.

Derken 2014'te oğlum Kaan daha 3 aylıkken bir kampanya başladı, Toms'un çıplak ayakla çekilen ve belli bir hashtag'l3 yayınlanacak her fotoğraf için bir çift ayakkabı bagışlayacağı söyleniyordu. Kaan'ın minnak ayaklarını çekerek ben de katıldım. Sonra Bebek'te One Day Without Shoes (Ayakkabısız Bir Gün) etkinliği düzenlendi. Hepsine toplamda bakınca bir markanın satış ve bilinirlik için yaptığı dönemsel bir kampanya gibi görünüyordu. 

Oysa değilmiş. Dün katıldığım marka konferansında Toms'un Türkiye Genel Müdürü Rıfat Elhadef'in konuşmasından kısaca derlemek istiyorum, ben çok etkilendim. Belki başkalarına da ilham olur:

Toms zaten en baştan kurucusu Blake Mycoskie tarafından ihtiyaç sahiplerine ürün dağıtımını sürdürülebilir kılacak bir yatırım yapmak için kurulmuş. Yani sürekli olarak ayakkabı satışı çocuklara sürdürülebilir bir yardım hedeflemiş. Öyle bir kerelik filan değil; okul hayatı boyunca her sene bir çift ayakkabısı olacak şekilde yardım sağlanıyormuş çocuklara. 

Dün izlediğim konuşmaya göre okula gidebilecek bir ayakkabısı olması bir çocuğun okula gidebilme şansını &62 oranında arttırıyormuş. Bu aslında çok da tahmin edilemez bir gerçek değil. Bunun yanı sıra 10 yılda 70 milyon çocuğa (devam eden) ayakkabı temininde bulunmuşlar. Dün de Marka Konfereansı'nda farkındalık yaratırken bir yandan da Van'a 10.000 .çocuğa okul hayatları boyunca giyecekleri ayakkabıyı bağışlayacaklarını ilan ettiler. 

Toms hakkında bir çok yazı var. Ben yazıdaki rakamları dünkü konuşmadan aldım ama biraz eski de olsa daha detaylı rakamları şurdan ulaşabilirsiniz. Bir de 2014'ten Ayşe Arman röportajı için de buraya tıklayabilirsiniz.

Bu arada Toms'un adı da Shoes for Tomorrow (yarının ayakkabıları) sloganından geliyormuş.